Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş, annesinin Deniz’in idamını öğrendiğinde duyduğu büyük acıyı şöyle anlatmıştı:
“5 Mayıs Cuma günü yine okula gitmişti annem… Sabahçıydı. Sıkıyönetim vardı. İzin almak kolay değildi. Okulda müdürü, "Siz gidin hocam” demiş; izin vermişler. 5'ini 6'sına bağlayan gece evde baş başaydık. Oturduk radyonun başına bekledik sabaha kadar…
Belki TRT vermez diye bir yandan Moskova Radyosu'nun Türkçe yayınını dinliyordum. Yok. Haber yok. Uzanmıştık, arada dalıyorduk; sonradan söyledi annem, infazın yapıldığı saatlerde, gece 2 civarında sıçrayarak uyanmış. ‘Bir an içimden bir şeyler koptu’ diye anlattı. Sabah oldu. 7 ajansında ilk haber olarak verdi: 'Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan bu sabaha karşı idam edildiler.’ Annem arka odadaydı. 'Anne bak, haberlerde bir şey diyor’ dedim. Duydu, feryadı kopardı. Yere attı kendini, bağırmaya başladı. 'Gitti oğlum, Deniz'im’ diye ağlıyordu.
Korkunç bir üzüntüydü. Teselli etmeye çalıştım, ama ben de ağlıyordum. Ağlaştık ana oğul… Sonra akrabalar yetişti. Acıyı paylaştı. O zamanlar cumartesileri yarım gün olurdu. Annem o haldeyken Nural Yengemi okula yolladı; o gün gelemeyeceğini bildirdi. Akşam babamla Bora abim otobüsle geldiler. Kalabalık dağılınca aile baş başa kaldık.Bir müddet konuşmadık, sadece ağladık.
Sonra gece, sakinleşince anlattılar. Annem, 'Gördün mü çocuğumu’ diye sordu. 'Gördüm, sarıldım’ dedi babam… 'Nasıldı?’ 'Boynunda bir morarmışlık vardı.
İp izi…’ Günlerce ağladı annem, günlerce ağladı.“
ahaha savunmaya bak kifayetsizin;
efendim ev tutmuş da içine eşya almış döşemiş, sonra bir kaç ay sonra çıkarken eşyaların bedelini istemiş, ev sahibi de "bana ne eşyandan" diyip para vermeyince bu da kira ödemeyi bırakıp, evi de boşaltmamış 4 yıl...
git mahkemede hallet çıkar çıkarabiliyorsan demiş...
yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış gerçekten
eve çöküyor, partiye çöküyor......
Sakarya'da yolcu minibüsünün önünü keserek şoförüne s•ld•r•n, hakkında soruşturma başlatılan Cumhuriyet Savcısı B.Y. açıklama yaptı.
Savcı B.Y.Ç: "Aracımla seyir halindeyken, aracın sol tarafında yer alan adli kimlik kartı ve araç tanıtım unsurları karşı tarafça açıkça görülmesi üzerine minibüs şoförü aracı kasıtlı olarak üzerime sürmüştür."
"Olay esnasında sürücünün alkl ve uyuşturucu etkisinde* olabileceği şüphesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak ekip gönderilmesi talebinde bulunulmuş, bu esnada aracı güvenli şekilde kontrol altına almak amacıyla hızın düşürülmeye çalışıldığı hususunu da ayrıca belirtmek isterim."
Şu açıklamalara göre
Eğer kamera kaydı olmasın akşam evine ekmek için çabalayan sabahtan akşama kadar direksiyon sallayan minibüs şoförü derdini anlatana kadar 6 ay geçer
@ajansoteki Sn. @enveraysevera bey, sanırım hapisteyken içinizden geçilmesini sağlandı. Ekrem beyi sevdiği için mi yaptı? Eli mecbur kaldığı için ike ike yapmak zorunda kaldı… ayni muharrem inceyi cb adayı yapması gibi… Mecburen, mecburiyetten… Aha bak mecbur olmayınca ne haltlar yapıyor.
Not a day goes by without a new outrage exposing the misery people are forced to endure so that one man can stay in power indefinitely.
On Tuesday, a former executive at a municipality-owned company in Istanbul told a court that she was strip-searched in police custody, ordered to expose her genitals and bend over, and threatened with losing custody of her children after she asked to consult her lawyer during a corruption investigation targeting officials linked to Istanbul’s opposition-run municipality.
@yaltakgurbuz Bu şahıs öyle bir hinoğlu hin ki…. İnanın kimseyle görüşmeden, konuşmadan tüm kalan ömrünü geçirebilir ve asla derdi de olmaz… Yaşayan ölü tabir edilen yaratıklardan…
@MarjilXXL@mucahitim4334 Görünen o ki dünyadan haberiniz yok, anlatabilmem de ancak aklı olana olur…
Kadının rüşvet aldığına dair tek iftiranız bu mu yani? Salaklığın da bir sınırı olmalı…
Bu arada, reyiz ve etrafındakilerin çoğu da ‘memur’, bi zahmet mal varlıklarını görsek?
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, "Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!" diye yemin etmiş.
Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan'dan Suadiye'ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. "Kaç gram olsun abi?" Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim'de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe'de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere'de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda "fıstıklı gelato" yiyeceğiz, çünkü Instagram'a Öz Serbesler koyunca olmuyor :)
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.