They Never Taught You To Be Still. 🧘♂️⚡️
Because Stillness Brings Memory. 🧠
One Deep Breath…
And The Noise Begins To Fade.
The Fear.
The Programming.
The Endless Distractions.
The Black Cube in Your Hand.
All of It Loses Power
The Moment You Return To Yourself.
A Soul That Remembers Who It Is
Cannot Be Ruled. 👁️✨
This sound combines the Schumann resonance (7.83 Hz) with 963 Hz to create a grounded yet uplifting tone.
The 7.83 Hz rhythm falls within the theta brainwave range, often linked to deep relaxation and inner balance.
It’s carried on 240.75 Hz, positioned two octaves below 963 Hz, forming a harmonic pairing between grounding and elevation.
The 963 Hz, associated with the crown chakra, is commonly used for higher awareness and expanded states.
Designed to help raise your vibration, listen for a minute, repeat as needed, and return whenever you want to shift your state.
Dikkat ettiysen dindeki sana öğretilen dört melek isimsel olarak -a ve -il ile biter. Cebr-a-il, Mik-a-il, Azr-a-il, isr-a(f)-il. İl eki aslında ilim ve ümmilikteki ilm’in birlenişidir remizidir. A eki ise ana doğanın hakikat sırlamasındaki baş tüyolardan biri. Şimdi baştan okuyacak olursan; Azra-ilm, Cebra-ilm, Mika-ilm, İsra(f)-ilm.
Diyeceksin sıralama değişti. Evet. Çünkü Azr-a-ilm meleği, ölmeden evvel ölme kudret sıfatı başlatır kendinden doğumu.
Cebr-a-ilm, zorlansanda seni zorla ele geçiren yeni kendindeki aklın olan ruh yolu aklı sıfatı.
Mik-a-ilm, mayanın artık miktarlarla rakamlarla isimlerle yoğrulmamasındaki âriflik sıfatı.
İsr-a(f)-ilm, gökteki incileri anladığın ve üzerine saçılan kâmilliği açan rıza şehri kapında zaman israfından kaçınman, sûr-et’ûl kürsi olmadaki yeni kendine desteklik sıfatı; yerdekini göktekini uyandırman.
Âşk ile🌹
SON DAKİKA : Bilim, hücrelerinizin kendi kendinize konuşmanızı duyduğunu doğruladı ve kendi kendinize "Ben berbat bir haldeyim" demenin, bir yırtıcıdan kaçmakla aynı zehirli etkiye sahip olduğunu gösterdi.
Anlamı; SÖZLERİNİZ DE SİZİ HASTA EDEBİLİR!
Eleştirel ya da şefkatli her düşünce gerçek bir kimyasal reaksiyon yaratır. Bu bir metafor değil. Bağışıklık sisteminizi, acı algınızı ve iyileşme yeteneğinizi etkiler.
Psikonöroimmünoloji üç rahatsız edici gerçeği doğruladı:
Hücreleriniz kendi kendinize nasıl konuştuğunuzu duyar.
Sert konuştuğunuzda vücut sürekli teyakkuz durumuna geçer. Kortizol seviyesi yükselir.
Bu, hücrelerinizin onarıma başlaması için ihtiyaç duyduğu kimyasal sinyaldir.
@PCosmologist ise bize başka daha derin bir bakış sunuyor ve şöyle devam ediyor;
Hücreler kelimeleri "duymaz".
Onlar, zihinsel ve duygusal durumunuz tarafından üretilen biyokimyasal sinyallere yanıt verirler.
Olumsuz iç konuşma, gerçek bir tehditle aynı stres devrelerini harekete geçirir:
→ HPA ekseni (hipotalamus-hipofiz-adrenal)
→ kortizol ve adrenalin artışı
→ daha yüksek inflamasyon, azalmış bağışıklık, bozulmuş hücresel onarım ve nöroplastisite.
Biyolojik olarak vücut şu iki durum arasında ayrım yapmaz: "Bir yırtıcıdan kaçıyorum"
"Sürekli olarak kendime düşmanca düşüncelerle saldırıyorum."
Bilimin aslında doğruladığı şey
Psikonöroimmünoloji, kronik stresin şu sonuçlara yol açtığını göstermektedir:
-Hücre yaşlanmasını hızlandırır,
-Gen ifadesini değiştirir (epigenetik),
-Metabolik, otoimmün ve iltihaplı hastalık riskini artırır.
NMSI terimleriyle;
-İnsanı hasta eden kelimeler değil, onların yol açtığı içsel uyum kaybıdır.
-Dil, bir faz operatörü görevi görür: biyolojik osilatörü istikrarsızlaştırabilir veya yeniden istikrara kavuşturabilir.
-Düşünceler sihir değildir.
-Ancak tekrarlanan zihinsel durumlar biyolojik hale gelir.
-İnanç yoluyla değil.
Tutarlılık yoluyla.
@PCosmologist MAKALESİ: https://t.co/jMacYa8QZU
Ben ise sesli olarak konuşmak neyse derinden hissederek yaşadığımız her duygunun aynı etkiyi yaptığını düşünüyorum. Yani sözlere dökmenize gerek yok, onları sadece hissetseniz de hayatınız iyiye ya da kötüye yol alabilir..
Bu başkaları için konuştuğunuz ve hissettiğiniz şeyler içinde geçerlidir, beyniniz başkası hakkında düşündüğünüzü ayırt edemez.
O yüzden ne hissettiğimize, ne düşündüğümüze, ne söylediğimize, ne dinlediğimize daha bilinçli şekilde dikkat etmeliyiz.
If you think of this idea of nothingness as mere blankness, and you hold onto this idea of blankness, you haven’t understood it. Nothingness is really like the nothingness of space, which contains the whole universe. All the sun, moon and stars, and the mountains and rivers, and the good men and bad men, and the animals and the insects, the whole bit—all are contained in the void. So out of this void comes everything and you are it. What else could you be?
~ Alan Watts, ‘The State of Nothing
Our soul is a fragile and gentle flower, possessing the potential to blossom into something extraordinary.
However, like all flowers, it doesn’t bloom instantly. It needs nurturing—quiet, intentional care that involves understanding its needs and respecting its natural timing. Just as a flower depends on sunlight to stretch toward the sky, our soul depends on love and acceptance to flourish. Without these, we diminish, our petals curling inward and concealing our true radiance.
This nurturing isn't about forcing growth or rushing to reach perfection; it’s about fostering an environment where our soul can breathe easily, free from expectations or harsh self-criticism. During quiet moments of solitude, reflection, and self-kindness, our soul starts to expand, reach out, and bloom into its most radiant form. We should give ourselves the freedom to be, grow, and transform at our own pace, recognizing that the journey is just as beautiful as the bloom.
Self-love is a gentle form of care that attends to our inner needs. It entails listening to our heart's subtle signals and honoring them—knowing when to rest, when to stretch, when to protect our peace, and when to share our light. Just as a flower needs water and soil to flourish, we require compassion, patience, and space to heal. By caring for ourselves this way, we go beyond just surviving to genuinely thriving.
True self-love is not merely a brief moment or fleeting affirmation; it is an ongoing, deep act of caring for our soul with the same respect and attention we would give to something truly precious. It symbolizes a quiet inner revolution—a reclaiming of our right to be whole, loved, and free. By nurturing our soul, we allow it to flourish into its most authentic and lovely self, while also respecting the divine essence within us that warrants all the love we can give.
~ Caroline Stratton
✨🙌🏾💫
~
Beden ve dünyâ ana rahmi gibi dardır!
Bildiğin kapıyı kır ki Hakk'ın geniş yer~yüzüne açılasın...
[Cenâb-ı Mevlevî'den]
Merhaba,
2010 yılından beri devam eden
Twitter, X üzerindeki
Karşılaşma, aynalaşmaları
Tedricen "Patreon" platformu üzerine taşımaya niyetlendik.
Uyanık dikkat süresinin saniye cinsinden ifade edildiği bir ortamda, uzun uzadıya kendiyle yüzleşmenin yeri burası mı emin değiliz...
Mâdem bir yere ait olmadığımızın en büyük kanıtı, oraya ait olma çabamızdır...
Size güzelim canlar da bu bağçede kendinizi evinizde hissediyorsanız şâyet, eski olana, geçmiş olana ne kadar çok tutunursanız, yeni olana o kadar az yer bırakırsınız...
Açık
Boş
Hazır olan
Müsait yüzlerimizle
Yeni~den görüşmek üzere...
https://t.co/7OLSVHmst6
~
Aşkın kime yâr olur dâim işi zâr olur,
Dinmez gözünün yaşı yanar içi nâr olur.
Sevdâ‐yı zülfün kimin takılsa gerdanına,
Mansûr gibi âkibet yolunda ber‐dâr olur.
Eskiler buna “İnsanın sîreti, sûrete yansır.” derler,
yani düşüncen kalbin temiz olursa, amelin de güzel olur, yüzün de güzel olur.
Audrey ve Livaneli, yeni bir şey keşfetmiş değil..😊
Yani sîret gülerse, sûret de güler.
İyi akşamlar.. ☕️💛🌍💙