Osmanlı Türkçesi ve Kültür Kulübü, zengin edebi mirasımızı dijital ortamda erişime sunuyor. Namık Kemal'den Tevfik Fikret'e, Aziz Nesin'den Klasik Edebiyata kadar uzanan seçkin bir koleksiyon, Google Drive platformunda araştırmacıların ve meraklıların incelemesine açılmıştır. Osmanlı Türkçesinin derinliğini ve kültürel mirasımızın zenginliğini keşfetmek için: https://t.co/i6jnBRsyMJ
Bu sanal kütüphanenin içindeki kitapların büyük bir kısmını bizimle paylaştığı için @ugur_gursu hocamıza ayrıca teşekkürlerimizi sunarız.
Güzel yorumlarınız ve beğenilerinizle bizi desteklerseniz bizi mutlu edersiniz. :)
Yüksek Word abonelik ücretlerine mahkum kalmayın! Osmanlı Türkçesi transkripsiyonları ve akademik metinleriniz için özel olarak geliştirilen profesyonel dijital metin editörü Tahrir Odası; canlı PC senkronizasyonu, akıllı sayfa akışı ve tarihi mürekkep paletiyle tamamen ücretsiz olarak OTKÜK Portalı'nda hizmetinizde.
https://t.co/7564OfXjIZ
Göstermiş olduğunuz yoğun ilgi ve desteğe teşekkür ederiz. 100 kişilik kontenjanımızın %50'si dolmuş bulunmaktadır. İlgilenen katılımcıların, kontenjanlar tamamen kapanmadan başvurularını en kısa sürede tamamlamaları önemle rica olunur.
Osmanlı Türkçesi Giriş Atölyesi; Osmanlı Türkçesine sıfırdan başlamak isteyen, temel seviyedeki bilgisini geliştirmeyi arzulayan veya üniversitede aldığı dersleri pekiştirmek isteyen öğrenciler için hazırlanmıştır.
Alfabeden başlayacağımız atölye sürecinde, adım adım ilerleyerek Arap harfli metinleri latinize etme (çeviriyazı) aşamasına geleceğiz. Çevrim içi (online) olarak haftalık konu takvimiyle yürütülecek eğitim sonunda, Osmanlı döneminde basılmış matbu eserleri büyük oranda okuyup anlayabilecek düzeye ulaşacaksınız.
Kulübümüzün resmi portalından sınırlı kontenjanlı atölyemize başvurabilirsiniz.
https://t.co/CCbUVtbLMm
Osmanlı Türkçesi Giriş Atölyesi; Osmanlı Türkçesine sıfırdan başlamak isteyen, temel seviyedeki bilgisini geliştirmeyi arzulayan veya üniversitede aldığı dersleri pekiştirmek isteyen öğrenciler için hazırlanmıştır.
Alfabeden başlayacağımız atölye sürecinde, adım adım ilerleyerek Arap harfli metinleri latinize etme (çeviriyazı) aşamasına geleceğiz. Çevrim içi (online) olarak haftalık konu takvimiyle yürütülecek eğitim sonunda, Osmanlı döneminde basılmış matbu eserleri büyük oranda okuyup anlayabilecek düzeye ulaşacaksınız.
Kulübümüzün resmi portalından sınırlı kontenjanlı atölyemize başvurabilirsiniz.
https://t.co/CCbUVtbLMm
Osmanlı Türkçesi Çalışmalarında Yeni Dönem: OTKÜK Portalı Yayında!
Klasik metin okumalarında PDF sayfaları arasında kaybolmaya, transkripsiyon harfi ararken yorulmaya son! İstanbul Üniversitesi OTKÜK olarak sadece bir web sitesi değil, tüm öğrencilerin kullanımına açık tam donanımlı bir dijital araştırma laboratuvarı kurduk.
ÖNEMLİ DUYURU:
Artık daha sistemli ve dijitaliz! Kulübümüzün düzenleyeceği tüm atölye, e��itim, seminer ve okuma etkinliklerine kayıtlar BUNDAN SONRA SADECE PORTAL ÜZERİNDEN alınacaktır.
Kulübümüzün web sitesini kuran başkanımız @samet_kiricier'e sonsuz teşekkürlerimizle...
https://t.co/Q97OSou5gO
https://t.co/m7Qe7cPVUe
Arkadaşlar merhaba.
YouTube videolarına bir süre ara verdikten sonra geri dönüyoruz.
Bu serimizde Osmanlı Türkçesindeki Arapça Gramer konularını işliyoruz. İlgili arkadaşlar videoya linkten ulaşabilirler.
Destek için beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayalım.
Emeği Geçenler
Hazırlayan / Sunan: @samet_kiricier
Editör: @syfdakimurekkep
Kapak Tasarımı: @dnzapkinus
Evet, cidden neredeyse birebir aynısı. Hatta aynı eserlerin farklı nüshalarındaki farklar kadar ufak tefek farklar var. Bu durumun tahminen iki sebebi olabilir.
1) Bizim aldığımız şiir divanın başından. Belki bu şiiri ilk olarak müşehhas yazıp divanına eklendi. Daha sonrasında Risaletün Nushiyyesi'nde değiştirip geliştirdi.
2) Risaletün Nushiyyesi'nde işlediği bu beyitler kendi tefekkürünü yansıttığı için divanına da eklemek istedi.
Bence ilk ihtimal daha kuvvetle muhtemel gibi. Ayrıca, divandan aldığımız beyitlerin de mesnevi biçiminde kafiyelenmesi iki ihtimali de oldukça kuvvetlendirmekte diye düşünüyorum.
ṭopraġ-ile geldi terk-ü ḳanāʿat
tevekkül ṣabr u ḫalḳ-u ġanı̇̄met
ṣu-ile bile geldi dört dürlü ḫaṣlet-ü ḥāṣıl
ṣafā vü seḫāvet nażar ve aṣı̇̄l
yil-ile bile geldi tizlik heves
riyā vü yalan hevā vü nefes
od-ile bile geldi dört dürlü ālet
ṭamʿa birle buşmaḳ kibr-ile ḥased
Toprak, üzerine basılmasına rağmen bereket verir. Bu yüzden "terk" (dünyadan vazgeçiş) ve "kanaat" onun doğasında vardır. "Tevekkül" ve "sabır" gibi yüce ahlaki özellikler (hulk) toprağın durağan ve kabullenici yapısından beslenir. Mümin kişi, nefsinin kibrini toprak gibi ayaklar altına alarak bu nimetlere (ganimet) ulaşır.
Su ile gelen "safâ" gönül aydınlığını, "sehâvet" ise akıp giden su gibi cömertliği temsil eder. Suyun şeffaflığı "nazar"ı (gerçeği görmeyi), akışkanlığı ise köklü bir asaleti (asîl) simgeler. İnsan, ruhunu su gibi duru tuttuğu sürece ilahi tecellilere ayna olabilir.
Metinde yel; "tizlik" (acelecilik), "heves" ve "yalan" gibi uçucu, aslı astarı olmayan huylarla eşleştirilmiştir. "Riyâ" (ikiyüzlülük) ve "hevâ" (nefsin boş arzuları) tıpkı rüzgâr gibi gelip geçicidir ancak insanın maneviyatını altüst eder. Nefes, havanın bedendeki tezahürüdür ve terbiye edilmezse yalanın ve şehvetin taşıyıcısı olur.
Ateşle gelen dört "alet" (kötü huy), insanın iç dünyasını kavuran "tam'a" (açgözlülük), "buşmak" (öfke), "kibr" ve "haset"tir. Kibir, ateşin dumanı gibi insanı kör eder ve yukarıya, haksız bir üstünlük davasına iter. Şeytan’ın toprağa (Hz. Adem’e) karşı ateşle (kendi özüyle) övünmesi, bu beyitteki "kibr-ile hased" bağlamının temelidir.
Bahar dönemine, Ramazan-ı Şerif’in manevi feyzi ve kulübümüzün aile sıcaklığıyla "merhaba" dedik!
Kulübümüzce tertip edilen iftar yemeği ile dönemin açılışını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Akademik yoğunluğun arasında, geleneğimizin zarafetini ve misafirperverliğini bir kez daha bizzat yaşama fırsatı bulduk.
Sofrada tuzu, sohbette sözü olan; uzaktan yakından gelerek bu güzel akşamı anlamlandıran tüm üyelerimize ve etkinliğimize teşrif eden hocalarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.