İşsizlik sarmalı kördüğüme dönüşüyor.
Teknoloji yeni meslekler ve istihdam yaratmayı hep başardı. Fakat yapay zeka devraldığı ölçüde istihdam alanı üretemiyor. Sektörün kanaat önderlerinin tavsiyesi ise “teslimiyet”.
Okumak için 👇 https://t.co/OiQjxz49aY
Sanırım dakikalar içinde müdehale baslayacak, bu şahane insanlarla bu yolculuğun son fotoğrafını paylaşıyorum.
Sesi duyuyor musunuz?
NEHIRDEN DENIZE ÖZGÜR FILISTIN!
@gmtgturkiye
@gbsumudflotilla
Cesur bir ses:👏👏
"İsrail bitti.
Kimse İsrail'e gitmiyor.
Her şeyinizi kaybettiniz ve bunun farkında bile değilsiniz..."
Siyonizme olan nefret tüm dünyayı sardı..
Ülkemde Siyonist İstemiyorum
İsveçli milyarder işadamı Roger Akelius, hisselerinin bir kısmını satarak Gazze'ye bağışlayacağını açıkladı:
-İsrailliler Tanrı'nın seçilmiş halkı gibi değil, şeytanın uşakları gibi davranıyorlar.
Şanlıurfa’da “Boykotcu Amca” olarak bilinen bir vatandaş İsrail mallarına boykot çağrısına devam ediyor:
-Gazze'de 9 dakikada bir çocuk açlıktan ölüyor.
-Müslümanlar dikkat edin. Allah İslam gömleğini sizden alıp Avrupa'ya gönderiyor.
KIYMETLİ EMEKLİ
DOSTLARIM,
DEĞERLİ TAKİPÇİ ARKADAŞLARIM,
TÜİK davası nedeniyle icra yoluyla ödediğim avukatlık ücretine katkıda bulunmak istediğinize dair samimi talepleriniz devam ediyor. Bu ilgi ve hassasiyetinize çok teşekkür ediyorum.
Bilmenizi istediğim bir husus var. Emekli hakları konusunda yaptığım ve bundan sonra yapacağım her türlü masraflar tarafımdan ödenecektir.
Sizlerden gelen yardım taleplerini asla kabul etmeyeceğim. Bu uğurda yaptığım ve yapacağım maddi manevi her şey, emeklilere feda olsun, helali hoş olsun.
Siz değerli takipçilerimden tek ricam var. Maddi destek değil ama lütfen sosyal medya desteginizi devam ettirin.
Sağlık ve iyilik dileklerimle.
Hayır romantik bir aptallık falan değil. Bütün realist gerekçelerin canı cehenneme.
Onbinlerce bebek cesedine bile tek bir şey yapamayan dünyaya karşı ölümü göze alanların efsanesi bu.
Soysuz bir suskunluğa karşı şerefle kaybetmek pahasına🇵🇸
#WeAreMadleen
https://t.co/1wtuo721fE
Az önce trafikteyim, eve gidiyorum. Durağan haldeyken çaat diye bir ses. İndim arabadan, genç bir adam, 35 olması lazım. Arka koltukta da 2-3 yaşında bir minik (Şükür ki bebek koltuğunda ve bağlı)
İndik, arkadaş çok mahcup. Binbir özür. “Çocuğa bakayım derken vurdum”
Dedim sen çocuğa bak, o iyi olsun. Bir baktık çocuk korkudan ağlamaya başlamış. Beraber yanına gittik, dedim ki “senin baban benim arkadaşım, o yüzden durduk, ağlama”
Bindik arabalara, devam ettik. Babası durup durup yanıma yaklaşıyor, başıyla teşekkür ediyor. Kim bilir ne korktu çarptığı adam bağırıp çağıracak, polisi bekleyecek, çocuk çok korkacak diye.
Ah be kardeşim, kaporta ne ki? Seni bu dünyada en iyi anlayacak adama çarptın. Bizi zamanında çok üzdüler, ben seni üzer miyim? Senin çocuğunun korkmasının, bir damla gözyaşının yanında bir kaporta ne ki?
Bu akşam markette oğlum kendi kendine oynarken adamın biri alışveriş arabasını oğlumun önüne kırıp "şımarıklık yapma" diyerek uyardı, 3-4 metre gerisindeydim.
Delirdim, ama oğlumun yanında en ufak bir gerilim onu gecelerce uykusuz bırakıyor. Bir de utanmadan "seni fark etmedim" demez mi?
8 yıldır oğlumu her türlü kötü bakıştan, kötü gözden korudum. Çünkü hep en fazla 1 metre mesafede oldum. İlk kez birkaç metre gerisinde kaldığımda insanoğlu ile yüzleşti. 2 metre bir adamın demir alışveriş arabasını üstüne sürmesini yaşadı. Oğlumu o adamın kötü bakışından, sert ithamından koruyamadım.
Bugün akşamüstü Florya FİLE Market'te küçücük çocuğa gücü yeten arkadaş, bu yazdıklarımı bir şekilde okursan, benim oğlum şımarık değil, özel gereksinimli bir çocuk. Kimseye bir zararı yok, sadece o markette koşarak oynamayı çok seviyor. Senden korkması, uzak durması, oyununu kesmesi gerektiğini bilmiyordu, acı bir tecrübeyle öğrendi.
Bunları da niye yazdığımı bilmiyorum. Hiçbir şey değişmiyor. Değişmeyecek. Her zaman böyle birileri çıkıp ayların, yılların emeğini mahvedecek.