Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
hiçbir ehliyeti, liyakati, eğitimi, bilgisi,
görgüsü, yeterliliği yok ama ülkedeki en önemli kurumlardan birinin başında. çünkü bu coğrafyada ehliyet, liyakat, eğitim, bilgi, görgü, yeterlilik gibi vasıflar değil; birilerinin adamı olmak iş görüyor.
Mevzuya bak. 3 kuruş maaşla geçinen halk, milyon euro prim alan futbolcuları eleştirdi diye TFF Başkanı, devleti göreve çağırıyor…
Normal racon kesmesi bitti, adalet bakanı üstünden racon kesiyor şimdi de…
TÜGVA başkanı Bilal Erdoğan bile, Spor Bakanı'na, Federasyon Başkanı'na, Teknik Direktör'e ayar verebiliyorsa,
Milli takım, AKP için reklam malzemesi yapılıyorsa,
Sahada ulusal kimlik yerine, din ve siyaset sergileniyorsa,
Futbolcular, sahada değil, sadece mağaza reklamlarında boy gösteriyorsa,
Milli takımın, "milliliği" nerede...
Yozlaşma her yerde...
Sonuçta da,
İşte iki maçta, iki yenilgi, sıfır gol, sıfır puan ve eve dönüş bileti!
#Futbol
Bir sosyal medya kullanıcısının Hakan Çalhanoğlu hakkındaki sözleri, büyük beğeni topladı:
♦️Karısını aldattı, yakalanınca “karım beni aldattı” dedi
♦️Çocuğuna DNA testi istedi, karısıyla barıştı.
♦️O kadına bugün story attırdı! 😀
♦️Trabzonspor’la sözleşme imzaladı, 200 bin euro imza parası aldı, sonra kaçtı.
♦️Parayı geri vermedi, 4 ay futboldan men edildi.
♦️Sonra Hamburg’a kaçtı!
♦️Kaçtığı Hamburg’dan deli raporu ile Leverkusen’e kaçtı! 😀
♦️Milli takım kampında arkadaşının nişanlısına sarktı.
♦️Odası basıldı, ağzına namlu sokuldu, mevzunun üstü kapandı!
♦️Adamın vukaatları say say bitmiyor!
♦️Bide çıkmış millete akıl veriyor!
♦️Ahlaksız!
Montella'ya kızıyoruz ama Tek suçlu Montella mı? Hayır. 2002'de Dünya Kupası’nda 3. Olduğumuzda Akp yoktu!
Aynı yıl iktidara Akp geldi. Sonra Spor ve yargı başta olmak üzere her şeye siyaset bulaştı. Ve 24 yıldır kazanabildiğimiz hiçbir Zafer yok!
24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası’nda olmanın Heyacanını yaşamaya çalıştık onda da Akp'nin seçim piarını izledik ve sonuç ortada!
#BizimÇocuklar #TURPAR
Futbola siyaseti bulaştırırsanız ne olur?
İşte bu olur. Zaten en fazla da bu kadar olur.
1 dakikası Akp'ye ayrılmış 3 dakikalık Milli Takım tanıtım videosu rezilliği.
Bodrum’da sıfır villa.
1.000.000€ prim.
Tonlarca euroluk kontratlar.
Milyonlarca takipçili popülerlik.
Süper spor arabalar.
Dünyanın en zengin federasyonu.
Özel uçaklar, özel oteller.
Ama adamların turnuvaya sadece saç sakal olarak hazırlanmış. Eleştirince de cephede 1 kase çorbaya savaşa gitmiş gibi cevap veriyorlar.
Buradan dönseniz bile sabahın köründe sizin için uykusundan olan bu halkın sevgisini hak etmiyorsunuz.
Rakip sahada üst üste 6 pas yapamayan 2 takıma, 200 dakikada, tek gol atamayan, futbol yerine, saç kesimleri, youtube yayınları, balkonda sigara sefalarıyla ön plana çıkan Milli Takım, turnuvaya veda etti.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Çaykur Rizespor - Beşiktaş maçında 41. dakikada bölücü terör örgütü lideri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde belki bir numaralı halk düşmanı, bebek katili Abdullah Öcalan'a küfür edilirken BeinSports taraftarın sesini kıstı!!! Türkiye! AKP ve MHP'nin bu yaptığını unutma! #ÇRSvsBJK
Sosyal medya trolleri ergenlere kalsa Sergen her zaman haklı. Bu son maçta kestaneye ve destekçilerine en güzel cevabı Jota Silva, Vaclav Cerny kendi kendileri verdiler! Beşiktaş'a yakışan kanatlar bunlardır. Bilal ve Cengiz'i alacağına sadece Jota'nın bonservisini alsan, bitti!