SOÇED GN BŞK/HAYFED KURUCU GN SEKRETERİ/YAPI DENETİM UZM/REFA UZMANI//AKTİVİST/KADGÜÇDER YÖN.KUR. Ü/YERYÜZÜ MÜHENDİSLERİ KUR ÜYESİ/ KADIN VE GÜÇ DERGİSİ KOORD/
GELİYORUZ...
YAŞAM HAKKI KUTSALDIR DİYEREK ÇIKTIĞIMIZ BU YOLDA TÜM YAŞAM HAKKI SAVUNUCULARINI DESTEĞE ÇAĞIRIYORUZ..
HEP BİRLİKTE;
KADINLARIMIZ
ÇOCUKLARIMIZ
HAYCANLARIMIZ
YAŞLILARIMIZ
ÇEVRE VE DOĞAMIZ İÇİN
GELİN BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM ...
Bilgi için : 0532 670 49 82
Gözlerindeki tümör nedeniyle ameliyatla gözleri alınan bir köpek, ameliyat sonrası uyandığında görme yetisini kaybettiğini fark edince verdiği tepkilerle dikkat çekti.
Malatya’nın Akçadağ ilçesinde dağlık alanda doğal yaşamını sürdüren, yaban hayvanı statüsünde bulunan ve öldürülmesi veya kötü muameleye maruz bırakılması kanunen yasak olan bir bal porsuğu, bir şahıs tarafından dakikalarca cep telefonu ile görüntülenmiş; hayvana gereksiz şekilde yaklaşılması üzerine kendini koruma refleksi gösteren hayvan, elindeki sopayla defalarca vurularak bayıltılmıştır.
Üstelik şahıs, tüm bu şiddet eylemlerine rağmen bir de hayvanı suçlayarak “bana saldırdı” şeklinde beyanda bulunmaktadır.
@TCMalatyaV Kendi halinde yaşayan bir hayvana ve yaban hayatına yönelik bu şiddetin cezasız kalmaması için, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28/A maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli adli ve idari işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.
@TCTarim@ibrahimyumakli@milliparklar@MalatyaDkmp@malatyaemniyet@malatyajandarma@iletisim
قضى الدب "سينوتشوك" نحو 9 سنوات داخل قفص معدني ضيق، لا تتجاوز مساحته 4 أمتار مربعة 💔
9 سنوات من القهر… أُجبر خلالها على أداء عروض السيرك، متنقّلًا داخل مركبات، محرومًا من أبسط حقوقه في الحرية
حياة كاملة سُرقت منه، فقط من أجل الترفيه على حساب معاناته
لكن لحظة إنقاذه كانت بداية حياة جديدة…
بعد نقله إلى موطنه الجديد، تغيّر كل شيء
أصبح دبًا سعيدًا، يستكشف، يلعب، ويعيش كما خُلق له أن يعيش
قصة "سينوتشوك" تذكير مؤلم بأن الحيوانات ليست وسيلة للترفيه، بل كائنات تشعر وتتألم
الرفق بالحيوان ليس خيارًا… بل إنسانية 💗
🚨 T61 ALIMI İPTAL EDİLSİN 🚨
YAŞATMAK VARKEN ÖLÜM NEDEN?
DENİZLİ’DEN TÜRKİYE’YE ÇAĞRI 📢
DENİZLİ’DE YÜKSELEN SES BÜYÜYOR!
Denizli Hayvan Hakları Platformu, Denizli Hayvan Dostları Derneği, Denizli Patilerin Sesi Derneği ve Dernek Avukatı Yağmur Yalçın tarafından yapılan açıklamalar basında geniş yer bulmaya başladı.
12 Haziran 2026 tarihinde yapılması planlanan 2026/916047 numaralı ihale kapsamında yer alan 400 flakon T61 alımı kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
📢 Şimdi haberleri Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırma zamanı!
HABERLERİ OKUYUN
PAYLAŞIN
YAYINLAYIN
GÜNDEMDE TUTUN
🎥 Video:
https://t.co/JsywCvqwKF
📸 Basın Açıklaması:
https://t.co/QUNwTXkwfs
📰 Haberler:
Denizli Kent Haber
https://t.co/Rd386Cf6FC
Denizli Yeni Olay
https://t.co/XYpoSbRekG
Türkiye’nin her ilindeki yaşam hakkı savunucularını, hukukçuları, sivil toplum kuruluşlarını ve vicdan sahibi vatandaşları süreci takip etmeye davet ediyoruz.
📣 Şeffaflık istiyoruz.
📣 Denetim istiyoruz.
📣 Kamuoyunun sorularına cevap verilmesini istiyoruz.
📣 400 flakon T61 alımını içeren ihale kaleminin yeniden değerlendirilmesini ve iptal edilmesini talep ediyoruz.
DENİZLİ YALNIZ DEĞİLDİR.
YAŞAM HAKKI YALNIZ DEĞİLDİR.
#Denizli
#T61
#YaşamHakkı
#HayvanHakları
#KamuoyuBilgilensin
DenizliYalnızDeğildir
“Su içene yılan bile dokunmaz.”atasözüyle büyütüldük.
Hem mecaz hem de gerçek anlamda çok önemliydi.
Bugün geldiğimiz durumda susuz kalmış bir canlıya su içerken bile tahammül edemeyen insanlar var artık ne yazık ki.
Nasıl bir zaman bu?
🎙️ İlkay Şimşek’ten Sokak Hayvanları İçin Dikkat Çeken Çağrı!
“Sokak hayvanları sahipsiz değil, bu ülkenin vicdanıdır.”
Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, sokak hayvanlarının yaşam hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak merhamet, vicdan ve kalıcı çözüm çağrısında bulundu.
#İlkayŞimşek #DoğruYolPartisi #SokakHayvanları #HayvanHakları #TRendMEDYA #Gündem #SonDakika @ilkaysimsek75
Lütfen imzalayım dostlar!
65 yaşındaki bir şahsın yaşlı bir köpeğe tecavüzüne sessiz kalmayalım.
Toplumun en zayıf halkasına yapılan bu iğrençlik ilk değil.
Daha önce de tanık olduğumuz bu rezil eylemler çok fazla ve kanıtlı.
Sokakta olduğu için tecavüze uğruyor diyen aklı evveller, ahlakı,zihniyeti, toplum güvenliğini sorgulamak yerine köpekleri suçlarken, bu zihniyetin sonraki hedefinin ne olabileceğini görmüyorlar mı yoksa işlerine mi gelmiyor?
Öyle bir zaman işte.
Patron için adalet!
Denizli'de Patron isimli bir köpek doktor olduğu belirtilen A.Ç. tarafından çekiçle vura vura öldürüldü. Olay esnasında bir çocuğun da parmaklarının kırıldığı iddia ediliyor. Çocuğun babası açıklama yaparak, kızının travma yaşadığını ifade etti ve failin tutuklanması çağrısı yaptı.
A.Ç. açıklama yaparak köpeğin çocuklara saldırdığını ve bu nedenle müdahale ettiğini belirtse de, olayın görgü tanıkları bu savunmanın doğru olmadığını ifade ediyor.
Patron adlı köpek için soruşturma başlatılması ve failin tutuklanması talebiyle Anıl Ceren Altunkanat bir kampanya başlattı.
Destek için imzala, paylaş: https://t.co/jTbcPXFYxD
Bana sık sık, "Köpekleri insanlardan daha çok seviyorsun," diyorlar.
Eksik söylüyorlar.
Mesele sadece köpekler değil; ben hayvanları, insanlığın tamamından daha çok seviyorum.
Çünkü bugüne kadar hiçbir hayvan arkamdan kuyu kazmadı.
Hiçbir hayvan yüzüme sarılıp, sırtımdan bıçaklamadı.
Çıkarı bitince sevgisini geri çeken, kötülüğünü iyilik ambalajıyla önüme koyan bir tek hayvan görmedim ben.
İnsan yalanı icat ettiğinden beri, güven hissi bu dünyayı terk etti.
Oysa bir hayvanın dünyasında gri tonlar yoktur; her şey siyah ya da beyazdır. Acıkınca bellidir, korkunca belli.
Kızgınlığı da nettir, sevgisi de. Rol yapmazlar, takdir edilmek için oynamazlar, bir sonraki hamlelerini hesaplamazlar.
Bir köpek gözünüzün içine bakıyorsa, orada sadece dostluk vardır.
Bir kedi yanınıza kıvrılıyorsa, sadece orada olmak istediğindendir.
Onların duygularında hesap, pazarlık, kariyer planı, haset ya da ikiyüzlülük bulamazsınız.
Hayvanlar, insanın kirletemediği o saf varoluşun son kaleleridir.
O yüzden evet; o dilsiz dostları, insanlardan çok daha fazla seviyorum.
Doktorun çocuk kurtardığı tabiki hikaye çıktı. Köpek düşmanı sadist doktor zevk ala ala çekiçle köpeği öldürüp, 13 yaşındaki kızın elini kırdı.
Bu cani doktor hala çalışacak mı hala serbest kalacak mı? @ttborgtr@saglikbakanligi
İstanbul’da doğum yaparken hayatını kaybeden bir kedinin tek hayatta kalan yavrusu, doğumdan hemen sonra bir köpeği annesi zannederek yanından ayrılmadı; köpek ise yavruyu kendi evladı gibi sahiplenip emzirmeye devam etti.
Brezilya'da, 48 yaşındaki bir dondurma satıcısı, annesinin uyuttuğu yüzen bir tekneden 1 yaşındaki bir kız bebeği kaçırdı.
Bebeğe tecavüz etti, öldürdü ve savunmasız minik bedenini nehre attı.
Korkunç haber yayılınca, bebeğin annesi de dahil olmak üzere yüzlerce öfkeli yerli halk, şüpheliyi tutan polis karakoluna baskın düzenledi.
Tecavüzcüyü dışarı sürüklediler, dövdüler, üzerine benzin döktüler ve sokakta diri diri yaktılar.
Tüm bunlar sosyal medyada canlı olarak yayınlandı.
Hayvanlara ve yaşam hakkına karşı kurulan kirli oyunu ortaya çıkaran bilimsel GERÇEK!
“İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından 4. kez düzenlenen Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu’nda (ICDS) sunulan bir araştırma, sosyal medya manipülasyonunun boyutunu gözler önüne serdi.
Akademisyenlerden oluşan araştırma ekibi tarafından X (Twitter) platformunda yapılan çalışmada; “sokak”, “hayvan”, “başıboş”, “sahipsiz”, “köpek”, “kısırlaştır” ve “itlaf” gibi kelimeleri içeren paylaşımlar analiz edildi.
📌 Araştırmanın sonuçlarına göre, hayvansever taraftaki en etkili 18 hesabın tamamı organik kullanıcı profillerinden oluşurken;
📌 karşıt görüşteki en etkili 18 hesabın tamamının trol hesap olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar, manipülatif dijital aktörlerin yalnızca tartışmalara “gürültü” eklemediğini, aynı zamanda karşıt kampın dijital liderliğini tamamen ele geçirdiğini belirtti.”
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#YaşatacakYasaİstiyoruz
Sahibi balkonda tutuyormuş sonra sokağa atmış kedi sürekli ağlıyormuş yaklaşık 1-2 yaşlarında erkek cins kedi british short hair
Lütfen birileri korumaya alsin cok acill yoksa sokakta hastalanacak dışarı bilerek atılmış
İletişim : @ceyllanars
05454288408
sancaktepe istanbul
Barınağa çok net bir planla gitmiştim. Genç bir köpek istiyordum. Belki bir yavru. Belki bir yaşında bir köpek. Kolay olacak, ağır bir geçmişi olmayan, gözlerinde acı taşımayan ve geçmişi yüzünden sonunda beni de üzmeyecek biri.
Kulübelerin arasında yürüyordum. Genç köpekler havlıyor, zıplıyor ve ziyaretçilere doğru uzanıyordu. Neredeyse yavru köpeklerin bulunduğu bölüme ulaşmıştım ki birden durdum.
En arkadaki kulübede Bruno vardı. Altı yaşında, iri bir rottweiler kırmasıydı. Yüzünde yara izleri vardı, kulaklarından biri garip bir şekilde düşüktü ve burnunun etrafındaki tüyler çoktan beyazlamaya başlamıştı. Havlamıyordu. Zıplamıyordu. İlgi istemiyordu. Sadece durup geçen insanlara bakıyordu.
Durduğumu fark ettiğinde aniden ayağa kalktı ve kulübenin arka tarafına koştu. Uzaklaştığını düşündüm. Ama ağzında bir şeyle geri döndü.
Bu eski, mavi bir battaniyeydi. Ya da daha doğrusu, battaniyeden geriye kalan şeydi: Deliklerle dolu, yıpranmış, kenarları sökülmüş bir kumaş parçası. Bruno onu dikkatlice parmaklıkların yanına bıraktı ve bana, sanki sahip olduğu en değerli şeyi veriyormuş gibi baktı.
Gülümsedim ve görevliye sordum:
“Benimle oynamak mı istiyor?”
Kadın başını salladı.
“Hayır. Bunu herkese yapıyor. Battaniyesini paylaşmayı sevmez. Ama onun elinde kalan tek değerli şeyin bu olduğuna inanıyor. Eğer onu verirse, birinin sonunda onu eve götüreceğine inanıyor.”
Kalbimin sıkıştığını hissettim.
Meğer Bruno neredeyse beş yıl boyunca bir aileyle yaşamış. Onu yavruyken sahiplenmişler. Çocuklarla birlikte büyümüş, evin içinde uyumuş, aileyle seyahatlere gitmiş. Ama sonra aile taşınmış ve büyük bir köpeğin artık onlar için uygun olmadığına karar vermiş. Onu bir torba mama, birkaç belge ve bu battaniyeyle birlikte barınağa bırakmışlar.
Battaniye, yavruluğundan beri onunlaymış. Eski hayatından kalan son parçaymış.
İlk günlerde Bruno neredeyse hiç yemek yememiş. Sadece battaniyeyi bir yerden başka bir yere taşımış, üzerinde uyumuş ve burnunu kumaşa gömmüş. Sonra her ziyaretçi geldiğinde battaniyeyi kulübenin kapısına getirmeye başlamış. Oyun oynamak için değil. Dikkat çekmek için değil. Sanki sahip olduğu her şeyi insanlara sunuyor ve sonunda birinin onu seçmesini umut ediyormuş gibi.
Tam o sırada çocuklu bir aile yaklaştı. Bruno canlandı, battaniyesini aldı ve parmaklıklara doğru koştu. Gözlerinde yeni bir umut ışığı belirdi. Adam kulübenin bilgi kartına baktı, sonra Bruno’ya döndü ve şöyle dedi:
“Daha küçük bir köpek baksak daha iyi olur.”
Ve gittiler.
Battaniye Bruno’nun ağzından düştü. Havlamadı. İnlemedi. Sadece beton zemine uzandı ve başını battaniyenin üzerine koydu. Bu öfke değildi. Reddedilmeye alışmış olmanın verdiği sessizlikti.
Görevli bana sekiz aydır beklediğini söyledi.
Sekiz ay boyunca her sabah eski battaniyesini parmaklıklara taşıyıp beklemişti.
Yavru köpeklerin olduğu bölüme baktım. Gitmeyi planladığım yere. Sonra tekrar Bruno’ya baktım. Beyazlamış burnuna, yara izlerine ve patilerinin altındaki battaniyeye.
Ve bir şeyi fark ettim: Karşımda zor bir köpek görmüyordum. Bir zamanlar kalbi kırılmış ama hâlâ sevmeye çalışan sadık bir yürek görüyordum.
Kulübenin yanına çömeldim.
“Bruno, battaniyeni sakla. Artık onu vermene gerek yok.”
Başını kaldırdı ve kuyruğunu hafifçe salladı.
Görevliye baktım ve dedim ki:
“Onu sahipleniyorum.”
Kapı açıldığında Bruno dışarı fırlamadı. Önce battaniyesini aldı. Sonra yanıma geldi ve hareketsiz kaldı; sanki hâlâ fikrimi değiştirmemi bekliyordu.
Tasmasını taktım ve fısıldadım:
“Eve gidiyoruz, koca oğlan.”
Bu olay üç yıl önceydi.
Bugün Bruno kanepemin yarısını kaplayarak uyuyor, öyle yüksek sesle horluyor ki bütün oda titriyor ve her sabahı hayat yeniden bir armağan olmuş gibi karşılıyor. Bir sürü oyuncağı var ama her akşam yine eski mavi battaniyesiyle uzanıyor.
Sadece artık onu kimseye vermiyor.
Başını üzerine koyuyor ve huzur içinde uykuya dalıyor.
Çünkü artık elinde kalan son şeyi vererek sevgiyi hak etmeye çalışmasına gerek yok.
Ben barınağa sevmesi en kolay köpeği arayarak gitmiştim.
Ama bana sevginin her zaman kolay olmadığını öğreten köpeği buldum. Bazen sevgi; yara izleriyle, beyazlamış tüylerle ve dişlerinin arasında eski bir battaniyeyle gelir.
Ve buna rağmen hayatındaki en doğru karar hâline gelir.
Eğer bu hikâye kalbinize dokunduysa, bir ❤️ bırakın ve geçmişi olan köpeklerin de sevgi dolu bir geleceği hak ettiğine inananlarla paylaşın.
#ALINTIVEŞİİRSEL
🔴 Antalya'da motosiklet tamircisi Tuncer Bey, mama verip ilgilendiği ve ertesi gün iş yerinin kapısına gelen gözleri görmeyen köpeği 'Çiko'ya 13 yıldır sevgiyle bakıyor. 🐶 🐕