Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan iş insanı O.Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken köy korucusu F.Ö. tutuklandı
Tunceli’de küçükbaş hayvan üreticisi Meral Kanar, kar nedeniyle kendisine tahsis edilen yaylaya giden yolun kapalı olduğunu, 3 bin küçükbaş hayvanının telef olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti:
"Bir ay içinde 30-40 malım telef oldu. Bize bir çare bulsunlar. Malımızı yükleyip valiliğin önüne mi dökelim, il tarımın önüne mi dökelim?”
"Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi ülke gündemine oturan komedyen Deniz Göktaş, yurt dışı seyahatinden Türkiye’ye döndü. Göktaş, havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı.
Son 4-5 gündür “Ben de Aleviyim ama…” şeklinde başlayan cümlelere sıkça şahit oluyoruz.
Bir kişi Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek için neden cümleye “Ben de Aleviyim ama…” diye başlar ki?
Kendi kimliğini “içselleştirilmiş ön yargı” olarak görmenin başka bir biçimi…
Onur Sefer 2017 yılında 2 ateşli silah yarasıyla aracında ölü bulundu.
Savcılık intihar dedi.
Bir kişi nasıl kendisine 2 kere ateş ederek intihar edebilir?
Hem de ölümcül olan göğüs bölgesine...
Bilirkişi "intihar orijini yok, cinayet orijini var" dedi.
2017 yılından bu yana dosyada 4 savcı değişti...
9 yıldır dosyada kayda değer bir gelişme yaşanmadı.
Onur Sefer'e ne oldu?
Ailesiyle konuştum...
https://t.co/qs8i5N6FUh
DW Türkçe'de şöyle bir haber gördüm: "Dersim mi Tunceli mi? Neden tartışılıyor?" https://t.co/rmKKvcNfUc
Dersim, Serhat, Trakya örneği üzerinden bir bakalım…
Yukarıdaki isimler Türkiye’de resmi veya idari olarak bulunmuyor.
Serhat “sınır boyu” anlamına geldiği için Kars, Ardahan Iğdır, Ağrı illerini içine alan bölgenin adı adı olarak nitelendiriliyor.
Burada bir tartışma yok.
Trakya, Türkiye’nin 7 resmi bölgesinden biri olmadığı halde ülkenin Avrupa kıtasında kalan tarihî-coğrafi bölgenin adı olarak nitelendiriliyor.
Burada da bir tartışma yok.
Gelgelelim Dersim’e…
Dersim meselesinde isim tartışması doğrudan devlet şiddeti, hafıza, kimlik ve Cumhuriyet’in kuruluş paradigmasıyla bağlantılıdır. Bu yüzden “Dersim” sadece bir yer adı değil, politik bir hafıza alanıdır. Özellikle travmatik tarihsel olaylarla ilişkilenen coğrafi isimler, zamanla birer “hafıza mekânına” dönüşebilir. Dersim de Türkiye’de bu tür hafıza mekânlarının en güçlü örneklerinden biridir. Dolayısıyla “Dersim mi, Tunceli mi?” tartışması teknik bir adlandırma tartışmasının ötesindedir. Tartışmanın merkezinde; tarihsel hafızanın nasıl hatırlanacağı, devletin resmî anlatısı ile toplumsal hafıza arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı ve geçmişle hangi ölçüde yüzleşileceği soruları bulunuyor. Bu nedenle Dersim meselesi, Türkiye’de yalnızca bir coğrafi isim tartışması değil; hafıza, kimlik, tarih ve siyaset arasındaki ilişkinin görünür hâle geldiği önemli bir toplumsal ve politik tartışma alanıdır.
Bugün 4 Mayıs… Dersim Katliamı’nın yas günü.
Bugün anmalar yapılıyor, yaşamını yitirenler anılıyor.
Memlekette durum böyleyken, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak faaliyet yürüten Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından bir “istişare toplantısı” yapılıyor.
Bu toplantıyı takip ettim.
Biri çıkıp “Dedeler devletten maaş almalı” dedi.
Diğer çıkıp, “Diyanet’in üçte bir bütçesi bize verilse yeter” dedi.
Bir başkası çıkıp “Gezi için bize otobüs lazım. Bakanlık elini taşın altına koysun” dedi.
Bu yas gününde hiç mi utanmadınız, hiç mi sıkılmadınız?
https://t.co/Ol5o11k9PS
1 Mayıs'ta açılan iki döviz.
Biri doğa dostu Esra Işık için...
Diğeri işçi dostu Mehmet Türkmen için...
İkisi de tutuklu.
İkisi de suçsuz.
Mehmet Türkmen ve Esra Işık'a özgürlük.
Umut Altaş ve babası Celal Altaş’ın konuşmaları ortaya çıktı…
Mayıs 2022'de önce Meksika'ya, ardından yasa dışı yollarla ABD'ye giden Umut Altaş, 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarında babasından hesabına 9 bin dolar göndermesini istedi. Sabah'ın haberine göre, Celal Altaş'ın buna karşılık daha önce gönderdiğini söylediği 150 bin doları geri istemesi üzerine, Umut Altaş'ın "Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim" dediği ortaya çıktı.
Baba ile oğul arasında geçen yazışmalarda gerilimin arttığı da iddialar arasında yer aldı. Celal Altaş'ın oğluna sert sözler yönelttiği, buna karşılık Umut Altaş'ın da "Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya. Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" ifadelerini kullandığı paylaşıldı.
Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem bölümü çalışanları Burçin Y. ve Yücel E. sevk edildikleri sulh ceza hakimliği tarafından adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen “tanık” sıfatıyla Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağırıldı.
Bugün Gülistan Doku'yu arama çalışmalarını takip ettim.
Ekipler, daraltılmış baz verileri ve şüphe uyandıran noktalar üzerinden hareket ederek belirlenen alanlarda arama yapıyor. Cihazların gönderdiği kızılötesi sinyaller sayesinde yer altının üç boyutlu görüntüsü elde edilerek şüpheli alanlar detaylı şekilde inceleniyor.
https://t.co/n4DakQYxW9
Gülistan Doku soruşturması için 5 ayrı ekip kuruldu, aramalar nokta atışı olarak yapılıyor
Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 5 ayrı JASAT ekibi oluşturuldu, ekipler şüpheli noktaları tek bir havuzda toplayıp nokta atışı aramalar yapıyor. Genel arazi araması yapılmazken, MİT ve polis de soruşturmaya destek veriyor. Süreç, Adalet Bakanlığı yetkilileri ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu tarafından koordine ediliyor.
https://t.co/ttExdE7xiK
Tuncay Sonel’in ACİL OYUNCAK İHALESİ
Memlekette ne sel vardı, ne deprem…
Ne afet vardı ne de başka bir şey…
Pandemi bile yoktu.
Tunceli Valisi ve Kayyımı Tuncay Sonel, İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında oyuncak ihalesi yaptı.
Neydi bu 21/b?
Normal şartlarda açık usulle yapılması gereken ihalelerin; afet veya beklenmedik olaylar nedeniyle "ivedilikle" sonuçlandırılmasına izin veren istisnai bir maddeydi.
Sokaklarda çocuklar oyun oynarken, valilik makamında "acil oyuncak" ihtiyacı doğdu demek ki?
Daha sonra bu ihale şikayete konu oldu.
Gel gelelim dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tuncay Sonel için soruşturma izni vermedi…
Gülistan Doku için verilen önergeye cevap olarak “Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır” diyen Süleyman Soylu.
Daha sonra Danıştay 1. Dairesi, 2 Mart 2021’de İçişleri Bakanlığının “soruşturmaya gerek yok” kararını iptal etti.
Birden ne olduysa dosya sümen altı edildi.
Bu, sistemin nasıl korunduğunun, dosyaların nasıl kapatıldığının, “kamu yararı” denilen şeyin nasıl kişisel yarara dönüştüğünün bariz bir örneğidir.
O dönem yerel gazetede bu konuyu bir kaç defa yazmıştım.
Bırakın gündem olmayı, kimse okumamıştı bile…