Eninde sonunda geleceğiniz yer Kürdistanî çizgi olacaktır.
Bazen kölelikten bıktığınız için, bazen sizi tekme tokat dövüp yaka paça yine Kürdistan'a fırlattıkları için…
Ev rûpela berî anha bi sê rojan min vekir û tenê vîdeoyên zaroka bi Kurdî min belav kir.
Di 3 rojan zêdeyî 50 hezar şopdar û zêdeyî 20 milyon kes Kurdî temaşekir.
Gerizekalı. Sui emsal emsal değildir. Norveç de ulus devlettir. Danimarka da. Hollanda da. İsveç de. İzlanda da. Finlandiya da. İlla Kürdistan’ın devletleşme hakkını Ortadoğu’nun devrik diktatörlüklerinin rejimlerini göstererek mi yok sayacaksın. Hayvan herif. Hayvan.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan MERI Forumu’nda konuşuyor:
"İlle Ulus devlet çözümdür demek bazen çözüm olmuyor. Esad'ın da ulus devleti vardı, Saddam Hüseyin'in de bir ulus devleti vardı, Kaddafi'nin de bir ulus devleti vardı. Böyle Ulus devlet varsın olmasın"
#Meri2026
Daha önce de söylediğim üzere ve dün MERI Forum’da da açıkça ortaya döküldüğü halde Güney Kürdistan’daki siyasi liderlikler ile Öcalan aynı çizgidedir. Aralarındaki fark retoriktir. Türklerle anlaşmışlar ve Türk egemenliğinde bir aradadırlar. Birbirlerine alternatif değillerdir.
Rojava'da tablo karanlık. Girkê Legê'de 30 Eylül'de fidye için kaçırılan felsefe öğretmeni Hesen Keleş, ailesinden 300 bin dolar istendikten sonra öldürülmüş halde bulundu ve köyünde toprağa verildi. Rojava'nın çöküşü ve DSG'nin feshinden sonra kaçırılma, fidye ve öldürülme olayları yaygınlaştı.
Haseke'de gerginlik sürerken Rojava FM ekibine silahlı saldırı düzenlendi. (Bu arada Erivan Radyosu, 1930'lu yıllardan beri devam eden Kürtçe yayınları yarım saate indirdi.)
Şam'da da sembolik bir tartışma yaşanıyor. Şam Kalesi önündeki Selahaddinê Eyyubi heykeli söküldü. Şam yönetimi böylece Suriye üzerindeki tarihsel Kürt egemenliğinin sembolünü de silmiş oldu. Şam Valiliği heykelin restorasyon için kaldırıldığını ve onarımdan sonra uygun bir yere taşınacağını açıkladı; yani heykelin eski yerine dönmeyeceği anlaşılıyor. Rojava'nın çöküşü ve Şam'daki Kürt kartının güçsüzlük seviyesinin anlaşılması açısından önemli bir gösterge.
Tam da bu sebeple Şahin Bekir Siwereki'nin yazdığı ve Nizamettin Ariç'in okuduğu ve Selahaddin'e seslendiği Lo Miro'yu tekrar hatırlamak iyidir.
Karayılan’ın açıklaması trajikomik. Metina’yı bizden zorla alamadılar ama biz kendimiz teslim ettik diyor. Sanırsın iyi bir şey yapmış.
Bölgeyi bilenler bilir; Metina, Hakkari ve Şırnak hattına yaslanan sarp bir dağlık bölgedir. Tam bir sınır alanıdır. Stratejik önemi büyüktür. Vadileri derin olduğu için aşılmazdır, mağaralar ve ormanlık yamaçlarla dolu olduğundan hem gizlenmeye, hem mevzilenmeye hem de lojistik ve insan geçişi için kullanmaya çok elverişlidir. Burası Zap, Avaşin ve Basyan ile birlikte bir zincir oluşturur. Yüksek zirveleri Behdinan‘o, Amediye’yi ve Tr-Irak sınır geçişlerini gözetleme imkânı verir. Burayı tutan güç, çevredeki vadilerin tümünde hareketi kontrol eder. Türkler, 2019'dan itibaren Pençe operasyonlarıyla Metina çevresinde kalıcı üsler kurdu. Amaçları sınırı Türkiye toprağından değil, onun 30-40 km güneyinden başlatmak ve daha önemlisi Zap ile Avaşin arasındaki bağlantıyı kesmekti. Elbette bölge PDK’ni etki alanında. Türk işgal üsleri, PKK varlığı ve PDK ve Irak’ın kontrol iddiası burada çakışıyor. Bu da Kürtler arası gerilimin ve köylerin boşalmasının başlıca nedenlerinden biri olmuştu.
Kısacası Metina, kim tutarsa sınır hattının her iki tarafında da hareketi belirleyen bir kilit noktasıdır. Bu sebeple Mittani’ler Asur’a yenildiğinde bu bölgeye yerleştiler ki Metina adı da buradan gelir. Nitekim Mittanilerin Asur’a bağlı son merkezi tam da bu yöreydi. Burayı kaybeden / teslim eden güneyde Şengal’den Kerkük’e kadar bir alanı ve kuzeyde Şırnak ve Hakkari dahil kuzeydeki her yeri kaybeder. Tam da bu sebeple Mele Mustafa Barzani, 1961’de Eylül Devrimi’nde yanındaki 400 Peşmerge ile birlikte Metina Dağı’na yerleşti ve Berwari’yi kurtarılmış alana çevirdi. Mesele derindir.
YNK lideri Bafil Talabani, Türkiye'deki süreci herkesin desteklemesi gerektiğini söyledi ve PKK meselesinin diyalog ve diplomasiyle çözülebileceğine Ankara'nın da ikna olduğunu, sürecin çok iyi ilerlediğini belirtti. Asıl dikkat çeken ise İran'la ilgili sözleri: Talabani, İran'daki Kürtler için de benzer bir sürecin ilk günlerinde olduklarını, Tahran'ın bunu olumlu karşıladığını ve bölgede genel bir barış süreci için işbirliği önerdiğini söyledi. ABD-İran müzakereleri için "bu kez anlaşamayacaklar" değerlendirmesi yaptı. PDK’ye de doğrudan seslenen Talabani, on altı kez Erbil'e geldiğini ama sonuç alamadığını, aradaki pürüzlerin küçük olduğunu ve istenirse 24 saat içinde hükümet kurulabileceğini, PDK’siz bir çözümün mümkün olmadığını, PDK ile çözüm bulmak istediklerini söyledi.
İlham Ahmed:
“Güçlerin birleştirilmesinin ardından Suriye’de kaçırma ve öldürme olayları arttı, güvenlik durumu kötüleşti.”
📸: Bilind Tahir / Rûdaw
#Meri2026
11.yy Gence’de hüküm süren Kürt kökenli Şeddadiler bağlantılı Laşkeri(kürtçe asker demek)İbn Musa’n��n oğlu Artasir,Bizansta yüksek askeri ve idari makamlara yükseldi.
Artasir’e atfedilen kurşun mühür,onun strategos general ve patrikios anthypatos unvanlarını taşıdığını gösteriyor
Rojava'da tablo karanlık. Girkê Legê'de 30 Eylül'de fidye için kaçırılan felsefe öğretmeni Hesen Keleş, ailesinden 300 bin dolar istendikten sonra öldürülmüş halde bulundu ve köyünde toprağa verildi. Rojava'nın çöküşü ve DSG'nin feshinden sonra kaçırılma, fidye ve öldürülme olayları yaygınlaştı.
Haseke'de gerginlik sürerken Rojava FM ekibine silahlı saldırı düzenlendi. (Bu arada Erivan Radyosu, 1930'lu yıllardan beri devam eden Kürtçe yayınları yarım saate indirdi.)
Şam'da da sembolik bir tartışma yaşanıyor. Şam Kalesi önündeki Selahaddinê Eyyubi heykeli söküldü. Şam yönetimi böylece Suriye üzerindeki tarihsel Kürt egemenliğinin sembolünü de silmiş oldu. Şam Valiliği heykelin restorasyon için kaldırıldığını ve onarımdan sonra uygun bir yere taşınacağını açıkladı; yani heykelin eski yerine dönmeyeceği anlaşılıyor. Rojava'nın çöküşü ve Şam'daki Kürt kartının güçsüzlük seviyesinin anlaşılması açısından önemli bir gösterge.
Tam da bu sebeple Şahin Bekir Siwereki'nin yazdığı ve Nizamettin Ariç'in okuduğu ve Selahaddin'e seslendiği Lo Miro'yu tekrar hatırlamak iyidir.