ITÜ Mimarlık Fakültesi Birincisi, Emek Gençliği üyesi Bahadır mezuniyet töreninde konuştu: "Türkiye'yi bu karanlıktan çıkaracak yegane şey bizlerin ama sadece bizlerin örgütlü mücadelesi olacaktır."
X HESABIMIZ ERİŞİME ENGELLENDİ!
Saray rejimi, NATO zirvesi yaklaşırken baskı ve saldırılarını artırıyor! Sansür yasalarıyla gazetecileri, sendikacıları, sömürüye ses çıkaranları tutuklayarak sindirmeye çalışan sermaye iktidarı; sosyal medyayı da bu saldırıların dışında tutmuyor.
19 Mart eylemleri sürecinde kapatılan X hesabımızın ardından, NATO zirvesi öncesinde hesabımız bir kez daha Türkiye'de erişime engellendi!
Dayanışmayı büyütelim ve bu saldırılara karşı sesimizi güçlendirelim!
Muhalefeti kırmaya yönelik saldırılara devam eden sermeye düzeni, okulumuzun 2 akademisyenininde aralarında bulunduğu 30 kişi için gözaltı kararı verdi. Bütün sıra arkadaşlarımızı hukuksuz gözaltılara karşı birleşmeye, örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz!
İBB soruşturması kapsamında okulumuzun Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasin Çağatay Seçkin ve İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tuğba Ölmez Hancı gözaltına alındı.
+++
İTÜ’de yaşanan tacize tepki gösteren öğrenciler, rektörlük önüne yürüdü
📢Yurtlarda güvende değiliz, CİTÖK derhal aktifleştirilsin, sorumlular hesap versin!
https://t.co/wPh3MKGn7u
Kampüslerimizi kadınlar için güvenli hale getirmenin asıl yolu, öğrencilerin de üniversitede sözünün geçmesiyle, etkin CİTÖK'le ,öğrencilerin tacize ve sapıklığa karşı ortak duruşuyla olacaktır. Arkadaşlarımızı kampüsümüzü daha güvenli hale getirmek için mücadeleye çağırıyoruz.
Öğrencilerin her türlü hareketini takip etmek üzere kampüse tüm giriş çıkışlara kart sistemi getiren, dönemin başında kampüsün içine polislerin koşulsuz girebilmesini sağlayan anlaşmaları imzalayan İTÜ yönetimi, bir sapığın kız yurduna kadar gelip içeri girmesini engelleyemiyor.
Burdan anlıyoruz ki alınan hiçbir önlem, verilen hiçbir karar kampüslerimizi güvenli hale getirmeye yönelik değil. İTÜ yönetiminin güvenliği bahane ederek aldığı tüm tavırlar aslen öğrencileri gözetlemeye, bir araya gelmelerini engellemeye yönelik uygulamalar olduğu açıktır.
Türkiye'nin dört bir yanında, kurulduğu 1949'dan bu yana halklara ölüm ve yoksulluktan başka hiçbir şey getirmeyen emperyalist savaş örgütü NATO'ya karşı bir aradaydık!
NATO'DAN ÇIKILSIN, NATO DAĞITILSIN!
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
📍 İstanbul
444D!
4.ayın 4.gününde saat 4'te, NATO'nun kuruluş yıldönümünde, emperyalizme ve savaşlara karşı Taksim AKM önünde buluşup 6.Filo'yu denize döktüğümüz Dolmabahçe'ye yürüyoruz!
🗓 4 Nisan Cumartesi
⏰ 16.00
📍 Taksim AKM önü
Emperyalizme ve savaşa karşı yürüyoruz!
İstanbul gençliğini de antiemperyalist mücadeleyi yükseltmeye, İran halkıyla dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz!
Boğaziçi öğrencilerinin, tek adamın üniversitelerini ablukaya alışına karşı düzenlediği basın açıklamasında MYK üyemiz Sude ŞENER tuttuğu döviz bahane gösterilerek gözaltına alındı.
İktidarın keyfi gözaltıları ve baskıları gençliğin mücadelesini yıldıramaz!
ROJAVA'NIN MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ!
Kuşatma Son Bulsun!
Kürt halkının talepleri tanınsın!
Suriye’de HTŞ çetelerinin saldırıları, Rojava’yı teslim almaya yöneliktir. Kürtlerin yaşadığı yerlerin bombalanması, İŞİD artıklarının yeniden ortaya çıkan kafa kesme görüntüleri bölgeyi savaş ve zor yoluyla yeniden dizayn etmeye çalışan politikaların devamıdır. Kürt halkının yaşam alanlarını hedef alan bu saldırılar; yerinden etmeyi, korkutmayı ve kazanılmış hakları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. HTŞ, emperyalistlerin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme planlarının ve saray rejimin Rojava’daki Kürt kazanımlarını tasfiye etmeye dönük siyasetinin sahadaki taşeronudur. Bölgedeki saldırılar Saray rejiminin siyasi, askeri ve lojistik işbirliği olmaksızın düşünülemez.
Rojava'nın kuşatma altına alınmasını, Kürt bölgelerine yönelik saldırıları protesto etmek için Amed ve Wan’da barışçıl ve demokratik eylemler düzenleyen insanlar kolluk şiddetiyle karşı karşıya kalmış, gözaltına alınmış, eylemleri yasaklanmıştır. Kürt halkına dönük saldırılara itiraz edenlerin susturulması, Suriye’de emperyalist güçlerin ve Türkiye’deki saray rejiminin ortaklaşa yürüttüğü savaş siyasetinin içerideki tamamlayıcı ayağıdır. Dışarıda HTŞ ve İŞİD'li çeteler üzerinden sürdürülen saldırganlık, içeride barışı savunanların bastırılmasıyla tamamlanmaktadır. Bu nedenle protestolara yönelik polis şiddeti, hem bir hak ihlali, hem de Türkiye’de barış ihtimalini bilinçli biçimde baltalayan politik bir tercihtir. Savaşı derinleştiren bu hat, halkların birlikte yaşam umudunu hedef almaktadır. Suriye’de halkların eşit ve özgür bir gelecek kurmasına yönelen cihatçı terör karşısında sessiz kalınması istenmektedir. Ancak halkların hafızası da, direnci de sınır tanımaz.
Kürt sorunu, sınır ötesi operasyonlarla da, savaş ve baskı politikalarıyla da çözülemez! Çözüm; Kürt halkının eşit yurttaşlık ve özgürlük taleplerinin tanınmasından ve barıştan yana bir siyasetin inşa edilmesinden geçer.
Cihatçı çetelerle sürdürülen her türlü siyasi, askeri ve lojistik ilişki kesilmeli; halklara karşı suç işleyen yapılarla kurulan bu kirli hat dağıtılmalıdır. Türkiye’de barışın kalıcı biçimde tesis edilebilmesi için inkâr ve baskı politikaları terk edilmeli, demokratik çözümün önünü açacak somut adımlar derhal atılmalıdır. Rojava’ya yönelik HTŞ saldırılarını protesto ederken gözaltına alınan herkes koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır.
Rojava Rojavalılarındır!
Kaderini Kürtler tayin etmeli ve kuşatma kaldırılmalıdır.
Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasının önemli basamaklarından biri olarak görülen Suriye’de yıllardır IŞİD vahşetini durdurmak için mücadele eden Kürt güçleri El Kaide-IŞİD kalıntısı Eş Şara iktidarının işbaşına getirilmesinden itibaren kıskaca alındı.
PYD ve Şara iktidarı arasında imzalanan ve olgunlaşması yılbaşına kadar ‘sürece bırakılan’ 10 Mart mutabakatı giderek Kürtler için bir Demokles Kılıcı olarak kullanıldı. Yılın başından itibaren Halep’teki yerleşim bölgelerine saldırı düzenleyen Suriye askeri güçleri iç savaş zamanının çetelerini, Türkiye‘nin desteklediği SMO güçlerinin de seferber olduğu bir muharebe ile Kürtleri iki mahalleden çıkararak Rakka’dan ilerleyerek Rojava’yı kuşatmış bulunuyor.
Rojava’da 2012’de oluşan Kürt kantonu bugün yok edilmek, Kürt direnişi kırılmak isteniyor. İçeride ‘terörsüz Türkiye’ sürecini başlatan ve bunun Suriye’yi de kapsaması için ABD, Şara arasında mekik diplomasisi yaparak kendi bölgesel stratejisini gerçekleştirebilmek için Suriye’de Kürt halkına dayatmalarda bulunan, Erdoğan iktidarının en büyük emeli de Rojava’dan kurtulmaktır.
Bugün gelinen süreçte güdümlü medyanın bir Erdoğan zaferi olarak propagandası yapılan saldırılar ve Rojava’nın kuşatılması Kürtlerin bir kez daha, yerel ve uluslararası güçlerin pazarlık masasında ve sahada adım adım geliştirdikleri bölgesel dizayn bağlamında ihanet ve satış sözleşmesiyle sınandıklarını gösteriyor.
Rojava’nın statüsünü dağıtmak için ABD’nin önünde şimdi hazırola geçen IŞİD güçleri; hala IŞİD’le mücadele sürdürerek onunla işbirliği yapan ABD emperyalizmi; silahlı çeteleri teşvik, Şara’yı kardeş ilan eden Türkiye yönetimi; gerici Ortadoğu diktatörlükleri hep birlikte Rojava’ya çullanmış durumdalar. Atanmış sömürge valisi Tom Barrack ise bu birleşik cepheyi koordine etmekle meşgul.
Rojava Rojavalılarındır ve bölgenin kaderini bölgede yaşayan tüm halklar tayin etmelidir. Partimiz Kürt halkının canları pahasına kurduğu ve koruduğu Rojavalıların yanındadır.
Rojava’da bir Kürt katliamına sessiz kalınmamalı; Kürt halkının talepleri tanınmalı, kuşatma kaldırılmalıdır.
Emek Partisi Genel Merkezi
Amed ve Van başta olmak üzere bir çok yerde Rojava’ya yönelik saldırıları protesto eden yürüyüşleri kolluk güçleri engelledi, katılan insanlar darp edildi, çok sayıda gözaltı gerçekleştirildi. Belediye eşbaşkanları, sendikacılar, siyasi parti yöneticileri, Van Barosu Başkanı’nın da arasında bulunduğu bu gözaltılar hukuksuzdur.
Saray rejimi, Suriye’de ABD emperyalizminin planları doğrultusunda hareket etmekte, Kürtlerin kazanımlarını hedef alan HTŞ çeteleri ile işbirliği yapmaktadır. Bu tutumuyla ülke içindeki süreci de açıkça baltalamaktadır.
Kürt sorununun çözümü; savaşta, baskıda ve Kürtlerin talepleri ile kazanımlarına saldırmakta değil, halkların eşitliği temelinde demokrasi ve barışla mümkündür.
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
HTŞ ile işbirliğine son verilsin!
Kürt sorununun demokrasi ve barış temelinde çözümü için mücadeleyi büyütelim!