Kurtuluş Savaşı kadroları için verilen idam kararında tasdiki var mı, var. Kuvayı İnzibatiye’yle iç savaş çıkarmaya çalıştığının belgesi var mı, var. Harrington’a, “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazıp, HMS Malaya’yla kaçırıldığının evrakı var mı, var. Siz müfredattan çıkardınız diye, biz bu tür kurgularla mevcut düzenden nemalanmaktan başka gayesi olmayan revizyonist propagandistlerinizi terbiye etmeye devam etmeyecek miyiz, edeceğiz. Eh, nafile çabalar.
@kriptoemre@memduhspace Buna inanıyor musun cidden? Darbeyi demokrasiye bağlı komutanlar önledi. Tankın önünde kimse duramaz çok şükür ki komutanlar fetöcü pislikler hariç dik durdu
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Sultan Vahdettin, İngiliz işgal orduları komutanına aşağıdaki sığınma mektubunu yazarak İngilizlerin Malaya zırhlısı ile ülkeyi terk etmiştir.
Aha da o mektup…👇
📣 Tütüncübaşı Şükrü, Vahdettin’le Birlikte Nasıl Kaçtıklarını Anlatıyor:
1️⃣- Vahdettin’e kırk yıl boyunca aralıksız hizmet eden Tütüncübaşı, efendisiyle birlikte meçhule giden yolculuklarını en başından şöyle anlatıyor:
2️⃣- "Sultan Vahdettin’in yanında benim kadar uzun kalmış başka emektar bulunmadığı için, tamamıyla mahremi esrarı olmuştum. Bana uzun yılların tecrübesiyle, son derece itimat eder, benden hiçbir sırrını saklamazdı.
3️⃣- Gizlice kullandığı konyağını bile bana aldırır, aşklarını bana açar, politika işlerine beni vasıta kılar, hülasa bütün hususi işlerini bana gördürürdü. Onu her gece ben soyar, her sabah ben giydirirdim. Kahvesini ben pişirir, sigarasını ben hazırlardım.
4️⃣- Hele Anadolu’daki Milli kuvvetlerin zaferiyle, vaziyetin müşkülleştiği günlerde, yakınlığı bütün bütün artmıştı. O günlerde üstüne bir durgunluk çökmüştü. Düşüncelere dalmıştı.
5️⃣- İşte o sırada hiç unutmam 16 Teşrinisani (Kasım ) 1922 günü, sabah kahvesini götürdüğüm zaman tuhaf tuhaf yüzüme bakarak;
-Şaşkın şaşkın ne duruyorsun karşımda? Git, bana bir kahve daha yap, dedi.
6️⃣- Onu ilk defa bu kadar sinirli ve bitkin görüyordum. Geceyi uykusuz geçirdiği belliydi.Sesi bile sönükleşmişti. İkinci kahveyi götürdüm. Her zamanki gibi bir kenarda durdum. Yaklaşmamı işaret etti.
7️⃣- Niçin gittiğimiz malum... Fakat nereye gidiyorduk, akşama kadar bunu düşüne düşüne üzüntü içinde kıvrandım. İstanbul’dan hiç ayrılmamıştım. Hatta fırsat bulup, Kayseri’ye sılaya bile gidememiştim. Şimdi kim bilir hangi uzun, sonu gelmez yollara düşecektik.
8️⃣- Hava kararırken, “Efendimiz seni istiyor” dediler. Yanına vardığım zaman, yine aynı halde, sinirli görünüyordu.
-Yarın sabah, şafak sökerken, saraydan çıkacağız. Bu gece, buradan bir yere ayrılma. Ailene bile veda etmeyeceksin.
9️⃣- Yalnız şunu al, bir bahaneyle evine bırak. Eşyanı hazırla...
-Hazır efendimiz.
Saraydakilerin büyük bir kısmı Milli kuvvetlere taraftardı. Bir kısmı da ne olacağız? diye düşünmekten kime taraftar olacağını şaşırmıştı.
🔟- Gece gözüme uyku girmedi. Düşüne düşüne sabahı ettim. Ortalık ağrırken, biraz dalmışım. Haremağalarından Hayrettin Ağa uyandırdı. Hayrettin ağa ile birlikte; hareme giden kapıdan girdik ve arka kapıdan, yani Şişli’ye giden yola açılan kapıdan çıktık.
1️⃣1️⃣- Bir de baktım ki; Başmabeyinci Yaver paşa; Mızıka-yı Hümayun Kumandanı Zeki Bey, Doktor Reşat Paşa, Seccadeci İbrahim, Esvapçıbaşı İbrahim; Berberbaşı Mahmud ve Haremağalarından Mazhar da bavulları ellerinde; oradalar. Kafile büyümüş diye içime bir ferahlık geldi.
1️⃣2️⃣- Sultan Vahdettin, oğlu Ertuğrul’ la beraber yanımıza geldi. O sırada, İngiliz kumandanı General Harrington da göründü. Hepimiz dilsiz gibiydik. Ses seda yok. Kapalı otomobiller önümüzde sıralandı. Çantaları, bavulları yerleştirdik. Padişah, oğlu ve General Harrington’ la öndeki arabaya bindi.
1️⃣3️⃣- Arkadakilere de biz girdik. O kadar erkendi ki, yollarda, fasılalarla dizilmiş silahlı İngiliz askerlerinden başka kimse yoktu. Doğru Tophane ‘ye gittik. Rıhtımda bekleyen İngiliz istimbotuna geçtik
1️⃣4️⃣- Mukadderat, diye mırıldandı, mukadderat Şükrü... Malta’ya gidiyoruz. Öyle icap etti. Oradan sonra, bakalım kısmet nereye ise. Sen şimdi çantaları aç, gecelikleri filan çıkar.
1️⃣5️⃣- Sonra geminin mutfağını bul. Kahvemle yine sen meşgul ol…
Dediğini yaptım. O gün altmıştan fazla sigara, sekiz fincan kahve içti. Mukadderattan başka laf etmedi.
1️⃣6️⃣- İstanbul’dan hareketimizin dördüncü günü sabahı Malta’ya vardık. Padişah bu yolculuğu rahat geçirmişti. Yalnız üçüncü günü İstanbul hasreti duymaya başlamıştı. Bilhassa, sarayda kalan üç zevcesinden Nimet Kadınefendi’yi özlemişti.
Ergodan trolled the euro leaders pretty hard by giving them an enormous magnum-style revolver. These LARPers - who constantly talk about going to war - were probably too terrified to even touch the gun. Point made. 🇪🇺🤡
@berkesen Olur mu @nuray_babacan patlatır şimdi akpli mv'ler çok rahatsız haberi. Bilerek yapıyorlar bizi kandırmak için, bu insanlara gazetelerde köşe veriliyor.
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Siyasi partilerin varoluş nedeni devleti yönetme iddiasıdır.
Siyasi partiler arasındaki mücadalede hesaplaşmak üzerine değil devleti yönetmedeki farklılıkları ve alternatifleri ortaya koymaktır.
Türkiye devletinin varlığını ve devamlılığını korumak, buna yönelik politikalar geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için vazgeçilmez önceliktir.
NATO Devlet Başkanları zirvesi Türkiye’de toplanırken Eskişehir’de grup toplantısı yapılmasını zamanlama olarak doğru bulmuyorum.
Atatürk'ün kendi el yazısından 10. Yıl Nutku. Gördüğünüz gibi "İstiklâl" kelimesinin üzerini çizip "Kurtuluş Savaşı" olarak değiştirmiştir. Dolayısıyla bu adı veren Atatürk'tür.
Kimden kurtulduğumuza gelince Osmanlı'nın başına bela olan emperyalistlerden ve onların maşalarından kurtulduk.