Adı üzerinde Aile Dayanışma Ağı’nda avukat değil eş olarak yaptığım açıklamam belli ki muktedirleri rahatsız etmiş. Etkili olan hiçbir şey cezasız kalmıyor, bunu çoktan öğrendik.
Haksızlığa boğduğunuz insanların acısından ve hakikati dile getirmesinden korkmakta haklısınız.
Zira bu artık hukuk bir yana, vicdandan da eser kalmadığının ortaya konulmasıdır.
İstediğiniz boynu bükük, gözü yaşlı mağdur prototipine uymadık diye tehdit olarak algılanmamız abesle iştigal.
“Bu defa da salmadılar tüh” deyip eve gidecek yüreğimizin kalmamış olmasının açıklamasını yapmam.
Benim savaşım hukuk savaşı, insanlık savaşı.
İstediğiniz kadar sorgulayabilirsiniz.
Acı sorgulanmaz.
Ben acımı sorgulatmam.
Yepyeni yollar yapıp eski kafalarla gişe düzenini devam ettirirseniz daha çok insan kaybederiz.
Gişe ile otobüs arasına sıkışan otomobil dümdüz olmuş, hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah sabır versin.
@kmotoyolu
Video serimizin bu bölümünde: "Suçlu olduğunu bildiğin birini nasıl savunursun?" sorusuyla başlayan vicdan muhasebesinden, mesleğin getirdiği ağır psikolojik yüke kadar her şeyi sansürsüzce konuştuk. Ceza avukatlığının avantajları, sizi bekleyen büyük zorluklar ve kimsenin dile getirmeye cesaret edemediği o tabular... Konuğumuz Av. Mehmet ZENGİN hepsini bizlere anlattı. Hepsi bu videoda!
https://t.co/XQKFpJ4Mj7
Ceza yargılamasında beklenen usulleri yerine getiren ve biz avukatlara meslektaşlarım diyerek başlayan, mesleğinden dolayı tutuklu bulunan Av. Mehmet Pehlivan’ı SEGBİS ile duruşmaya bağlayan Hakim Bey’in şu süreçte örnek alınmasını temenni ediyorum…
Tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan: Bu ikonik an Türk hukuk tarihi için çok önemlidir.
Bu durum müvekkilimin ve benim adil yargılanma hakkımın ihlal edildiğini gösteriyor.
Bu halde nasıl savunma yapabilirim? Bu halde savunma yapmayı reddediyorum.
Bir sonraki celse duruşma salonuna getirilerek savunma imkanımın verilmesini talep ederim.
Halkın hak arama özgürlüğü için direnen avukatları görmek istiyorsanız polis barikatlarının eşiğine bakınız. Silivri zindanlarında yatan Can Atalaylara, Çorlu hücrelerinde haykıran Mehmet Pehlivanlara bakınız.
Konforlu tepkiselliğin, bir kısım mağdur vekilliğinin magazinsel çıkışlarıyla savunma hakkı ayakta tutulamaz.
İBB soruşturması kapsamında müdafiliğini yaptığım Gökhan Köseoğlu ile avukat görüşü yapmak için 04.05.2025 tarihinde Tekirdağ Ceza İnfaz Kurumuna gittiğimde görevli memurlar tarafından müvekkilimle görüş yapmam engellenmiştir.
Bunun üzerine kanunlara aykırı hiç bir fiilim olmamasına ve müvekkilimle görüşmemin engellenmesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmeme rağmen Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda kurum güvenliğini tehlikeye attığımdan bahisle inceleme başlatıldığını bugün tarafıma tebliğ edilen evrakla öğrendim.
Avukatlık görevimi icra etmek ve meslek onurunu savunmak için gösterdiğim tepki neticesinde hakkımda başlatılan inceleme avukatlarım tarafından takip edilecektir.
Avukatlık mesleğinin onuruna aykırılık teşkil eden tüm hususlara karşı her zaman tepki göstermeye devam edeceğim. Destek veren meslektaşlarıma teşekkür ederim.
En komik olan savunmayı savunuyoruz deyip aynı cümleleri evirip çevirip her konuya uyarlamanız. Etkinlik sıfır. Temsillik sıfır. Açamadınız barikatları. Müzakere yok mücadele var dedik içeride oturacağız dediniz. Genç, etkin ve hatip olan bir baro başkanı istiyorum.
Anayasa madde 34'e açıkça aykırı şekilde kanunsuz emre uyan polislerin sert müdahalesine rağmen, Çağlayan Adliyesindeyiz! Tüm meslektaşlarımızı savunmayı savunmak, meslek onuruna sahip çıkmak için Çağlayan'a çağrıyoruz!
Meslektaşım @mehmettpehlivan’ın ifadeye çağrıldığını cübbe giydirmeden 5 dk önce öğrendim. Benden 3 önceki sırada da İstanbul CBS Vekili cübbe giydirip hukukun üstünlüğü ile ilgili bir konuşma yapmıştı. Kendilerine öncelikle savunmaya operasyon yapmayı durdurmalarını önerdim.
Makamları yüce, kadirşinaslıkları hudutsuz Cumhuriyet savcılarımız, muhteşem hukuk nosyonlarıyla yargı pratiğimize yepyeni usuller kazandırdılar:
Özellikle, “şüphelileri etkin pişmanlığa ikna etmek için cezaevlerinden getirtip adliyede kebap ısmarlamak” şeklinde geliştirilen yöntem, Kıta Avrupası ve Anglo Sakson hukuk sistemlerinde büyük bir heyecan yarattı.
Yeni yöntem, kebap gibi dahiyane bir imza ile de Türk’ün uluslararası hukuk literatüründeki güç ve kudretini pekiştirdi.
Aynı zamanda kudretli savcılarımızın kebap yeme esnasında şüphelilere “ailene kavuşmak ister misin” şeklindeki soruları da, 2025 Aile Yılı’nın uluslararası tanıtımı açısından büyük önem taşıyor.
İBB SAVUNMA AVUKATLARI ADINA DUYURUDUR
Aynı soruşturmadan tutuklu ve ikametgahları İstanbul olan müvekkillerimizin, tutukluluklarının üzerinden yalnızca 2 ay geçtikten sonra İzmir, Eskişehir, Balıkesir, Bolu, Tekirdağ gibi uzak illere herhangi bir hukuki ve makul gerekçe gösterilmeksizin nakledilmeleri kabul edilemezdir.
🔹 Bu uygulama:
•CMK m. 147, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6 ile güvence altına alınan adil yargılanma ve savunma hakkına açık bir müdahaledir.
•Avukat-müvekkil görüşlerini düzenli ve etkili şekilde yapmayı fiilen imkânsızlaştırmaktadır.
•Ailelerle temasın engellenmesi suretiyle sosyal izolasyon yaratmakta, bu yönüyle insan hakları ihlaline dönüşmektedir.
🛑 Nakil işlemlerinin dayanağı olarak hiçbir somut güvenlik veya idari zorunluluk gösterilmemiştir. Aksine, bu uygulama keyfi ve cezalandırıcı nitelikte olup, savunmayı parçalamayı ve bireyleri yıldırmayı amaçladığı izlenimi vermektedir.
⚠️ Ayrıca, sevk edildikleri ceza infaz kurumlarında müvekkillerimiz; kapkaç, gasp, yaralama gibi şiddet içeren adi suçlardan tutuklu veya hükümlülerle aynı koğuşlarda tutulmaktadır. Oysa kendilerine yöneltilen suçlamalar rüşvet, yolsuzluk gibi şiddet içermeyen beyaz yaka suçlar niteliğindedir.
Bu durum:
•Kişi güvenliğini açıkça tehlikeye atmakta,
•Cezaevi idaresinin koruma ve ayrıştırma yükümlülüğünü ihlal etmektedir,
•AİHS m. 2 (yaşam hakkı) ve m. 3 (kötü muamele yasağı) ile bağdaşmamaktadır.
📌 Cezaevi idaresinin bu sorumluluğu, sadece fiziksel şiddeti önlemekle sınırlı değil, aynı zamanda tutukluların psikolojik ve sosyal bütünlüğünü korumak yükümlülüğünü de içerir. Bu uygulamalar, hem Avrupa Cezaevi Kurallarına hem de BM Mandela Kurallarına aykırıdır.
📣 Sonuç olarak:
Müvekkillerimizin savunma haklarının zayıflatılmasına, kişi güvenliklerinin tehlikeye atılmasına ve tutukluluğun cezalandırmaya dönüşmesine karşı sessiz kalmayacağız.
Bu hukuksuz sevk uygulamalarının derhal durdurulmasını, tutuklu müvekkillerimizin ikametlerine en yakın cezaevilerine naklini ve benzer suçlardan itham edilen kişilerle aynı yerde tutulmalarını hukuka aykırı bu işlemler nedeniyle sorumlular hakkında adli ve idari işlem başlatılmasını talep ediyoruz.
CHP’li siyasetçilere ve belediye çalışanlarına yapılan son operasyonu yöneten Savcı, emrinde çalışan polislere talimat vererek bir şüpheliyle avukat görüşüne giren müdafinin başka bir şüpheliyle görüşmesini dahi yasaklamıştır. Bu husus yazılı değil sözlü bir talimata dayandırılmış ve de polis tarafından bu husus tutanağa bağlanmıştır.
Bu operasyon işte bu kadar keyfidir. Savcılığa hiçbir Kanun, hiçbir mevzuat hükmü yeterli gelmemekte, sürekli olarak hukuksuzluk kural haline getirilmektedir. Bu hukuksuz uygulamaya karşı tabi ki yasal haklarımızı kullanacağız.
Ha bir de; Savunmanın olmadığı, yok edilmek istendiği bir operasyona karşı durmak yerine, sonucundan medet uman kim varsa ellerini ovuşturarak beklemesin, avucunu yalar!
Haksızlıkla mücadelenin gününde iyi ki doğdunuz Gürkan Bey! Sizi çirkin bir iftira sebebiyle tanımış olmanın hüznü içerisindeyim. Sizin dediğiniz gibi; “Dostlarımızı, umutlarımızı, düşlerimizi, fikirlerimizi hapsedemeyecekler.” Mücadeleye devam @akgungurkan#DoğumGünü1Mayıs
Herkese iyi akşamlar.
Bir avukat olarak bildiklerimi sizlerle paylaşmanın gerektiğine inanıyorum.
Dostlarım ortada ne turp var ne de elle tutulabilir bir dosya.
Öyle çaresizler ki jammerları para dolu çanta olarak lanse edecek, tutuklulara eşi çocuğu üzerinden gözdağı verecek, 3 yıl arayla olan görüntüleri tek video haline getirecek kadar alçaldılar ama en fenası bunlar değil.
Avukatlar 23 Mart günü adliyeye sokulmadılar. Aslında bu muamele yalnızca muhalif avukatlara yönelikti. Peki bu sırada iktidara yakın avukatlar(!) ne yapıyordu gelin bakalım...
Soyadıyla ironik şekilde genç bir hanım ablamız var. Adı Merve. Bu ablamız İBB AKP'deyken Meclis Başkanlığı görevini yürüten, şu anda da iktidarın arka bahçesi niteliğindeki İstanbul 2 Nolu Barosu'na kayıtlı "M.M.G." kod adlı bir avukatın ofisinde çalışıyor. Tabi ki bu bilgiler henüz bir şey anlatmıyor. Merve hanım çok maharetli. Buraya dikkat edin lütfen.
Bu ablamız dosyalarına dahi vakıf olmadığı sanıkları tek tek gezerek "etkin pişmanlığın" yani itirafçılığın faydalarını anlatarak İmamoğlu aleyhinde ne söylemeleri gerektiğini dikte edip kulis faaliyeti yürütüyor.
Dilerse şikayetçi olabilir -ki olamaz isim/adres vermedim :)- biz de "belgelerimizi" sunarız.
Kendisini dostane biçimde uyarayım.
Bu işlere girmesin. Çoluğunun çocuğunun suratına utanmadan, çekinmeden bakabilsin.
Bu düzen değişecek, emin olun değişecek. Kolay olmayacak ama değişecek. Herkes planını buna göre yapsın.
#MilletBüyüktür