HACETTEPE'YE KAÇAK GİREN ÇETELER PALAYLA ÖĞRENCİLERE SALDIRIYOR!
Hacettepe'de dışardan okula alınan ülkücü çeteler ellerinde palalarla sıra arkadaşlarımızı kovalıyor ve saldırıyor! Bu saldırıda sıra arkadaşlarımız yaralanmasına rağmen polis saldırganları değil sıra arkadaşlarımızı gözaltına alıyor!
Kampüslerimize her gün gerici ve ülkücü çeteleri sokmaya çalışan kayyum rektörlerden ve Saray'dan hesap soracak, arkadaşlarımıza yapılmasına göz yumulan bu saldırıyı unutmayacağız!
Geçtiğimiz günlerde zamlı rezervasyon sistemine karşı yapılan eylemde 38 Hacettepeli alındı. Uygulanan şiddet ve işkence sonucu bir arkadaşımızın omurgasında hasar tespit edildi.
Hacettepe’nin kayyumu Cahit'e soruyoruz: Öğrencilere şiddet uygulayan ÖGB'yi #BizTanıyoruz, ya sen?
Geçtiğimiz günlerde zamlı rezervasyon sistemine karşı yapılan eylemde 38 Hacettepeli alındı. Uygulanan şiddet ve işkence sonucu bir arkadaşımızın omurgasında hasar tespit edildi.
Hacettepe’nin kayyumu Cahit'e soruyoruz: Öğrencilere şiddet uygulayan ÖGB'yi #BizTanıyoruz, ya sen?
-İFŞA-
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Dr. Barış Erdal tacizcidir.
Okulun Müzikoloji bölümünde öğrenim gören arkadaş��m Yaren’in X hesabı olmadığı için, onun onayı dahilinde beyanını ve görselleri onun adına paylaşıyorum;
Merhaba, ben Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzikoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi Yaren Yalçın. Bu yazıyı, öğretim görevlisi Prof. Dr. Barış Erdal tarafından sistematik olarak yaşadığım mesleği kötüye kullanma, etik sınırları ihlal etme ve taciz hakkında bir ifşa olarak yazıyorum.
Olay, 18 Mayıs 2025 tarihinde Instagram üzerinden bana gönderilen bir mesajla başladı. Gece saat 03.13’te yazdığı mesaj üzerine cevap verdim. Daha sonra beni kahve içmeye davet etti, fakat görmezden geldim. Ardından WhatsApp’tan “hey, orada kimse var mı?” şeklinde bir mesaj gönderdi. Ben de saatler sonra “kusura bakmayın şehir dışındaydım” diye yalan söyleyerek cevap verdim; çünkü ne diyeceğimi bilemedim. Oysa o tarihlerde Ankara’daki evimdeydim.
Ders saatleri dışında, yalnız kaldığımız anlarda (kendisi aynı zamanda benim bireysel piyano hocamdı) defalarca bira, rakı ya da kahve içmeye davet etti. Ben bu teklifleri sürekli geçiştiriyor, iyi niyetli görünmeye çalışıyordum; çünkü hocam olması sebebiyle üzerimde ciddi bir otorite baskısı vardı. Ancak yalnız kalmaktan korktuğum için bir gün odasına eser seçmeye giderken bir kız arkadaşımı dışarıda bekletmek zorunda kaldım.
Can güvenliğimden endişelendiğim için o gün ses kaydı başlattım. Normalde 10 dakika sürmesi gereken eser seçme süreci, 2 saat 9 dakika sürdü. Bu süre boyunca benimle havadan sudan sohbet etti. Bitirme projem için ne yazacağımı bilmediğimi söylediğimde bana, bir arkadaşının “tango ve cinsellik” üzerine yazdığını anlattı. Ardından bana ilgi alanlarımı bulmam gerektiğini söyledi ve kendi ilgi alanı olarak BDSM’den bahsetti. “Müzisyenlerin cinselliği, Türkiye’de pek konuşulmayan bir konu” dedi. Ben de o anki baskı ortamında, yalnızca “haklısınız hocam” gibi cevaplarla geçiştirmek zorunda kaldım.
Görüşmenin sonunda beni bira içmeye davet etti. “Bira sevmiyorum” diyerek yine yalan söyledim. Bunun üzerine “öyleyse rakı içelim” diyerek daha da cüretkâr bir teklif yaptı. Ben tekrar “işten dolayı çok yoğunum” diyerek konuyu kapatmaya çalıştım. Çıkarken de “müsait olduğunda dışarıda oturalım” dedi.
Final haftası boyunca Instagram üzerinden hikâyelerime cevap veriyor, “işin hâlâ yoğun mu?” diye sorular soruyordu. Bütünleme haftasında piyano sınavına girdiğimde, sınav yapmak yerine bana parçaları çalıştırıp yüksek not verdi. Ardından odasından çıkarken yeniden “müsait misin?” diye sordu. Ben de “saat 5’te işte olmam lazım” dedim. Bunun üzerine “ben seni bırakırım” dedi. Bir arkadaşımın beni beklediğini söyleyince “ben ararım o arkadaşını” dedi. O an çok çaresiz hissettim. Statüsünün üzerimde kurduğu baskı sebebiyle hiçbir zaman net bir şekilde ���hayır” diyemedim.
Okul bittikten sonra da birkaç kez bana ulaştı; işimin hâlâ yoğun olup olmadığını sordu, hatta kampa davet etti. Yine yoğun olduğumu söyleyerek reddettim. Daha sonra benim gibi bu durumu yaşayan pek çok arkadaşım olduğunu öğrendim.
Ben bu yazıyı yalnızca kendi yaşadıklarımı anlatmak için değil, benim gibi bu duruma maruz kalan diğer arkadaşlarım adına da yazıyorum. Hiç kimse mesleki otoritesini öğrenciler üzerinde baskı kurmak, rıza inşası yapmak, manipülasyon ya da taciz için kullanamaz.