@kirmizikep Bazı noktalarda oyun aşırı sinir bozucu olsa da bana, genel olarak iyi bir Silent Hill deneyimi verdi. Özellikle Clara Woods'taki bulmacalar gayet güzeldi.
FETÖ'nün alçak kumpas süreçlerinde haksız yere tutuklanan, neyle suçlandığını dahi öğrenemeden cezaevinde ağır hastalığa ve ölüme terk edilen Kuddusi Okkır’ı, vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Ona ve daha nice vatansevere yaşatılan bu büyük zulmü ve adaletsizliği unutmadık, asla unutturmayacağız!
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
İtalya’nın taşrasından Türkiye’nin metropolüne gelip geçiş sezonunda olan bir enkaz devraldığında
Sırtında bavulu,
Cebinde yalnızca 5 eurousu,
İki çift kot pantalonu
Sıfır üst düzey çaprazı,
Koca bir burnu
peluş bir oyuncağı
Ve bir hayali vardı…
Oyun sektörü yalnızca ekonomik bir olgu değil kültür ihracının yeni yöntemlerinden.
Bir oyun serisiyle sektörde yer tutan ya da kültürünü tanıttığı için oyun yapımcılarına devlet nişanı veren bir ülke olmak mümkün.
Hele Türkiye gibi köklü bir kültüre sahip olan ülkede, devletin burayı geliştirmesi beklenir.
#OYUNUMADOKUNMA
@oldbutgamer
Hayır Tuncay Özkan, sen halkın sesi değilsin. Bu çağda artık yeri olmayan bir siyasetçisin ve her siyasetçi gibi bilmediğin konuda konuşmaktan çekinmiyorsun.
Sözde korumaya çalıştığın gençliğin, geleceğe dair umutlarına kelepçe vurmaktan başka sonucu olmayan şeyler istiyorsun.
Ieri il Fenerbahce ha vinto l'Eurolega femminile, battendo in finale il Galatasaray. In foto c'è Emma Meesseman, autrice di 20 punti, 5 rimbalzi, e 4 assist, ed MVP della finale. Emma, per chi segue il basket femminile, è una leggenda. Ma non lo è soltanto per il suo incredibile palmares:
- 7 Euroleghe
- 1 WNBA
- 2 Ori agli Europei col Belgio
- 2 Bronzi agli Europei col Belgio
- 11 campionati vinti tra Turchia, Russia e Belgio
- 19 tra coppe nazionali e Supercoppe
- 1 MVP delle Finals WNBA 2019
- 3 volte MVP dell'Eurolega
- 2 volte MVP degli Europei
Questi dati raccontato soltanto in minima parte colei che da anni è la miglior giocatrice d'Europa e una delle migliori al mondo.
Emma è sorda.
Sin dalla nascita ha un deficit uditivo del 60% in entrambe le orecchie, e gioca con dei piccolissimi apparecchi acustici senza i quali faticherebbe a sentire il fischietto degli arbitri e le voci delle compagne e dell'allenatore.
Ha imparato ad urlare e a modulare il volume della sua voce a 20 anni al college.
Ha giocato alcune partite senza apparecchi perchè si era dimenticata di ricaricarli, comunque dominando.
È da sempre ambasciatrice mondiale per associazioni che aiutano le persone con riduzione della capacità uditiva.
Ha tenuto duro quando da piccola veniva presa in giro per la sua condizione, ha vinto la vergogna di praticare sport con degli apparecchi quando era ragazzina, ed infine è salita sul trono della pallacanestro mondiale vincendo tutto quello che c'era da vincere.
Straordinaria Emma.
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
Bu tarz school shooter’lara hak ettikleri ceza Antik Roma’da uygulanıyordu aslında. Roma’da belli büyük suçları işleyen kişilerin cezaları sadece ölüm değil, direkt tarihten silinmekti.
“Damnatio memoriae” ismindeki bu cezada suçlu kişinin ismi yazıtlardan silinir, heykelleri varsa yıkılır, resmi kayıtlardan çıkarılır ve onun hakkında konuşmak yasaklanırdı. Kısacası o kişi sanki hiç yaşamamış gibi olurdu.
Okul baskıncıları tüm o manifestolarıyla asıl dertlerinin fark edilmek, ilgi çekmek ve “tarihe kazınmak” olduğunu defalarca söylüyorlar. Evet şu anki sosyal medya çağında bir kişiyi kolektif hafızadan tamamen silmek imkansız. Ama bu kişileri bu kadar konuşmamız, haklarında belgeseller çekmemiz, kafa patlatmamız ve analiz etmemiz ne kadar iyi bilmiyorum. İstedikleri ilgiyi vermiş oluyoruz ve onlardaki “ben öldükten sonra herkes hakkımda konuşacak” motivasyonunu bir nevi beslemiş oluyoruz.
Fakat bir taraftan da, kötüyü tam olarak anlayamazsak onu nasıl engelleyeceğiz ki? Kabul edin, garip bir ikilem.