Bu yıl tespit edebildiğimiz 67. çocuk işçi ölümü..
Kadir Sevilgen..
15 yaşında..
Antalya Gazipaşa’da 11.00 sularında hafriyat çalışması sırasında yağcı olarak çalıştığı iş makinesinin bomu ile kepçe kovası arasında kafasının sıkışması sonucu ağır yaralandı..
Üç gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!
Barış, demokrasi ve özgürlük talebiyle bir araya gelen yüzlerce insanı hedef alan katliamda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyoruz.
Aradan geçen yıllara rağmen adalet mücadelemiz sürüyor. Eşit, özgür ve barış içinde bir dünya mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
10 Ekim’i unutma, unutturma!
Che Guevara, emperyalizme, sömürüye ve kapitalizme karşı enternasyonalist devrimci mücadelenin simgelerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.
Onun mirası, ezilen halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde; sömürüsüz, sınıfsız ve özgür bir dünya arayışında sürüyor.
Hasta siempre, Comandante!
12 Eylül faşist darbesinin darağacında katlettiği ilk devrimcilerden Necdet Adalı’yı anıyoruz.
Adalı’nın devrim ve sosyalizm umudu, bugün faşizme ve sömürüye karşı mücadelemizde yaşamaya devam ediyor.
Ahmet Saymadi yoldaşımız bir kez daha tutuklandı!
Fon vurguncularına, mafya düzenine boyun eğmeyeceğiz!
Ardı ardına mafya babalarını serbest bırakan ve sokağa salan, foncu Bakanları, bürokratları kollayan AKP-MHP iktidarı, bu rezaletin üzerine gidenleri sansürleyerek, gözaltına alarak, tutuklayarak susturmaya çalışıyor.
Ahmet Saymadi yoldaşımız da bu kapsamda düzenlenmiş bir yargı operasyonuyla bir kez daha tutuklanmıştır.
3 Ekim akşamı, saat 23.00’te “narkotik baskını” kisvesi altında iş yeri basılan yoldaşımızın, ne iş yerinde ne de kendisine yapılan tahlillerde narkotiğin izine rastlanmazken savcı sorgusunda işin aslı ortaya çıkmış, kendisine sadece Ahmet Şık’la ilişkisi sorulmuştur.
Fon vurgununa ilişkin önemli ifşalar yapan TİP Milletvekili Ahmet Şık, Saymadi yoldaşımızın yakın arkadaşı, siyaseten de yol arkadaşıdır. Bu yakın ilişkiden yola çıkarak Saymadi yoldaşımızla Ahmet Şık arasında bir ekonomik ilişki olduğu iddia edilmiş (ki olsa bile bu bir suç unsuru değildir), ilgili iş yeri “narkotik baskını” adı altında basılarak hem Saymadi yoldaşımız hem de Ahmet Şık kriminalize edilmek istenmiştir.
Ahmet Saymadi yoldaşımız ilk defa tutuklanmıyor, geçtiğimiz yıl da HDK kurucularından olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve bir süre ceza evinde tutulmuştu. Yani AKP-MHP iktidarının muhalefeti sindirme - susturma operasyonuyla ilk defa karşı karşıya kalmıyor yoldaşımız.
Biz, AKP-MHP iktidarının; emekçileri, emeklileri, halkı yoksulluğa mahkum ederken yandaş patronları, bürokratları ve siyasetçileri ihya eden vurguncu politikasını da uyuşturucu baronlarını kollarken ülkenin sanatçılarına, gazetecilerine, aydınlarına yönelik “narkotik baskınları” aracılığıyla toplumu dizayn etme hamlelerini de çok iyi görüyoruz, biliyoruz.
AKP-MHP iktidarı da şunu bilmeli ki ne kadar baskı, gözaltı, tutuklama yaparsanız yapın bu çürümüş düzeninize karşı mücadelemizi durduramayacak, faşizmi kurumsallaştırma ve kalıcılaştırma hamlenizi tamamlayamayacaksınız!
Devam etmekte olan müzakere sürecini kendine zırh etmeye çalışan AKP-MHP iktidarı, barış ve demokrasi güçlerini birbirinden ayrıştırarak muhalefeti parçalamak, yalnızlaştırmak ve herkesi öncelikli sorunlarıyla baş başa bırakmak istiyor. Oysa açlığa mahkum edilen emeklinin, emekçinin sorunu da fonculara, uyuşturucu baronlarına, mafya babalarına teslim edilen toplumun sorunu da her sabah bir yenisine uyandığımız kayyum politikaları da TBMM de büyük bir destekle yasalaşmış Çerçeve yasanın uygulanmasının tavsatılması da AKP-MHP iktidarından kaynaklanıyor.
Saymadi yoldaşımızın faşist iktidar bloğuna karşı en geniş demokrasi güçlerini bir araya getirme perspektifli mücadelesini sürdürecek, Fon vurguncularına, mafya düzenine karşı demokratik ve sosyal bir cumhuriyetin önündeki engelleri mevcut iktidardan başlayarak bir bir kaldıracağız!”
SYKP MYK
Partimizin kurucularından, enternasyonalist sosyalist Mustafa Kahya yoldaşımızı aramızdan ayrılışının 12. yılında saygıyla anıyoruz.
Kahya yoldaş ilk gençlik yıllarından gözlerini yumduğu son ana kadar, işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini büyütmek ve sosyalizmi bu topraklarda mümkün kılmak için hiç durmadan mücadele etti.
Anısını ve mücadelesini sosyalist yeniden kuruluş mücadelemizde yaşatacağız.
Kahya'ya Sözümüz Devrim Olacak!
Bugün sabaha karşı gerçekleştirilen operasyonda, aralarında SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz’in de bulunduğu çok sayıda devrimci, sosyalist ve muhalif gözaltına alındı.
Muhalifleri her gün şafak operasyonlarıyla susturmak isteyen iktidar bilsin ki baskılar bizi susturamaz!
Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın!
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz bu sabah saatlerinde Ankara'da gözaltına alındı. Titiz'in TEM Şube'de olduğu öğrenildi.
Faşizmin karanlığına, yasakçı zihniyetine ve dijital sansürüne karşı eşitlik, özgürlük ve barış mücadelemizi büyüteceğiz.
VARDIK, VARIZ, VAROLACAĞIZ; DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!
6-7 Eylül’ü Unutmadık, Unutturmayacağız!
6-7 Eylül 1955, bu ülkenin tarihine yalnızca iki gün süren bir yağma ve şiddet dalgası olarak değil, örgütlü bir pogrom olarak kazındı. 6 Eylül akşamı İstanbul’da başlayan saldırılar kısa sürede İzmir ve başka kentlere yayıldı. Rum ve Ermeni vatandaşlar başta olmak üzere Hristiyanların ve Musevîlerin yaşam alanları hedef alındı.
Resmî kaynaklara göre 4214 ev, 1004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel vb. bulunan 5317 yer tahrip edildi. İstanbul’da bulunan 73 Rum Ortadoks kilisesinin tamamı ateşe verildi. 11 insan öldürüldü, 450 kişi yaralandı. 60 kadına tecavüz edildi. Olayların ardından binlerce Rum, Türkiye'den göç etti, 1922 mübadelesinde 100 bine düşen Rum nüfusu, 6-7 Eylül olaylarının ardından 2 bin 500 kişi kaldı.
6-7 Eylül olaylarının bahanesi olarak Selanik’te Mustafa Kemal'in evinin bombalandığı haberi gösterildi. Oysa asıl sebep Kıbrıs sorununu görüşmek üzere Londra’da yapılacak konferans öncesinde Türkiye'nin elini güçlendirmekti. Ön planda öfkeli bir kalabalık görülse de bu kalabalığı harekete geçiren ve koruyan, devletin kendisiydi. Bu sebeple 6-7 Eylül olayları, sıradan bir yağma değil; devletin planladığı, güvenlik güçlerinin görmezden geldiği ve sonrasında da üzerini örttüğü, Müslüman olmayan vatandaşlardan kurtulmak için örgütlenmiş bir pogromdur.
6-7 Eylül, birlikte yaşam iradesine vurulmuş bir darbedir. Bu darbeyi hatırlamak ve hakikatle yüzleşmek zorundayız. Çünkü bir halkı “iç düşman” ilan eden, yurttaşları etnik ve dinsel kimliklerine göre ayıran, farklılıkları tehdit olarak gören anlayış ortadan kalkmadığında tarih tekerrür etmeye devam edecektir. Dün Rumların, Ermenilerin ve Yahudilerin dükkânlarını hedef gösteren zihniyet; bugün başka halkları, inançları ve toplumsal kesimleri düşmanlaştırmanın zeminini yaratacaktır.
Bugün bizlere düşen, geçmişin suçlarını birbirinden kopuk “talihsiz olaylar” olarak anlatmak değil; ırkçılığa, milliyetçiliğe, ayrımcılığa ve nefret siyasetine karşı ortak bir mücadele örgütlemektir. 6-7 Eylül’ün hesabı, yalnızca birkaç yağmacının cezalandırılmasıyla kapanmaz. Bu pogromu mümkün kılan siyasal anlayış, devlet politikaları ve cezasızlık düzeniyle yüzleşilmeden toplumsal bir barış ortamı kurulamaz.
Mahir Sayın (@SMSayin ), Ruşen Çakır’ın (@cakir_rusen ) sorularını yanıtladı:
"Kandil sözcülerinin yazdıklarını okuduğum zaman, mesela bundan üç ay kadar önce bir arkadaşın yazdığı bir makale vardı. Diyordu ki, “Bu demokrasi meselesi AKP ve MHP ile olacak gibi değil. Bunları iktidardan düşürüp bir demokratik cumhuriyet ittifakıyla bizim demokratik cumhuriyet yolunda ilerlememiz gerekir” Zaten Kandil’den bu tür açıklamalar geldi, bir türlü çıkmayan yasa en sonunda 10 Ağustos'ta çıktı. Yani açıkçası iktidara şu söylenmiş oldu, her zaman da bunu söylüyorlar, “Biz barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz ama çaresiz olduğumuz için değil, bizim seçeneğimiz var. Ama biz bu seçenekler içerisinde kardeşleşmeyi seçiyoruz. Bunun peşinde koşuyoruz ama bunu siz yapmadığınız takdirde biz başka türlü de yaparız diyorlar"
https://t.co/DQaaSy4oI8
Küba Devlet Başkanı:
“Marksizm-Leninizm ölü bir doktrin, bir ilmihal değildir; aksine yaşamın somut sorunlarını çözmek için bir yöntem, bir rehber ve bir araçtır... Bilimsel Marksizmin bize öğrettiği gibi sosyalizm, kapitalist barbarlıktan çıkışın hâlâ tek gerçekçi ve insani yoludur.”
14 yaşındaki Emirhan bu yıl çalışırken ölen 37.çocuk işçi. Kocaeli'de çalıştığı inşaattan düşerek öldü. 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak, Emirhan daha 14'ünü bile doldurmamış... İstanbul Beylikdüzü'nde de bir işçi, 21 yaşındaki bir genç inşaattan düşerek öldü. Yalnızca geçen ay 228 işçi hayatını kaybetti. Basit iş güvenliği önlemleri alınmış olsa çoğu hayatta olacaktı.