En nefret ettiğim insan tipleri...
Size sesleniyorum!
Evet evet size…
Hani şu kapı önüne bırakılan mamalardan rahatsız olanlar.
Hani karda ayazda apartman girişlerine sığınan canlardan rahatsız olanlar.
Bir umutla ayağınıza değen kediye, köpeğe tekme atanlar.
O pis midenizi doyurmak için yol kenarı bir restoranda yemek yerken, masa altına gelip nasibini bekleyen ufaklığı garsona şikayet eden tipler.
Kendi pisliğini bilmeden düşünmeden, her gün defalarca kez bütün vücudunu temizleyen canlara “ayyy, ıyyy” diyenler.
Belediye’yi aradıktan sonra, gelen görevlilerce sokaktan toplanan anneleri, bebekleri camlardan izleyip “ohh bee kurtulduk” diyenler.
O igrenç, kokuşmuş yüreginizle hazırladığınız zehirli mamaları önce yedirip, sonra çırpınan bedenleri izlerken pis bir tebessüm ile yutkunan tipler.
İşkence ile can aldıktan sonra, bir de poz verip resim çekilen kansızlar!
Biliyor musunuz?
Bu kadar eziyete hiç gerek yok aslında…
Dünyaya gelmeleriyle birlikte çileleri başlıyor zaten bu canların; yaz gelir susuz kalırlar, kış gelir soğuktan donarlar, yiyecek bir şey bulamayıp aç gezerler çoğunlukla…
Bakımsız barınaklara düşer perişan olurlar. Hediye olurlar, oyuncak olurlar, sonra ormana atılırlar.
İnsanlardan kaçarlar, atılan taşlardan kaçarlar, arabalardan kaçarlar, belediye ekiplerinden kaçarlar ve bu arada hep aç ve susuzdurlar.
Eğer varsa bebekleri, onları da emzirmeleri gerektiği için daha fazla yemeleri gerekir. Sonra içinizden biri çıkar; “ayy buraya mama koymayın, alışıyorlar sonra” der.
Ve sizler, bütün bunlar yetmezmiş gibi, yüreği merhamet deniziyle taşan, var gücüyle cana can olmaya çalışan, adaları çekip ayağına getirecek kadar güçlü bir vicdanı olan, analık yapan, babalık yapan, kıyamayan, dayanamayan, en çaresiz zamanlarda gözyaşına sığınan insanlara da alaycı gözlerle bakıp “kediyle köpekle kafayı yemiş” diyecek kadar basitleşirsiniz.
Bu canlara sahip çıkmak insanlık görevidir; cennetten oda ayırmak falan değil..!
İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum❤️
Mısır Tarım Bakanlığı sokak köpekleri ve başıboş hayvanların yönetimi için toplu itlafı yasaklayan ve aşılamayı ön plana çıkaran yeni bir birleşik ulusal strateji uygulamaya koydu. Sokak hayvanlarına karşı zehir kullanımı, toplu itlaf ve yetkisiz yer değiştirmeler tamamen yasaklandı. Bu kuralları ihlal edenler hakkında derhal yasal işlem başlatılıyor. Kuduz aşısı ve kısırlaştırma öncelikli olmak üzere sorunun hızlıca kontrol altına alınması amacıyla 180 günlük özel bir mücadele planı başlatıldı. Bu mücadele Bakanlıklar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak koordinasyonuyla yürütülüyor. Mısır öldürmek yerine yaşatmayı seçmiş.
"Mesele hijyense, mevcut hijyen kurallarını denetleyin!"
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda satışı ve sunumu yapılan işletmelere evcil hayvan girişini yasaklayan bir mevzuat değişikliği planlıyor. Yasağa uymayan mekanlara para cezası verilecek. (Kaynak: Sözcü)
Yasak kararına karşı çıkan Gelibolu Sokak Canları Ağı, planlanan değişiklikten vazgeçilmesi için imza kampanyası başlattı:
"Mekanlardaki hijyen zaten mevcut gıda güvenliği mevzuatıyla düzenleniyor; ihtiyaç halinde daha sıkı hijyen standartları getirilebilir, denetim artırılabilir. Ama "hayvan girsin mi girmesin mi" kararını devletin tek tip bir yasakla herkese dayatması orantısız bir müdahale.
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan bu mevzuat değişikliğinden vazgeçmelerini istiyoruz."
Destekliyorsan imzala, paylaş: https://t.co/VlPaZAJhWS
Ben hayvanları istemeyen sevmeyen hiçbir yerden alışveriş yapmayacağım gitmeyeceğim para kazandırmayacağım . Memlekette binlerce sorun var yaşam hakları ile uğraştınız yedikleri lokmayı yasakladınız binlercesini ölüme açlığa şiddete terk ettiniz sıra buna mı geldi derdiniz sadace sokakta yaşayan değildi hiç olmadı sizin güzel olan vicdan barındıran hiçbirşeye tahammülünüz yok . Hayvanları bırakın insanları düzeltin medeniyet o zaman gelir
Lavabodan çıkarken elini yıkamaktan aciz bir toplum her ay düzenli aşı olan hayvanlara mı pis diyor? Bana göre de bu dünyada en bulaşıcı şey kirli zihniyettir. Neyse demek ki bir çok kafe ve restoran iflas edecek. Bana uyar.
Sokaklardan sadece hayvanlar eksilmiyor; merhamet, empati ve birlikte yaşama kültürü de eksiliyor. Bunlar kaybolduğunda güvenlik değil, güvensizlik büyür. Bu gün onlara ne olduysa yarın sizlere de o olacak .
Kuşadası’nda yaşayanlar bu çocuğu belki sokaklardan bilir, adı Sarı. Sarı aslında bir ev köpeğiydi. Onu çok seven Alman bir annesi vardı ama 4 yıl önce vefat edince maalesef ortada kaldı. Tam 4 yıldır boynunda annesinden kalma mavi tasmasıyla sokaklarda hayatta kalmaya çalışıyor . O kadar uysal, o kadar mahzun bir çocuk ki... artık çok yoruldu. Ona yeniden evini açacak, ömürlük bakacak birini arıyoruz. Kulaktan kulağa yaysak bile yeter, belki birinin kalbine dokunur.
Ne bir beklentim ne de bir umudum kalmadı.
Böylesine bir zamanı yaşamak da bizim sınavımızmış meğer.
Yıllarca olacak bu da olacak deseler kötülüğün bu kadar yayıldığı, iyilerin kötü, kötülerin ise iyi kabul edildiği bir zamanın olacağını söyleseler asla inanmazdım.
Yaşadığım üzüntü ve hayal kırıklığının hiç ama hiç bir tarifi yok.
🔴 TİP'ten Ankara Emniyeti'ne çağrı: 'NATO Zirvesi için hayvanlar toplatılamaz'
Türkiye İşçi Partisi Hayvan Hakları Komisyonu, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nün NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında kamu kurumlarına gönderdiği yazıyla, zirve güzergâhı, havalimanları ve konaklama alanlarında yaşayan köpeklerin toplatılmasını talep ettiğini ifade ederek, "NATO Zirvesi için hayvanlar toplatılamaz. Ankara Emniyeti, hayvanlardan elini çek" açıklamasında bulundu.
https://t.co/3fdQXulaj8
Sosyal medyadaki trol tipolojisi: bilgisi sığ, özgüveni sınırsız. Kadın/Atatürk/inanç düşmanlığını düşünce sanıyor; cehaletini gürültüyle örtmeye çalışıyor. Az kelime, çok öfke; az akıl, bol önyargı. Kararmış zihinler ve buna ayna diller… #trolistemiyoruz@abakingurlek