Eren keskin’in duruşunun zekatı senin tüm ömrüne bedel. Haysiyet yoksunu. Adını ağzına alırken ağzını yıka. Kemalistlere bile yaranamayan bir zavallıdan fazlası değilsin.
chp milletvekili nurhayat altaca kayışoğlu'ndan kılıçdaroğlu'nu destekleyen vekillere:
"utanmıyorsunuz akp'ye ve erdoğan'a hizmet etmekten. bir milletvekili koltuğu için yapıyorsunuz"
Marmara Üniversitesi’nde, KHK ile ihraç edilip mahkeme kararıyla görevlerine iade edilen Barış Akademisyenleri Meryem Didem Dayı Tirek, Derya Akdemir ve Can Yalçın Armutçuoğlu’nu ziyaret ettik.
Tüm hocalarımız görevlerine dönene kadar mücadele sürecek.
#KHKlarİptalEdilsin
📌 ‘Komünist Köy’ sakinleri gazetemize anlattı:
▪️ Hep bir muhalefet, bir direnç gelişti. Devlet bir türlü çözemedi bu köyü. Cezaevinde yatanlar, işkence çekenler hepsi direndi. Kimse ihbarcı olmadı, kimse kimseyi ele vermedi bu köyde
✍️ Reyhan Hacıoğlu
https://t.co/9ROIoEErnb
Çapsız cahil okuma yazma da bilmiyor.Perinçeki eleştirmesi onunla aynı düzleme düşmediğini göstermez.Sen de bi sürü eleştirdiğin faşistlerle aynı kafadasın mesela.Git devrimci katili Nato ordusunu yala,Devrimcilerle ilgili konuşmak aşar sizi.
Şu cahil cesareti ve osurmasyonu yok mu, müthiş bir özgüvenle salla salla dur.
PDA hareketini defalarca eleştirmiş, hakkında yazılar yazmış bir hareketin önderine “Perinçekçi” demek teorik kofluk ve cahilliktir.
Perinçekçiler 1 Mayıs'ta bütün solu peşine taktığında karşı çıkan+
@tarihselmaddci Hocanın 57-71 duruşmalarındaki ifadelerine ve Vatan partisi tüzüğüne bak.Anlı şanlı ordudan,kuran ayetlerine kadar.Gerçek bir Marxist ama son dönemlerde Sovyetler’in onu hasta yatağında terk etmesi hazindir.Daha söyleyecek çok şey var ama senin gibi çapsızlara zaman ayrılmaz.
Otostopçunun CİMER rehberi
"Bindi. Kapıyı kapattı. Emniyet kemerini taktı. Ve sustuk. O sırada arabada Awazê Çiya çalıyordu. Navê Wê…
Aradan on gün kadar geçti. Başka bir mesele için karakola gittim… Görevli bana döndü: 'Bir şey soracağım. Sen on gün kadar önce arabana birini almış mıydın?'
'Evet…'
'Hah, tamam. O seni CİMER’e şikâyet etmiş.'"
✒️ Şendoğan Yazıcı yazdı
https://t.co/A7gSfHUFx2
Yalova'da baba ile 14 aylık bebeğinin darp edildiği olayda serbest bırakılan komşu Selvet E.:
"Biz kesinlikle çocuğu darp etmedik. Çocuk olay öncesinde gözünü arabanın torpidosuna vurarak morarttı.
Sonra annesinin kollarındayken olay esnasında yere düştü. Muhammed Baca burnu kanadığı zaman çocuğu kucağına alıp, kanı çocuğun üzerine akıtarak 'çocuğumu darp ettiler' diye bağırmaya başladı."
Ünsal Ban dosyası - son
- 36 günde nasıl tahliye oldu?
- Ek ifadesinde AKP’li yöneticinin eşinin ismini verip, neler anlattı?
- Sadakatsizlik suçlaması yöneltti, ihraç emniyetçi skandal hatalı belgeyi gönderip destekledi.
- Cinsel saldırı davasının detayları; nasıl kurtuldu?
📜 Öcalan'ın İzonomisi
👉 Kojin Karatani ve Öcalan, farklı coğrafyaların ve farklı teorik geleneklerin içinden gelseler de aynı “Hâkikat Rejimi”ne işaret ediyorlar.
✍️ Seydîxan Bozkır yazdı
https://t.co/gcHyZPZ06I
Tuncer Bakırhan’ın Dil Söylemi: Kolonyal Hiyerarşinin İçselleştirilmesi, Kürtçenin Azınlıklaştırması ve “House Negro” Mantığının Güncel Bir Tezahürü
@tuncerbakirhan’ın Kürt dili ve statüsü üzerine yaptığı açıklamalar, yüzeyde eşitlikçi ve hak temelli bir söylem izlenimi verse de, derinlemesine bir analiz bu söylemin Türkiye’deki kolonyal dil rejimini sorgulamak yerine onu yeniden üretme işlevi gördüğünüaçıkça ortaya koymaktadır. Burada söz konusu olan basit bir taktik hata ya da politik pragmatizm değildir; mesele çok daha derindedir: kolonyal hiyerarşinin içselleştirilmesi, Kürtçenin bilinçli biçimde azınlıklaştırmasıve Kürt siyasal öznesinin subaltern statüye razı edilmesi.
Bu nedenle @tuncerbakirhan’ın pozisyonu, Malcolm X’in “house negro” (ev zencisi) kavramsallaştırmasıyla teorik olarak örtüşen bir yapıyı temsil etmektedir. Bu kavram burada bir hakaret değil, sömürgeci iktidarın nasıl rıza üreterek işlediğini açıklayan analitik bir metafordur.
@tuncerbakirhan’ın şu ifadesi, tüm söylemin epistemik merkezini oluşturur: “Türkçe resmi dildir… bu asla bir tartışma konusu değildir.”
Bu cümle masum bir tespit değildir; normatif ve ideolojik bir kabuldür. Türkçenin “resmi dil” statüsü burada:
- Tarihsel bir şiddet sürecinin ürünü olarak değil,
Teknik bir zorunluluk,
- “İletişimi standardize eden” nötr bir araç olarak sunulmaktadır.
Oysa Türkçenin resmîleşmesi, Kürtçenin yasaklanması, dilsel soykırıma bırakılması, kriminalize edilmesi ve kamusal alandan sistematik biçimde dışlanması üzerinden gerçekleşmiştir. Bu tarihsel bağlamı paranteze almak, Gramsciyen anlamda hegemonik olanın doğallaştırılmasıdır: kolonyal bir düzen, “aklın ve gerçekliğin gereği” olarak yeniden kodlanmaktadır.
Bu noktada @tuncerbakirhan, kolonyal iktidarın dilini sorgulayan bir özne değil; onu normalleştiren ve meşrulaştıran bir konuma yerleşmektedir.
@tuncerbakirhan’ın söylemindeki en kritik tercih şudur: Kürtçe için resmi statü talep edilmemekte, bunun yerine yalnızca “anadilde eğitim hakkı” savunulmaktadır. Bu tercih masum değildir; çünkü:
- Resmi dil, egemenliğin, hukukun ve kamusal alanın dilidir.
- Anadilde eğitim, çoğu zaman zaten dışlanmış bir dil için telafi edici, ikincil ve sınırlandırılmış bir haktır.
Bu çerçevede Kürtçe:
- Devletin dili olamaz,
- Hukukun ve yönetimin dili olamaz,
- Kamusal egemenliğin kurucu unsuru olamaz,
- Ancak Türkçenin altında, onun izin verdiği ölçüde “öğrenilebilir” bir dile indirgenir.
Bu, dilsel eşitlik değil; kurumsallaşmış bir hiyerarşinin kabulüdür. Kürtçenin resmi statü talebinin bilinçli olarak dışlanması, Kürt halkının tam siyasal eşitlik iddiasından vazgeçirilmesi anlamına gelir.
@tuncerbakirhan’ın söyleminde tekrar tekrar şu vurgu yapılır: “Bu bir tehdit değildir… bu ırkçılık değildir…”
Bu savunmacı dil, talebin meşruiyetinden emin bir özgürleşme söyleminin değil; egemenin bakışını içselleştirmiş bir öznenin suçluluk refleksinin ürünüdür. Kürtler, kendi dillerinde kamusal eşitlik talep ederken bile, bunu “sizi rahatsız etmiyoruz” garantisiyle sunmak zorunda bırakılmaktadır. Bu tam olarak subaltern öznenin durumudur: Talep ederken bile özür dileyen, sınırlarını efendinin huzuruna göre çizen bir bilinç hali.
Malcolm X’in “house negro” kavramı, efendinin evinde yaşayan, onun diliyle konuşan, onun düzenini “bizim düzenimiz” olarak benimseyen köleleştirilmiş özneyi tarif eder. Bu figür:
- Efendinin evini savunur,
- Efendinin düzenini doğal sayar,
- İsyanı ise “aşırı”, “tehlikeli” ve “gerçekçi olmayan” bir talep olarak görür.
@tuncerbakirhan’ın söylemi bu mantıkla örtüşmektedir:
- Türkçenin egemenliği “bizim de dilimiz” diyerek içselleştirilir,
- Üniter dil rejimi tartışma dışı bırakılır,
- Kürtçenin egemenlik dili olma ihtimali baştan reddedilir,
- Kürt talepleri “makul”, “zararsız” ve “yönetilebilir” hale getirilir.
Bu, zincirleri kırmak değil; zincirlerle uyumlu yaşamayı erdem olarak sunmaktır.
@tuncerbakirhan’ın pozisyonu, K��rtlerin kurucu siyasal özne olarak tanınmasını hedefleyen bir çizgi değildir. aksine:
- Türk ulus-devletinin dilsel egemenliği sorgulanmaz,
- Kürtçe kamusal egemenlikten dışlanır,
- Kürt meselesi, üniter devlet sınırları içinde “kültürel bir haklar sorunu”na indirgenir.
Bu, Kürtlerin özgürleşmesi değil; sömürgeci düzen içinde yönetilebilir hale getirilmesidir. Burada üretilen şey eşit yurttaşlık değil, asimetrik hoşgörüdür.
@tuncerbakirhan’ın dil söylemi:
- Kürtçeyi özgürleştirmez, ehlileştirir;
- Hiyerarşiyi yıkmaz, meşrulaştırır;
- Sömürgeci düzeni sarsmaz, ona ahlaki bir makyaj yapar.
Bu nedenle burada karşımızda olan şey, dekolonyal bir kopuş değil; kolonyal aklın içselleştirilmiş bir versiyonudur. Malcolm X’in metaforuyla söylersek: Bu söylem, tarladaki zincirleri değil; evin içindeki konforlu itaati savunmaktadır.
Kürt dilinin ve Kürt halkının gerçek eşitliği, Türkçenin egemenliğini “verili” kabul ederek değil; bu egemenliğin tarihsel, siyasal ve kolonyal karakterini açıkça sorgulayarak mümkündür. Bunun altını çizmeyen her söylem, niyetinden bağımsız olarak, azınlıklaştırma düzenine hizmet eder.
@DEMParti_TBMM
���Feodal Aşiret lideri” Mesut Barzani;
“Kürdistanı halklar-inançlar Bahçesi yapacağız”!
“Bağımsız Kürdistanda Türkmenler Özerk olacak”!
Ve
Federal Kürdistanda 5 resmi dil, 8 inanç eşit!
Modernist, “komünist” TKP’li Kemal Okuyan;
“Ayrı Kürt devleti ne gerçekçi ne de iyi bir şey.”
“Özerklik, federasyon da bir çözümdür ama çözemez. Çünkü özerklik kardeşliği değil ayrışmayı tetikler” diyor!
Sahi kim kapsayıcı, kim demokrat?
Vay be görüyorsunuz Türkiye solunun halini!
Mesele Kürdistan olunca bazı Türk sol yapılar Devleti bile arattırır oluyorlar!
Bunların gözü öyle bir milliyetçilikle körleşmiş ki adeta “Devlet özerklik Kürtlere tanısa bile biz karşı duracağız”diyorlar!
22 Arap devleti var, 6 Türk devleti var bunlar gerçekçi ve iyi oluyor ama Kürtlere gelince ayrı bir devlet kötü oluyor!
Dünyanın %70’i federasyonları, özerklikleri içeren Federal sistemle yönetiliyor. Federasyon Dünya’da ayrışma değil birleştiriciyken mesele Kürtler olunca neden ayrıştırıcı!