Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi / Eski Milli Sporcu.
-Ph.D. in Sport Sciences.
European Champion
Athens 2004 and Beijing 2008 Olympian.
Spor biliminde veri odaklılık artık bir tercih değil; Ancak en büyük bariyer: Yüksek cihaz maliyetleri ve bitmek bilmeyen yıllık bulut abonelikleri.
Bu bağımlılığa son vermek için geliştirdiğim yerli sistem: izForce https://t.co/eGMshL1JPf
Harvard’daki hocayı Türkiye’ye getirseniz bile aynı sonucu alamazsınız. Çünkü üniversite kültürü yalnızca iyi hocayla oluşmaz; akademik olgunluğa sahip, öğrenme sorumluluğunu üstlenen öğrenciyle birlikte oluşur.
Buradaki asıl farkın yalnızca hocanın ders anlatma biçimi olduğunu düşünmüyorum. Öğrencinin akademik kültürü ve öğrenme sorumluluğu da çok önemli. Yurt dışında genelleme yapmayayım ama pek çok üniversitede devam zorunluluğu olmadığı hâlde amfiler tıklım tıklım doludur. Çünkü öğrenci derse gelmeyi hocaya karşı bir yükümlülük değil, kendi öğrenme sorumluluğu olarak görür.
Ders başladığında konuşma, fısıldaşma neredeyse olmaz; öğrenciler pür dikkat dinler. Çoğunun önünde kitabı, laptopu ya da tableti vardır. Profesör derse girer, dersini anlatır ve çıkar. Asistanı gerektiğinde bilgisayarından ders materyallerine kadar hazırlığını yapar. Profesörle görüşmek istiyorsanız önceden yazılı olarak randevu alırsınız; bizdeki gibi “kapıyı tıklatayım, içerideyse girerim” anlayışı pek yoktur. Hatta bazı üniversitelerde dışarıdan insanların dersleri dinlemesi bile mümkündür. Ama kimsenin aklına “Şu derse gireyim, hocayı gizlice videoya çekeyim, sosyal medyada ifşa edeyim” düşüncesi gelmez.
Türkiye’de ise üniversiteye gelen öğrencilerin önemli bir kısmı henüz bu akademik olgunluğa ulaşmadan geliyor. Kitap yok, defter yok, bazen kalem bile yok; üstüne bir de “Hocam, fazla kaleminiz var mı?” diye soran çıkıyor. 😄 İmza listeleri, şimdi de QR kodlarla yoklama… Devam zorunluluğunu kaldırdığınızda 100 kişilik sınıfta kaç kişinin kendi öğrenme sorumluluğunu üstlenip derse geleceği asıl mesele. Sizce gelen olur mu?
izForce yalnızca kuvvet eğrisi göstermez; çoğu rakip sistemin ayrı modüller olarak sattığı işlevleri — sporcu ve takım yönetimini, istatistiksel değişim analizini, rehabilitasyon takibini ve dışa aktarımı — aynı yerel uygulamada bir araya getirir.
https://t.co/l2Bu5CUtx9
"Akademik dünyada artık çoğu şeyi gördüm" derken emekliliğe yakın bir şeyi daha görmek nasip oldu. Bugün editörü olduğum DSİ Teknik Bülten'e gönderilen ve üç hakemin ikisinden ret, birinden de büyük değişiklik gelen bir makaleyi yayına kabul etmediğimiz için CİMER'e şikayet edildik. Şimdi CİMER'e bu makalenin neden yayına kabul edilmediğini anlatacağız.
Kişisel sayfamda İlk blog yazımı yayımladım.
Bilimsel kanıtın saha deneyimiyle nasıl birlikte düşünülebileceğine dair kişisel bir değerlendirme olarak; spor performansını kompleks sistemler, belirsizlik ve karar verme açısından ele almaya çalıştım.
https://t.co/QxWUFTnVXI
Çünkü bilimsel test değerlendirmesi, rakamları dramatikleştirmek değil; sinyali gürültüden ayırarak daha güvenilir antrenör
kararları üretmektir.
izForce — Farkı göstermez; farkın yorumlanabilir olup olmadığını sorgular.
İki test arasındaki yüzde fark, tek başına performans değişimi değildir.
Videodaki örnekte sıçrama yüksekliği 14,9 cm’den 12,1 cm’ye düşüyor. Ham değişim -%19 görünse de mutlak fabrk -2,8 cm ve ±2,9 cm’lik
anlamlı değişim eşiğinin içinde kalıyor.
#izForce#SporBilimi
Bu nedenle sonuç, doğrudan “gerçek performans düşüşü” olarak yorumlanmıyor.
izForce; testleri yalnızca yan yana koymaz. Ölçüm gürültüsünü, değişimin büyüklüğünü, belirsizlik düzeyini, kanıt yönünü ve
protokol kalitesini birlikte değerlendirir.
Verileriniz küresel bulutlarda değil, kendi cihazınızdaki yerel SQLite veri tabanında tamamen güvende ve özgür.
Literatürdeki 70'ten fazla test protokolünü sahaya indiren izForce'un detayları ve yazılım arayüzü web sitemde:
👉 https://t.co/eGMshL1JPf
Spor biliminde veri odaklılık artık bir tercih değil; Ancak en büyük bariyer: Yüksek cihaz maliyetleri ve bitmek bilmeyen yıllık bulut abonelikleri.
Bu bağımlılığa son vermek için geliştirdiğim yerli sistem: izForce https://t.co/eGMshL1JPf
Donanım ve yazılımını, kendi geliştirdiğim izForce; hiçbir abonelik ücreti olmadan kurumsal devlerin analiz derinliğini sunuyor:
🔹 1800 Hz örnekleme & kablosuz senkronizasyon
🔹 RFD pencereleri, Faz Analizleri & Allometrik Ölçeklendirme
🔹 ACL & Spora Dönüş objektif takip modülü
Akademinin artık "Afiş-Etkinlik" sarmalından çıkması gerekiyor.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Birilerini çağırıp konuşma yaptırmakla sadece dostlar alışverişte görsüncülük oluyor. Bilgi üretme, uygulama, eğitim çıktıları odaklı işler yapmak lazım.
Bir sözün ya da eylemin
manasını anlamak için
bilgisi ve görgüsü yeterli olmayan,
o sözü ya da eylemi
kendi idrâk ve ahlâk imkânlarına
uyarlayacak şekilde yorumlayarak anlar.
Söz konusu o yorum da kişinin
ya korkularına ya beklentilerine
ya da örtük niyetlerine göre şekil alır.
MİT Başkanı İbrahim Kalın:
💬”İsrail, savaş başladığından beri her müzakere girişimini, diyalog ve iletişim kanalı açma çabasını sabote etmek için yoğun bir çaba içerisinde.”
💬"Savaşın hesaplanan sonuçlarından biri; Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında kardeş savaşına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Buna karşı mücadele edeceğiz."
💬"İsrail üzerindeki baskının arttırılması, savaşı başlatan aktör üzerinde yoğunlaşılarak bu savaşın bir bölgesel savaşa ve küresel krize dönüşmesini önlemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor."
💬"Türkiye, hiçbir zaman fitne ateşine odun taşımayacak."
https://t.co/UUpSzfn6Qo
Bir toplantıda “tabii ki yaparız, her türlü desteğe hazırız” diyenlerden pek somut çıktı gelmeyebiliyor. Daha temkinli konuşanlar ise işleri gerçekten yapanlar oluyor. Sağlıksız bir genelleme belki; ancak uzun süredir aksini nadiren gözlemliyorum. (1/9)
Sahte davranamayan, sosyal onay kazanmakla ilgilenmeyen, uyum sağlamaya çalışmayan, az konuşan, zorba insan ilişkilerinden sıkılmış, “Ben sizin oyununuzu oynamıyorum.” diyerek kendini yalıtmış içten ve samimi biriyseniz..
..gerçek ve sağlıklı birisiniz demektir.
Akademik yapılar açısından en tehlikeli insan tipi, entelektüel olarak yetersiz olduğu hâlde bunu başka yollarla telafi etmeye çalışan kişilerdir. Bu kişiler okumayı, yazmayı ve üretmeyi sevmez; fakat akademik çevrelerde unvan, makam ve statü sahibi olmaya büyük bir tutkuyla bağlanırlar. Çünkü onlar için akademi, bilgi üretiminin değil, sembolik iktidarın alanıdır.
Statü arayışı, çoğu zaman derin bir yetersizlik duygusunun dışa vurumudur. Günlük dilde “aşağılık kompleksi” olarak adlandırılan bu durum, Alfred Adler’in tanımladığı biçimiyle üstünlük kompleksi şeklinde tezahür eder. Yani birey, kendisini yetersiz hissettikçe bu eksikliği güç, mevki ve otorite üzerinden telafi etmeye çalışır. Akademik unvan, bu kişiler için entelektüel bir emeğin sonucu değil; psikolojik bir savunma mekanizmasıdır.
Bilgi üretmeyen fakat bilgiyi hızla ve yüzeysel biçimde tüketen bu çevreler, akademinin asli işlevini aşındırır. Metinleri anlamadan çoğaltan, kavramları içselleştirmeden tekrarlayan, atıf sayısını düşüncenin önüne koyan bu zihniyet; akademiyi bir düşünce alanı olmaktan çıkarıp bürokratik bir sertifika rejimine dönüştürür.
Asıl tehlike, bu yetersizliğin kurumsallaşmasıdır. Çünkü bu tipler zamanla karar verici pozisyonlara gelir, nitelikli üretimi tehdit olarak algılar ve kendilerinden daha donanımlı olanları sistem dışına iter. Böylece akademik ortam, eleştirel düşüncenin değil, itaatin; bilginin değil, görünürlüğün ödüllendirildiği bir yapıya evrilir.
Sonuçta akademik çöküş, dış baskılarla değil; içeride bilgiye mesafeli ama güce yakın aktörlerin çoğalmasıyla başlar. Akademiyi ayakta tutan şey unvanlar değil, metinlerdir; makamlar değil, sorular; hiyerarşi değil, entelektüel cesarettir.
Dijital sınav sistemine geçiş için bir deneme yayımladım; görüş, öneri ve hata bildirimleri için mutlu olacağımı belirtmek isterim.
https://t.co/wyJXJgJTvS
🔒 Güvenlik Önlemleri:
• Tam ekran modu zorunluluğu
• Sekme/uygulama değiştirme tespiti
• Kopyala-yapıştır engeli
📱 Kullanıcı Dostu:
• Mobil uyumlu tasarım
• Öğrenci sadece ad-soyad ve numara girer
• Sınav sonunda PDF/HTML rapor indirir
• Rapor otomatik olarak öğretmene e-posta ile iletilir