ABD'den Dönen Türk Gençleri: "Amerika Şişirilmiş Bir Balon!"
▪️ ABD seyahatinden dönen iki Türk genci, sosyal medyada izlenimlerini paylaştı.
▪️ "10 yıllık vize verilmesinin nedeni bir gidenin bir daha dönmek istememesi."
▪️ İstanbul veya Avrupa'nın büyük metropollerinde yaşamış kişilerin New York'tan etkilenmeyeceğini belirten gençler, şehirdeki evsiz profilinin Avrupa'dakine kıyasla son derece saldırgan ve korkutucu olduğunu vurguladı.
▪️ ABD vizesi reddedilen vatandaşlara seslenen gençler:
🗣️ "Dışarıdan parlatılan bu şehirde yaşamak sanıldığı kadar büyüleyici değil, hiç üzülmeyin."
Sabah ezanı az sonra okunacak beklerken size gerçek yaşadıklarım ile alakalı bi şeyler yazmak istedim..
Allah mübarek etsin. Çelik Bey, sizler göz önünde, topluma örnek şahsiyet oldunuz. Maneviyata susamış bir gençliğe böylesine güzel örnek olmanız, çok çok kıymetli bir amel ve davranış...
Kardeşim, sana olan sevgim yüz kat daha arttı. Helal olsun! Mümin böyle olmalı...
Ne iş yaparsak yapalım, önce Cenab-ı Allah'a kul olduğumuzu bilelim. Çelik kardeşim de bunun farkında. Hepsi bu, yani.
Rabbim daim eylesin.
Cezaevinde iken koğuşun ağası, Ağrılı bir kardeşim, ismi İsmail Hafız'mış; sonradan öğrendim. Yaş olarak benden küçüktü. İlk gittiğim gün beni karşısına aldı.
“Abi, sen farklı birine benziyorsun.” deyip benimle 15 dakika sohbet etti.
Anlattım neden geldiğimi. Bana öyle bir sarıldı ki:
“Sen de Reiscisin o zaman abi.” dedi.
“Hem de onun davasını savunduğum için cezaevine girecek kadar, kardeşim.” dedim.
Neyse, bana güzel bir yatak verdi. 17 kişilik koğuşta 35 mahkûm var. Millet yerlerde yatıyor. Yaşça en büyükler içinde olan 3-5 kişiden birisiyim. Normalde yaşça büyüklere yatak veriyormuş Hafız İsmail kardeşim.
İlk gece hiç uyuyamadım. Gözlerim ara sıra dalıp gidip geliyor, hocanın “Allahu Ekber” demesini bekliyorum.
Bir ara gözlerimi açtım, baktım millet tek tek kalkıyor. 8-10 kişi oldu, kalkmaya başladılar. Bir baktım, İsmail Başkan yatağının üzerinde Kur'an-ı Kerim okuyor. Millet de tuvaletin olduğu yere gidiyor.
Ben de kalktım. Baktım, tuvaletin önünde sıra bekliyorlar taharet için. Anladım; çıkan abdest almaya başlıyor. Neyse, sıra bana geldi. Abdest aldım. Aradan 10 dakika geçmeden ezan okunmaya başladı.
Geldim yatağıma, namaz kılacak yer yok. Bazıları battaniyeyi kullanıyor, bazıları seccade... İsmail Başkan da yatağının arasındaki boşlukta namazını eda ediyor.
5 dakika yatakta oturdum, bekledim. Namaz kılanlar namazını bitirdi. Ben kalktım, elbise dolaplarının üzerindeki seccadelere bakıyorum. Birisini alıp namaz kılacağım. Birisi bana kalın geldi, onu aldım, yere serdim.
Birisi seslendi:
“Abi, o seccadeyi alma, o İsmail Başkan'ın.”
“Tamam kardeşim.” deyip tam topluyordum ki İsmail Başkan oradan seslendi:
“Mustafa abi, benim seccademi kullanabilirsin.”
“Eyvallah kardeşim.” deyip namazımı eda ettim.
Kahvaltıda meydancı arkadaş geldi. Bana aynen şöyle diyor:
“Abi, ben İsmail Başkan ile 10 yıldır birlikteyim. Hiç kimse onun seccadesini kullanmadı. Bugün bir tek sana izin verdi. Sen kimsin yav abi?” dedi.
“Beni boş ver kardeşim.” dedim.
Sabah kahvaltısında normalde sadece ekmek olur. Fakat isteyenler için simit de getiriyorlar kantinde parayla . İsmail Başkan:
“Mustafa abi, simitlerini aldım. Benim masamda kahvaltı yapalım mı?” dedi.
“Tabii ki kardeşim.” dedim.
Birlikte kahvaltı yaptık.
Millet bize bakıyor, “Bu kim ya?” dercesine...
İsmail kardeşimi çözdüm. Oradakiler onu o kadar çok seviyor ki... Öyle külhanbeyi falan değil ha; on numara bir insan.
Adaleti öyle güzel sağlıyor, koğuşu öyle güzel idare ediyor ki...
Koğuşta akşamları saat 10 gibi bir parti yemek daha yapılır. Bunlar kantinden; hâli vakti yerinde olanlar sipariş verir. Hazır çorba, ton balığı, kavurma gibi şeyler alıp yemek yaparlar. Sadece bir ketıl ile.. siparişi verecek gücü olmayan masalara da koğuşta hâli vakti yerinde olanların ekstra siparişlerinden ikram edilir. Onlar da öyle yer.
İşte İsmail Başkan bu işi öyle adaletli yapan birisi ki millet de onu çok sevmiş.
Öğle, ikindi ve akşam namazlarını avluda topluca kılıyorlar. İsmail Başkan hocalık yapıyor.
Beni de sohbetimi de çok sevdiler. “Abi, seni Allah gönderdi.” diyenler bile oldu.
Ben az kaldım, çıktım. Vallahi de billahi de oradaki o insanlardaki inancı, bağlılığı, samimiyeti, Rabbime içten duayı daha hiçbir camide görmedim.
Demem o ki; cezaevleri sıkı denetlenmeli. Benim anlattığım insanlar gibi kişiler takip edilmeli, boş yere orada tutulmamalı. Bu teklifim bazılarına ters gelebilir ama içeri girip orada bizzat görüp yaşayan biri olarak gördüklerimi samimice yazmak istedim.
Konu Çelik'ten nerelere geldi, değil mi?
Kumandan hayatını yazmaya kalksa, o kitap Oscar alır, bilesiniz.
Ben düpedüz söylüyorum Lamine Yamal adamsın .. o deterjan iyi yıkama yapıyor olsada almıyorum reklamını yapana da Bu reklam Allah'ın sana lütfu olamaz Arda.
🟥 Arda gülerede laf söylemek istemiyorum da
Lamine Yamal tam şöhretin en tatlı yerinde tüm siyonistlere karşısına aldı Filistin bayrağını dalgalandırdı
O kadar zor bir şey ki o ..
Bizimki de israil reklamlarını açıklıyor
2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan İspanya millî takımını yürekten tebrik ediyor; dost İspanya halkına ülkem ve milletim adına selamlarımı, muhabbetlerimi iletiyorum. 🇹🇷🇪🇸