Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
KYK NAKİL REZALETİ…
Öğrencilerimiz KYK nakil işlemleri için e-Devlet veya Biz GSB üzerinden başvuru yapıyor. Ancak sistem, tek yurt seçme hakkı tanıyor ve “yapay zekâ” algoritmasıyla yerleştirme yapılıyor. Ne öğrencinin mağduriyeti, ne de somut ihtiyaçları dikkate alınıyor.
Sistem üzerinden yapılan nakillerde “müdahale yok” denilerek öğrenciler çaresiz bırakılıyor. Yani kısacası devlet, kendi eliyle öğrenciye “sistemin insafına kal” diyor.
Anayasa’nın 42. maddesi eğitim hakkını güvence altına alırken, Gençlik ve Spor Bakanlığı bu hakkı dijital bir algoritmanın keyfine bırakıyor. Öğrencinin barınma hakkı, eğitim hakkı ve eşitlik ilkesi bu şekilde hiçe sayılıyor.
Şanlıurfa’dan İstanbul’a, Konya’dan İzmir’e binlerce öğrenci mağdur. KYK yurtları kamu kaynağıyla yapıldı, özel şirket mantığıyla değil. Dolayısıyla her öğrencinin barınma hakkı, devletin güvencesi altındadır.
Soruyoruz:
– Yapay zekâ algoritması mı anayasanın üstündedir?
– Öğrencinin talebi ve gerçek ihtiyacı neden görmezden geliniyor?
– Çocuğunu okutmak için borçlanan, dişinden tırnağından artıran ailelerin feryadına kim kulak verecek?
KYK nakil sistemi derhal gözden geçirilmeli, ö��rencinin hakkını gasp eden bu uygulamaya son verilmelidir.
Cevizlibağ Atatürk KYK yurdunda hepimizin midesini bulandıran bir rezalet yaşandı!
Yetkililer olayı örtbas etmeye, tacizcileri korumaya çalıştı. Öğrenciler ise hakkını aradı, suçluları teşhir ederek adalet istedi.
Tacizcilerin bir kısmı tutuklandı. Görevini yapmayanlar ise cezalandırılmadı.
Bugün ise bir skandal daha yaşandı.
Yıldız Teknik Üniversitesinde 40 yıllık geçmişi olan, binlerce öğrenci yetiştiren kulüplerin tacize karşı çıkmaları “siyasi faaliyet” sayıldı ve kulüpler kapatıldı.
Tacize karşı çıkmak, kadınların can güvenliğini savunmak siyasi değil, her vatandaşımızın ahlaki ve vicdani görevidir.
Sokakta 4 tacizci eksikse, o kapattıkları kulüplerdeki öğrencilerin duruşu sayesindedir.
Bu büyük ayıptan bir an önce vazgeçilmelidir. #YTÜKULÜPLERİAÇ