Hi @grok make this Room cosy library with little piano Yamaha and one single armchair pour reading books and desk for working and lights can go with this ?
Lise dediği Robert koleji. Kendi hayatında bir olayı tüm topluma mal etmeyi ne kadar seviyor bu okumuş toplum gerçekliğinden kopmuş ortasınıf entelektüelleri. Birini övecek ya bir hikaye bulması lazım çünkü hikayen yoksa kimse seni tınlamaz. sende biliyorsun ki Robert kolejinin ismini kullanmadan davet etsen İlber gitmezdi.
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
Bu bilgiyi bunca yıl nasıl sakladın : )
Zamanda yolculuk nasıl diye soran olursa bu beyefendi ve onun gibiler 2026’ dan ortaçağa doğru ışık hızıyla ilerliyor.
Kürt ne anlama geliyor?
Kürt bir etnik ya da ulusal adlandırma değildir. Bu söz Farsçada göçebe ve çoban (hayvancılıkla geçinen) anlamına gelir. Resmi dili Farsça olan Selçuklular bütün göçebe topluluk ya da aşiretlere Kürt yani (göçer ve çoban) dedi. Bu nedenle konuştuğu dil Türkçe, Arapça Farsça olsa da bütün göçerlere Kürt denildi. Zira Kürt, göçer ve çoban anlamına geliyordu. Öyle ki daha sonra Osmanlı da göçer Türkmenlere yani Yörüklere bile Kürt dedi. EKRAD-I Türkmen (Türkmen Kürtleri). Kürt, Türkçedeki Yörük sözünün Farsçadaki halidir.
Kürt sözünün etnik anlam kazanması son 180 yılda söz konusu olmuştur.
Dolayısıyla Kürt bir etnik kimlik ifade etmez, bir yaşam biçimini ifade eder.