Dillerden düşmeyen bir nesil doğdu.
Keşke bu nesil için; sevginin, barışın ve özgürlüğün sloganlarını atabilseydik.
Ama ne yazık ki bugün, hayali karakterlerin ve yanlış örneklerin peşinden sürüklenen; izlediği kişilere özenen, yasa dışı yolları “başarı” sanan insanların ilham kaynağı olduğu bir gençlik görüyoruz.
Peki bunun suçlusu kim?
Sadece bugünün çocukları mı?
Hayır.
Asıl suç, onları zamanında görmeyen, dinlemeyen, sahip çıkmayan toplumun omuzlarında.
Küçük yaşta yanlış yollara sürüklenen çocukları suçlamak kolaydır. Oysa onlar, çoğu zaman önlerine doğru bir yol koyulmadığı için kendilerini o yanlışların içinde özgür sanıyorlar.
Eğer bir nesli gerçekten ileriye taşımak istiyorsak, önce ona sahip çıkmalıyız.
15 yaşında katiller olmasın.
17 yaşında mahkûmlar olmasın.
Okullar çoğalsın.
Çocuklar nezarethanelere değil, sınıflara sığmasın.
Çünkü bir toplumun geleceğini, çocuklarına verdiği değer belirler.