İşte klasik, düşünemeyen, sorgulayamayan, kendisinden nelerin alındığını ve nelere mahkûm edildiğini idrak edemeyen, en çok da başkalarının haklarını savunma gibi bir güdüsü asla oluşmamış bir kentli. Söğütlüçeşme neden bir gara dönüştürüldü? Haydarpaşa Garı neden devre dışı bırakıldı? Söğütlüçeşme'de neden insanların konforlu bir şekilde trenini bekleyeceği ücretsiz bir bekleme alanı yok? İnsanlar terminal, istasyon, gar gibi alanlarda neden para harcamak zorundalarmış gibi hissettiriliyor ve tasarım gücüyle buna itiliyor? Terminal yapılırken Altıyol yönündeki alan neden senelerce atıl bırakıldı ve birçok ağaç kesildi? Neden oradaki bankların bulunduğu alan güneşte insanların kavrulacağı, soğukta çok üşüyeceği, mecburen iç kısımdaki yemek mekânlarına veya mağazalara yönelecekleri şekilde tasarlandı? Darısı Avrupa yakasının başınaymış. Bu kentte daha çok Terminal Kadıköy, Tersane İstanbul, Galataport, Gar Haydarpaşa, Gar Sirkeci vakası görürüz.
İki gündür içtikten sonra eve dönerken üst üste ev sahibiyle apartman girişinde karşılaşıp random sohbet ediyoruz sabahına hatırlamıyorum ama verimli geçiyor gibi hissettiriyor