Herkes dejenere olurken,disiplinle çalışanların ses çıkarmalarına gerek olmaz.Aksine,onlar günün en sessiz saatlerini ararlar.Çünkü bilirler ki verdikleri emekler,insanoğlunun evrende yankılanan en epik bestesidir. Ve sanatçı;işte bu bestenin yaratıcısı olarak nam salar geleceğe!
📍 TANZANYA - DAVET ÇALIŞMASI
Tanzanya'da yürüttüğümüz davet çalışmalarıyla İslam'ın nurunu gönüllere ulaştırıyor, Kur'an ve sünnet rehberliğinde halkları İslam ile buluşturuyoruz.
Rabbimiz destek veren tüm kardeşlerimizden razı olsun. 🤲
İran, Irak Kürt Bölgesi'ni Vurdu
🔻İran, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde bulunan Kürt silahlı gruplarının karargâhlarına hava saldırısı düzenledi.
🔻Yerel kaynaklara göre, geçtiğimiz saatlerde Erbil ve Süleymaniye'de düzenlenen saldırılarda çok sayıda hedef vurulurken, bazı bölgelerde yangın çıktı.
Kemalist Doktorlardan İslam Hazımsızlığı ve Irkçılık
🔻İstanbul Başakşehir'de yaşayan Cibuti kökenli Türk vatandaşı bir aile, komşuları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Dr. İlteriş Y. ile Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde görev yapan eşi Dr. Duygu Y. tarafından ırkçılık, İslam düşmanlığı ve tehditlere maruz kaldı.
🔻Olay, doktor çiftin çocuğunun "Dün domuz eti yedik" demesi üzerine Cibutili ailenin çocuğunun, "Biz Müslümanız, domuz eti yemeyiz. Haramdır." cevabını vermesiyle başladı. Ailenin aktardığına göre Dr. İlteriş Y., bu sözlerin ardından küçük çocuğu kolundan sarsıp hakaret etti.
🔻Aile, durumu konuşmak için komşularıyla görüştüğünde Dr. İlteriş Y.'nin, "Burası Atatürk'ün Türkiyesi. Buradan defolup gideceksiniz. Senin çocukların benim çocuklarıma 'Allah var', 'cennet var', 'selamünaleyküm' diyemez." dediğini, daha sonra ise "Türkiye'ye ait değilsiniz. Çocuklarınızı sizden aldıracağız." sözleriyle tehdit edildiklerini aktardı.
Kaynak: Haksözhaber, Haber7
📍 TANZANYA - DAVET ÇALIŞMASI
Tanzanya'da yürüttüğümüz davet çalışmalarıyla İslam'ın nurunu gönüllere ulaştırıyor, Kur'an ve sünnet rehberliğinde halkları İslam ile buluşturuyoruz.
Rabbimiz destek veren tüm kardeşlerimizden razı olsun. 🤲
Tanzanya'da Tevhid ve Sünnet üzere yürütülen davet çalışmalarıyla İslam'ın mesajını gönüllere ulaştırmak için sahada gayret eden kardeşlerimize Rabbimiz güç ve kuvvet versin.
Allah (cc) bu kutlu daveti daim, bereketli ve hayırlı kılsın.
Evlatlarımız Allah’ın birer emanetidir. Çocuklarımızı internetin, televizyonların ve bu çağın modern cahiliye bataklığının insafına terk edemeyiz.
Küresel ifsat komiteleri, neslimizin akidesini ve ahlakını hedef alıyor. Çözümü batıl sistemlerin kurumlarında değil, evlerimizi birer İslam medresesine çevirmekte ve çocuklarımıza tevhid akidesini hakkıyla aşılamakta aramalıyız.
Geçmişteki askeri ve bürokratik vesayet dönemlerinden kalma bir refleksle, kendilerini devletin ve toprakların tek "sahibi", Müslümanları ise sığıntı veya gerici birer "öteki" olarak görüyorlar.
Müslümanlar olarak vazifemiz; bu azgın azınlığın tehditlerine boyun eğmeden, evlatlarımızı Allah’ın dinine bağlı, helali ve haramı korkusuzca haykıran birer muvahhid olarak yetiştirmeye devam etmektir.
Bilmeyen veya duymayan varsa diye ben de söylemek istedim: Gazze'de ateşkes yok.
Ateşkes adı altında ve garantör ülkelerin sessizliğinde, Aksa Tufanı sonrasında yaşanan katliamın bir benzeri yaşanıyor.
Bu dersimizde, sihir ve büyü gibi musibetlerden kurtulmak adına başvurulan nuşra uygulamasını ele aldık; şeriatın izin verdiği meşru tedavi yöntemleri ile tevhide aykırı olan batıl yolları konu edindik.
Kitâbu't Tevhîd 44. Dersimiz Yayında
https://t.co/mmIRTt9zbU
Bu dersimizde, sihir ve büyü gibi musibetlerden kurtulmak adına başvurulan nuşra uygulamasını ele aldık; şeriatın izin verdiği meşru tedavi yöntemleri ile tevhide aykırı olan batıl yolları konu edindik.
Kitâbu't Tevhîd 44. Dersimiz Yayında
https://t.co/mmIRTt9zbU
Fethullah Gülen:
Demokrasi Allah'ın bir nimetidir!
Laik-demokratik bir düzende İslam adına atıldığı iddia edilen adımlar, günün sonunda sadece o sistemin çarklarını döndürür.
İslami kavramlarla sokağa dökülenlerin fedakarlıkları bile trajik bir şekilde "Demokrasi Bayramı" olarak sisteme can suyu yapıldı. Oysa, bugün "demokrasi" diye kutlanan değerler, dün bizzat Gülen tarafından kutsanıyordu.
Bu dersimizde sahabenin Kur'ân-ı Kerim tefsirindeki dayanaklarını işlemeye devam ettik ve sahabe tefsirinin Kur'ân'ın anlaşılmasındaki önemli rolünü ele aldık.
Tefsir Kaideleri 23. Dersimiz Yayında
https://t.co/vXmRsA9o7t
Bu dersimizde sahabenin Kur'ân-ı Kerim tefsirindeki dayanaklarını işlemeye devam ettik ve sahabe tefsirinin Kur'ân'ın anlaşılmasındaki önemli rolünü ele aldık.
Tefsir Kaideleri 23. Dersimiz Yayında
https://t.co/vXmRsA9o7t
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.