1933 yılında Atatürk, General Mac Artur'a şöyle der; "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım.
Selanik de dâhil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım."
(Türk Silahlı Kuvvetler Dergisi,
syf:26, sayı: 333, Temmuz 1992)
"Hiçliği deneyimlemek için kişinin önce benlik hissini atması gerekir. HİÇlik olmadan kişi, HEPliği deneyimleyemez. Ve ancak HEPlikle varlığın TEKliği seyredilebilir"👇
https://t.co/SAZNQivyQV
Hayvanları esas alıp, "insan'ın bir ruhunun olmasına gerek yok"u çıkaranların; varlığın "tanrı" gereksiz tekilliğinin işleyiline bakıp "Yaradan 1Potansiyele gerek yok"u çıkaranların henüz bilmedikleri, tüm software'leri çalıştıran ve işleten Tek Rûh/ilim/Potansiyel gerçeği!
🌞
İNSANIN KANINI DONDURACAK PLAN:
Dünyaya abartılı bir şekilde pazarlanan, Türkiye’de de kitapları peynir ekmek gibi satan Y’ahudi yazar akademisyen Dr. Yuval Noah Harari, bakın insanın kanını donduran nasıl ürpertici bir cümle kuruyor:
"İnsanlığa kitlesel ölçekte hükmetmek için, tek ihtiyacınız olan, dünyaya aynı uydurma ve tamamen kontrol amaçlı kurgulanmış hikayeleri anlatan koordineli bir seçkinler grubudur!"
"'HÛ' uzaydaki bir şey değildir, HÛ, senin özünün hakikatıdır! HÛ, bu evrensel yapının bütünselliğidir; HÛ, Mutlak Evrensel TEKtir!"👇 https://t.co/13JKpwJEsz
Avrupa adeta kavruluyor.
Sıcaklıklar 40°C'yi aşarken, Türkiye'de ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç 30°C'nin üzerine çıkan yerlerin sayısı oldukça sınırlı.
"Farslaşma mevzusu, Fars dili Türk dilini bitirdi mevzusu, tamamen ilk oryantalistlerin ortaya attığı ama ne yazık ki bizde de yaygınlaşan bir şehir efsanesinden ibarettir."
{Erkan Göksu}
#Facebook
Yesterday is but a dream, tomorrow but an illusion. And the now but a product of your mind. As such there is neither what supposedly belongs to me, nor a ‘me’. As if you exist!
@AhmedHulusi
https://t.co/0dYUVd9N0O
Senegal Devlet Başkanı'nın, Senagal Milli Takımı'na Gönderdiği Mesajı ;
-"Namazınızı vaktinde kılın, Kur'an okumanızı aksatmayın ve Sadio Mané'yi vakit namazlarınızda takım imamı yapın çünkü onun tilavet sesi çok güzel."
-"Allah katında en üstününüz en takvalı olanınızdır.."
“ALEMLERİN ASLI HAYÂLDIR”;
hakîkatı data/bilgi’dir!!!
Bu data/frekans boyutuna göre 3D tüm dünyalar anlık sanal hologramlardır!
Dolayısıyla algılayana göre gerçek (hezeyanik bozukluklardaki gibi) dünyaNın hayalliğini, ancak data/ruh/hologram beyin, yani orijin/evrensel beyin okuması ile yaşayabiliriz!
Birimsel/hayvani (saldır-kaç) beyinin, dünyaya “hayal” demesi de bir hayaldir; kozadan azad etmez…!
Nu'mân b. Sa'd şöyle dedi:
Hz. Ali'nin ikamet ettiği ve emirlik yurdu olan Küfe'deydim.
O esnada Nevf b. Abdullah, Hz. Ali'nin yanına gelerek:
"Ey Mü'minlerin emiri, Yahudilerden 40 adam kapıda bekliyorlar dedi."
Hz. Ali içeri alın dedi.
İçeri girip Hz. Ali'nin huzuruna vardıklarında,
"Ey Ali bize, bu göklerde olan Rabbini tasvir et" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ali radiyallâhu anh doğruldu ve etrafındaki Yahudilere şöyle seslendi:
"Ey Yahudi topluluğu!
Benden dinleyin ve benden başka da hiçbir kimseye soru sormayın.
Aziz ve Yüce olan Rabbim, hiç bir şeyden icad edilmemiş (yaratılmamış), her şeyden önce var olan, bir şey ile karışmayan, zihinlere mahal ve hayalet olmayan, bir perde arkasında değil ki ihata olunsun, sonradan var olan da değildir. Bilakis eşyaya şekil veren ve şekilden münezzeh olandır.
O ebedidir.
Üzerinden zamanların ve ahvâlin (olayların) geçmesi ile yok olmaz.
Hayalet ile nasıl nitelenir? Fasih diller onu nasıl tasvir eder?
'Eşya içerisinde olmayana, eşyadan ayrılmış ve eşyadan ayrılmayanı, eşyadan bağımsız oldu' nasıl denir?
Bilakis o, keyfiyetsiz olarak insana şah damarından daha yakındır.
Hiçbir şeye benzemez.
Bir an olsun bile kulları, onların sözleri ve gece karanlığında attıkları adımları ondan gizlenemez.
Ayın ve güneşin parlaklığı, onun nurunu örtemez.
Gece ve gündüzün ardı ardına gelmesi, onun irade ve ihatasıyla olmuştur.
O bütün zamanları, mekânları ve sonlu şeyleri bilendir.
Sonlu ve sınırlı olmak yarattıklarının vasfıdır.
Kainatı, ana unsuru (ham maddesi) önceden var olan şeylerden yaratmamıştır.
O, yarattıklarını yaratıp onlara güzel bir şekil verdi. Yüceliğinde tektir.
O, kullarının ibadetlerine muhtaç da değildir.
Dua edenlerin dualarına süratle icabet eder.
Göklerde ve yerlerdeki melekler ona itaat eder.
Bedenleri çürümüş ve kaybolmuş ölüler, hayatta olup dolaşan canlılar, gökler ve yerlerin bilgisi onun yanında eşittir.
Sesler ve farklı diller O'nu meşgul etmez.
Farklı sesleri duyu organları olmaksızın işitendir.
Her şeyi gören işiten ve yerli yerine koyan Hayy ve Kayyûm'dur.
Duyu organları olmaksızın Hz. Mûsâ (aleyhisselâm) ile konuştu.
Sıfat keyfiyetinden münezzehtir.
Her kim yaratıcıyı mahdut olarak tasavvur etse mabudu tanıyamamıştır.
Her kim mekânların onu kuşatacağını düşünürse, hayret ve karışıklık içerisinde bocalar. Bilakis o, her mekânı kuşatandır.
Rahman'ı Kur'ân tasvirinin dışında tasvir etmeye kalkışan kimse, eğer sen sözünde haklıysan, bana Cebrâîl, Mîkâîl ve İsrafil'i tasvir et.
Heyhat! Sen, senin gibi bir mahlûku tasvir etmekten acizken, yaratıcıyı nasılda tasvir etmeye kalkışırsın. Sen pejmürde şekilleri idrak etmekten âcizken, nasıl olurda uyku ve uyuklamadan münezzeh olan yaratıcıyı tasvir ve idrak etmeye kalkışırsın.
Göklerin ve yerlerin mülkü ona aittir.
Büyük Arş'ın Rabbidir."
Ebû Nu'aym el-İsfahani, Hilyetu'l-Evliya, 1/72.