Sevgili Kovalar
Yeni haftanın,düzenine önem veren sizler olmasınız. İşiniz,ilişkileriniz,sağlığınız önceliklerinizin başında olacaktır.
İhmal ettiğiniz konular sizlere maddi-manevi zarar olarak dönebilir. Prensipli olmak ise sizlere kazandıracaktır. İlişkiler de ruhsal duygular,sevgiyi hissetmek bu konularda oldukça istekli olabilirsiniz. Aile bağlarınızda beklentiler sizleri yorabilir. Hayatınızın düzenini şekillendirdiğinizde,fırsatların kapıda olduğunu fark edeceksiniz. Yeni anlaşmalar,sözleşmeler sizler için verimli olabilir.
⚠️ gereksiz kıskançlıklar,ses tonu yükselişlerine⚠️
Güzel bir hafta diliyorum.
Yengeç ve Yükselen Yengeç
Kova dolunayı para, borçlar, krediler, vergiler, miras, ortak kaynaklar ve duygusal bağlılıklar alanınızda meydana geliyor. Maddi konularda ertelenmiş bir mesele artık çözülmek zorunda kalabilir. Bir borcu kapatabilir, kredi başvurunuzun sonucunu öğrenebilir veya ortak bir bütçeyle ilgili önemli bir karar verebilirsiniz. Ay ile Plüton’un kavuşumu, para üzerinden kurulan güç ilişkilerini görünür hâle getirebilir. Eşinizin, ailenizin veya iş ortağınızın maddi kararlarınızı kontrol etmeye çalıştığını fark edebilirsiniz. Başkasına maddi veya duygusal olarak ne kadar bağımlı olduğunuzu dürüstçe görmeniz gerekebilir. Miras, nafaka, sigorta, tazminat veya aileden kalan bir mal konusunda gelişme yaşanması mümkün. Güneş ve Jüpiter kavuşumu kişisel kazanç alanınızı büyütüyor ve gelir artırıcı fırsatlar getirebilir. Zam, yeni müşteri, ek kazanç veya daha iyi ücretli bir iş ihtimali doğabilir. Fakat Jüpiter burada harcama iştahınızı da artırabileceği için para geldiği hızla çıkabilir. Kendinizi iyi hissetmek için pahalı alışverişler yapmak kısa süreli mutluluk verir ama kredi kartı ekstresi daha uzun süre sizinle yaşar. İlişkilerde kıskançlık, güven ve mahremiyet meseleleri gündeme gelebilir. Partnerinizle para, cinsellik veya sadakat hakkında açık bir konuşma yapmak zorunda kalabilirsiniz. Psikolojik olarak geçmişte yaşadığınız bir kayıp ya da travma yeniden hatırlanabilir ancak bu kez onu dönüştürecek gücü bulabilirsiniz.
Özgür Özel önderliğindeki yeni parti hamlesi, Türkiye sınırlarını aşarak dünya basınının bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Uluslararası haber ajansları ve saygın yayın organları, yaşanan bu kitlesel kopuşu ve hukuki krizi, Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak yorumluyor.
▪ "Bugün Seçim Olsa Özel'in Partisi AKP'yi Rahatlıkla Geçer": İngiliz finans devi, "Türk muhalefet lideri Erdoğan’a karşı ayrılıkçı parti kuruyor" manşetiyle çıktı. Güncel anketlere dayandırılan analizde, yeni oluşumun iktidar partisini geride bırakabileceği belirtilirken, bu hareket 1946'da CHP'den koparak iktidara yürüyen Adnan Menderes’in Demokrat Parti hamlesine benzetildi.
▪ Alman dergisi Der Spiegel çok konuşulacak bir analiz kaleme alarak, mahkeme kararıyla koltuğa dönen Kemal Kılıçdaroğlu için "Zayıf bir politikacı ve Erdoğan’ın tercih ettiği rakip" tanımını kullandı. Alman basını, bu ayrılığın basit bir parti içi anlaşmazlık olmadığının altını çizdi.
▪ Associated Press (AP), Kılıçdaroğlu'nun dönüşünün tabanda infial yarattığını ve yeni partinin Meclis'te açık ara "Ana Muhalefet" konumuna yükseleceğini yazdı. Reuters ise asırlık partiden devasa bir seçmen ve vekil göçü yaşanacağını doğrulamakla birlikte, muhalefetin bu şekilde bölünmesinin kısa ve orta vadede Erdoğan'ın işine yarayabileceği uyarısında bulundu.
▪ DW, Ekrem İmamoğlu'nun hapiste olmasına dikkat çekerek, Özgür Özel’in kitleleri sokağa dökebilme gücüne vurgu yaptı. Yunan Katimerini ise yaşanan hukuki baskıların piyasaları sarstığını ve demokrasi endişelerini körüklediğini bildirdi.
▪ Özel ve hapisteki İmamoğlu’na açık destek veren Avrupa Demokratlar Partisi, yayımladığı bildiride isim vermeden Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı: "Kişisel gücünü demokrasiye tercih eden korkak liderlerin suç ortaklığı... Tarih herkesin durduğu yeri yazacak."
🐬 Kurban Bayramı tatilinde İstanbul Boğazı'nda oluşan turkuaz renkli deniz manzarası ile yunus sürülerinin kartpostallık görüntüler oluşturdu.
Tarihi yarımada açıklarında görülen yunuslar, zaman zaman gemilerle yarışır gibi yüzdükleri o anlar havadan görüntülendi.
No lo sabía. Cuando quedas embarazada, las células del bebé siguen vivas en el cuerpo de la madre durante más de 27 años.
Se llama "microquimerismo": durante el embarazo, las células del bebé entran en la sangre de la madre a través de la placenta y se instalan incluso en órganos y en el cerebro. En un estudio de 2012 de la Universidad de Washington, se encontraron células de origen fetal en el cerebro de aproximadamente el 63% de las mujeres analizadas.
Y estas células no se quedan ahí sin hacer nada.
Cuando el corazón o el hígado de la madre sufre daño, las células del bebé acuden a ese lugar y ayudan a reparar el tejido. A nivel celular, el hijo protege a su madre.
Y hay algo más: las células de los bebés perdidos por aborto espontáneo o muerte fetal también permanecen en el cuerpo de la madre.
El embarazo, a nivel celular, es convertirse en madre para siempre. El vínculo con tu hijo es para toda la vida.
El lazo entre madre e hijo existe a nivel celular. Es demasiado bonito...
Belki de Bizi Sıcaklık Değil Frekans Yakıyor.
4,5G Küleleri 5G Külelerine Entegre Edildi.
Bakır Bileklik, Gümüş Takı, Zeolit Tozu ve Çıplak Ayakla Toprakta Yürümek Gerekiyor.
En Sık Yaşanan Belirtiler:
Yorgunluk, Bitkinlik, Tükenmişlik, Eklem Ağrıları, Saldırganlık...vs.
İntiharı bir “haber” gibi parlatanlara,
acıdan manşet çıkaranlara,
bir insanın en kırılgan anını reytinge çevirenlere…
Bu bir içerik değil.
Bu, bir zihnin en karanlık anıdır ve siz onu estetikleştiriyorsunuz.
İntihar bir cesaret eylemi değildir.
Zihnin en zayıf anında verdiği, geri dönüşü olmayan bir karardır.
Beyin kriz anında gerçeği çarpıtır.
“Dayanamıyorum” dediğin şey, aslında bir son değil… yönetilemeyen bir yoğunluktur.
Ama sen onu “sonsuz” sanırsın. İşte yanılgı tam burada başlar.
Kalıcı bir çözüm gibi görünen şey, aslında geçici bir duygunun esiri olmaktır.
Bu bir kaçış değil,kontrol kaybıdır.
Gerçek güç, yok olmakta değil;
En karanlık düşünceye rağmen kalabilmektedir.
Ve şu gerçekle yüzleş:
İntihar, acıyı bitirmez.
Sadece seni susturur… ve acıyı geride kalanlara devreder.
Bu bir özgürlük değil.
Bu, zihnin sana kurduğu en büyük tuzaktır.