@cenginyurt52 Partinizin kurumsal tavrı,Parti'nin temsil görevini yürüten genel başkanın evet yönündeki tavrıdır,uzun cümle kurmaya gerek yok,siz ve sizin gibi birkaç vekilin hayır oyu vermesi secmende oluşan negatif kanıyı değiştirmez.
@SibelSuicmez Partinizin bu yasa için görüşü belli,sizin ve sizin gibi vekillerin seçim bölgesinin hassasiyeti ile hayır vermesi, seçmen deki yeni Parti'ye kırgınlığı gidermez.
Çok yazık.
@BosCerrahisi@yavuzyilmazd Bunların ki şark kurnazlığı, seçmen dalkavuklugu,her vekil kendi seçim bölgesinin gazını almakla görevli,ama genel başkan Ö.Özel'in tavrı hayal kırıklığı.
@2727mmg2727 Bir süredir AKP ye geçeceğin konuşuluyordu,siz hiç bir şekilde bu konuyla ilgili yalanlama falan yapmadınız, şimdi kavuncu'ya cevap veriyorsunuz, asıl sizlere oy veren seçmen olarak merak ettiğimiz,sizin oy aldığınız iyi parti seçmenine sadık olup olmadığınız.
Saygılar.
Meğer büyük bir sinsilikle mücadele etmiş. Meğer büyük bir ahlaksızlıkla mücadele etmiş. Meğer kan yutmuş, kızılcık şerbeti içmiş. O kadar sinsi hareket etmişler ki, Meral Akşener’i ciddi bir 5’li kıskaça almışlar. Kadın en son dayanamamış “size de yapacağınız işe de başlarım lan” deyip masadan kalkmak zorunda kalmış. Seçime 2 ay kala masadan kalkması yanlış diyordum ama meğerse bugünleri öngörmüş, ne olursa olsun son çare olarak bu hamleyi yapmalıyım demiş. Kemal Kılıçdaroğlu’nun polisle CHP Genel Merkezi’ne girdiğini görünce Meral Akşener’in bu konuşmasını daha iyi anladım. İzleyin, izletin.
Memleketin hemen hemen tüm yazarları, aydınları ve kanaat önderleri bugün Meral Akşener’in hakkını teslim ederken; çatlak ses yine içimizdeki bazı isimlerden geliyor. Partide görev alıp da “Meral Akşener haklıydı” diyemeyenler, meseleyi “İYİ Parti’ye haksızlık yapıldı” söylemine indirgemeye çalışıyor.
Bugün gelinen noktada artık çok net görülüyor ki; Sn. Akşener’e ve İYİ Parti’ye yönelik operasyonlar yalnızca ana muhalefetin aparatı hâline gelen trol gazeteciler ve medya unsurlarıyla yürütülmedi. Partimizin içindeki fitne koalisyonu da bu sürece bilinçli şekilde dahil oldu ve el birliğiyle Türkiye’nin önüne konulan büyük bir alternatife zarar verdiler.
Sonuç itibarıyla muhalefet hâlâ dağınık bir görüntü veriyorsa, yapılan tüm anketlerde millete hâlâ umut olamıyorsa bunun sorumlusu Sn. Akşener değildir. Çünkü kendisi iki yıldır siyasetten uzak bir hayat sürüyor.
Türk siyasetinde pek az ismin yapabildiğini yaptı; kendi iradesiyle görevi bıraktı. O günden bugüne yalnızca @hafizahabertv’de konuştu ve çok net şekilde “Siyasete dönmeyeceğim” dedi. Takdir edilmesi gereken bu tavır karşısında hâlâ aynı çevrelerin eleştiriye devam etmesi ise düşündürücüdür.
Kurduğu partiyi iki genel seçimde Meclis’e taşıyarak siyaset tarihimizde ender görülen bir başarıya imza attı. “Size bir ev bırakıyorum” dedi ve ardından “Bunu büyütmek de küçültmek de sizin elinizde” diyerek bizlere veda etti.
Ancak bugün birçok il ve ilçe binasında kurucu genel başkanın fotoğraflarının kaldırıldığını, kongre salonlarında dahi fotoğraflarına yer verilmediğini üzülerek görüyoruz. Bu kin ve öfkenin sebebini anlamak gerçekten mümkün değil.
İYİ Parti’nin kuruluş hikâyesinin adı Meral Akşener’dir. Bizlerin bu cesur yürüyüşe dahil olma sebebi; Türkiye’yi yönetme iradesinin tapulu adresi olan merkez sağın, onun liderliğinde yeniden ayağa kalkabileceğine olan inancımızdı.
Son yaşanan olaylar bize bir kez daha göstermiştir ki Türkiye’nin; kucaklayıcı, birleştirici, devlet aklını önceleyen, memleketçi ve kalkınmacı bir iktidar alternatifine ihtiyacı vardır.
Eğer partimiz bu boşluğu doldurmak istiyorsa, köklü kadro değişikliklerine ve topluma yeniden umut verecek güçlü bir siyasi dile ihtiyaç vardır. Şu son iki günde yaşadığımız olaylar da ana muhalefet partisinin bu işi kotaramayacağını açıkça göstermiştir. Bu sebeple iki yıldır söylediklerimi bugün yeniden ifade etme gereği hissettim. Bunu başarmak da, elimizdeki büyük fırsatı yok etmek de bizim elimizdedir.
İlber Ortaylı ile birkaç kez yolum kesişti (önemli şeyler değil ama sonra yazarım). Şimdilik, tüm insani ölçülere göre ayıp olan, bu iddiaya dair bir anı. 2005 veya 2006'da Konya'da kentleşme üzerine benim de konuştuğum bir sempozyumda, İlber hocayla yürüyerek cuma namazına gitmiştik. Din iman işidir lafla olmaz demişti yolda