Peyk grubunun solisti İrfan Alış'ın ölümünün üzerinden 2 yıl geçti
İrfan Alış, Gezi Direnişi'ne ve ekoloji ile insan hakları mücadelelerine verdiği destek, savaş karşıtı tavrı ve Kürt sorunundaki tutumu ile de tanınıyordu.
Alış, Türkiye’de müzisyenler arasında örgütlülüğe dair yöneltilen soruya şöyle yanıt vermişti:
“Örgütlülük şu şekilde aşar: Altı yaşındaki çocuğa tecavüzle ilgili olayda bir gazeteci susmadı, binlerce insan susmadı, sanatçılar destek verdi ve susmayınca tekrar dava açıldı. Yoksa dava yoktu. Duramadılar, kulak kapatamadılar, sansürleri de işe yaramadı. Çünkü artık öyle bir dünya yok. Örgütlülük her şeyi çözer, çünkü biz kalabalığız onlar az. Zenginler az, bir fakirler çoğuz. Zenginlerle fakirlerin mücadelesidir bu, her zaman böyle oldu.”
Haberin tamamı:
https://t.co/XmGQsUOYUk
✉️"Fabrikaya gelince herkes köşe bucak kaçıyordu… Ağzı bozuktu, fabrikayı terör alanına çevirirdi"
Zorlu Holdinge bağlı polyester iplik fabrikası Korteks’ten üç işçi, sendika düşmanlığı ve işçilere karşı zorbalıklarıyla bilinen Zorlu Holdingin patronu Ahmet Nazif Zorlu'yu Evrensel için yazdı
https://t.co/DpQIv85IOe
Komplo teorisi değil bu, senelerdir söylüyoruz zaten. Garajda kuruldu hikâyeleri uydurma, bu adamların hiçbiri dahi değil. Ortada gerçek bir liberal başarı öyküsü de yok. Kapı gibi devlet şirketi bunlar.
"Sermaye, %10 kar kesinse her kapıda iş bulur; %20 kesinse hevesle atılır; %50'de cüreti sınır tanımaz; %100'de bütün insan yasalarını çiğnemeye hazırdır; %300 karda sahibinin asılma ihtimali bile olsa, işlemeyeceği suç risk yoktur."
- Dunning'ten aktaran Marx, Kapital I
Vestel'de öyle korkunç bir sistem kurmuştu ki bantta bayılan birçok işçiye şahit olmuştum. 6 gün 12 saat çok ağır tempoda çalışıyordu insanlar. Mesai yapmak istemeyen, sendika için imza toplayanlar işten atılıyordu. Yüzlerce işçi uzvunu, hayatını kaybetti. Toprağı bol olmasın.
📍 Halil, MESEM’deki ilk gününde hayatını kaybetti
Antep’te filesiz şantiyede baretsiz halde çalıştırılan MESEM’li Halil İbrahim Yağız, MESEM’deki ilk gününde gönderildiği 6. kattan düşerek hayatını kaybetti
🔍 Nisa Sude Demirel haberi
🔗 https://t.co/EYADpttt0b
Under pressure from Israeli prime minister Benjamin Netanyahu, the Trump administration may be within days of launching a nuclear strike on Iran. The target would be Pickax Mountain in central Iran, where Israeli intelligence claims the Iranian government has restarted its nuclear enrichment program. No conventional weapon in the American arsenal can penetrate 300 feet of solid granite to destroy the tunnels where enrichment is supposedly taking place. The only military option is a nuclear strike. Netanyahu has been pushing hard for one. “Bibi calls Trump about it every day,” says an informed observer.
Netanyahu is cornered and desperate. After last week’s election results, he can’t form a government unless Trump intervenes directly in Israeli politics and brokers a deal with other parties that gives Netanyahu 61 seats in the Knesset. Otherwise, he is out as prime minister and on his way to ignominy, investigations and possibly jail. Netanyahu must stay close to Trump. He needs this war.
To that end, he’s applied maximum pressure to his closest allies in the administration, including Secretary of Defense Pete Hegseth and CENTCOM commander Brad Cooper. Both oppose a negotiated settlement to the war they’ve so grievously mismanaged; both are pushing to restart major combat operations. Secretary of State Marco Rubio and CIA director John Ratcliffe are also following Netanyahu’s lead, as are leaders of the Democratic Party. In a recent meeting on the subject, former president Barack Obama said he opposes the current Iran peace deal being drafted in Doha.
The rest of America’s longtime allies in the Middle East are terrified by the prospect of more war. On September 27th, Netanyahu flew secretly to Abu Dhabi to enlist the UAE in his lobbying effort for a final attack on Iran. The Emiratis refused. After eight months of conflict, Gulf economies are teetering. So are global energy and fertilizer markets. They won’t recover soon. Globally, there are a total of about 850 supertankers used to transport oil from producers to the rest of the world. In October alone, 11 of them were badly damaged in Hormuz. At this pace, a global depression is imminent. A nuclear strike would radically accelerate the destruction. Fallout from a ground explosion at Pickax Mountain would contaminate the Persian Gulf, poisoning the water supply for 100 million people.
And those are just some of the immediate consequences for the region. The rest of the world is every bit as exposed. No country other than the United States has ever used a nuclear weapon in war. Some would like to. An American nuclear attack on Iran would set a new precedent. The Russians have already told at least two other governments that an American nuclear strike on Iran would free them to use nuclear weapons against Ukraine. Pakistan and India would be tempted to do the same against each other, as would North Korea against Seoul. After the first nuclear strike, World War Three is inevitable. That war would be short and final.
We’ve been sleepwalking toward this moment for months. Since February, the administration has quietly rewritten America’s nuclear doctrine to make first use of so-called “battlefield nukes” easier and therefore more likely. No one in Washington in either party seems bothered by this. Now we’re on the brink of it.
Close observers say Trump is likely to decide by next weekend whether or not to use nuclear weapons. That would be November 7, six days from now. To his credit, he’s hesitating. At the moment, Trump is listening to his vice president, JD Vance, and to his envoy and friend Steve Witkoff, both of whom argue a deal with Iran can be made.
They’re right, though it won’t be simple. The Iranians are famously frustrating to negotiate with under any circumstances, and elements of that government have become more radical since Ayatollah Ali Khamenei and his family were killed in February. After decades of isolation, even relatively moderate Iranian leaders seem confused by how decisions are made in the West. (There is a widespread belief in Tehran, for example, that the United States government controls Israel.) But overall, people who have spoken to decision-makers in Iran say there is consensus there that more war is bad for everyone and a deal is worth making.
One group that hasn’t been consulted so far is the global population — the hundreds of millions of people who will be killed along with their children if Trump is pushed by Netanyahu into launching a nuclear strike next week. Now would be the time for them to speak up.
Hatırlayacaksınız, 15 Ağustos’ta Kasımpaşa–Trabzonspor maçı sırasında stat çevresinden atılan bir havai fişek, sanatçı dostumuz Murat Melih Özen’in evine düşmüştü. Evi ve atölyesi kullanılamaz hâle gelmiş, yıllarını verdiği eserleri yangında zarar görmüştü. Evinin yanması sırasında can kaybı bile yaşanabilirdi, böyle kötü ve acı bir olaydı.
O günlerde İBB olarak kendisini, üretimini sürdürebilmesi için Süleymaniye’de bir yıl boyunca çalışabileceği bir atölyeye davet ettik. Melih Bey şimdi burada mesleğini sürdürmeye, resim yapmaya devam ediyor. Yaşanan o kadar trajik bir olaydı ki yanan tabloların görüntüsü hakikaten hepimizi kahretmişti. Yangının ardından bir sergi yapılarak yanmış tabloların gösterilmesi ve bu acının sahipsiz bırakılmaması herkesin ortak görüşüydü.
Yangında zarar gören ve kurtarılabilen eserleri, Denizhan Özer’in küratörlüğünde, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Artkolik’in desteğiyle “Yangından Sonra” sergisinde bir araya geliyor. Sergi, 3 Kasım’da UPSD Sanat Galerisi’nde açılıyor; 29 Kasım’a kadar görülebilecek.
Bu sergiyi, popülizmin ve vandalizmin başka hayatlarda açtığı yaralarla yüzleşmek, bir sanatçının yeniden üretime tutunma çabasına ortak olmak bakımından çok değerli buluyorum. Dayanışmanın devamına ihtiyacımız var.
Taraftarlarının neden olduğu bu trajedi sonrası Kasımpaşaspor ve Trabzonspor’un, her iki kulübün taraftarlarının, hatta tüm futbol camiasının sergiye sahip çıkmasını bekliyorum. Bu hem herkesin vicdan sorumlulugu hem de gerçekten toplum olmanın gereği.
Herkesi açılışa davet ediyorum. Gidelim, eserlerini görelim, sanatçı dostumuzla sohbet edelim, onun yalnız olmadığını gerçekten kalpten hissettirelim. Hayatını ve emeğini yeniden kurarken yanında olalım.
Birbirinden çok uzak gözüken ama aslında sosyal kültürel yaşamın parçaları olan spor ve sanatın yaşanan sıkıntılarda birbirine uzaktan bakması değil, yaşamın her alanında olduğu gibi mesafeleri kaldırarak gerçekten dayanışma ve sahiplenme tutumu göstermesi gerekiyor. Bu her şeyden önce bir vicdan borcudur. Açılışta buluşmak dileğiyle.
Hiçbir orijinalliği olmayan, Fransız aydınlanma filozoflarından birebir kopya edilmiş fikirler bunlar. Atalarınız Fransız değilse sizin için bir geçerliliği yok yani. Çünkü Osmanlı’da ne Fransa’daki gibi imtiyazlı bir toprak aristokrasisi ne de bir ruhban sınıfı vardı.
şirketlerin 29 ekim kliplerinde tutarsız ve çelişkili bir yan yok. hatta kutlamak en çok onların hakkı… tüm sermaye sınıfının cumhuriyet bayramını kutlarım.
ateistlik de artıyor. ateistler çoğalıyor. lise münazaracılığı, halk düşmanlığı, pozitivizm ve ırkçılıkla sakatlanmış bir ateistlik artıyor. dinin toplumsal işlevine, dini düşüncenin kökenine, diyalektik materyalizme uğramadan ilerleyen yararsız, ve hatta, zararlı bi ateistlik…
Türkiye’deki muhalefet de belki nasiplenir:
“Brezilya solu, rahatsız edici bir gerçeği kavramak için yıllar harcadı: İnternetteki sokak kavgasını üniversite profesörü edasıyla kazanamazsınız. İşçi Partisi (PT), aşırı sağın dijital ortamda yürüttüğü kirli savaşa çok uzun süre boyunca sanki doktora tezi yazıyormuş gibi karşılık verdi. Aşırı sağın propaganda makinesi sabahın erken saatlerinde kiliselerin kapatılacağına ya da ailenin yok edileceğine ilişkin kışkırtıcı bir yalanı ortaya attığında, parti yönetimi bitmek bilmeyen toplantılar düzenliyor, hukukçularına danışıyor ve ancak gece olduğunda, parti genel merkezi dışında kimsenin anlayamayacağı bir dille yazılmış, okunması işkence gibi üç sayfalık bir açıklama yayımlıyordu. O zamana kadar yalan çoktan on beş milyon ailenin telefonuna ulaşmış, ülkenin yarısının korkularını şekillendirmiş oluyordu.
Lula’nın seçim kampanyası, ekranların acımasız gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. TikTok ve WhatsApp’ın çamur deryasında, ciddi ve resmi yalanlamalarla doğrulama kuruluşlarının onay damgaları neredeyse kimseyi etkilemiyor. Duygulara doğrudan hitap eden bir füzenin karşısında kuru sıkı mermilerden farksız kalıyorlar. Eğer bu kan kaybını durdurmak istiyorlarsa, yüksek bir kürsüden ahlak dersi vermeyi bırakıp internetin kendi kurallarıyla oynamaya başlamaları gerekiyordu: baş döndürücü bir hız, pervasız bir mizah ve sıfır bürokrasi.”
ulusalcılar ve yeni model milliyetçiler ülkenin türkler ve pkk'lılar olarak iki kutuptan oluştuğu gibi bir illüzyona hapsoldu. satanistlerle uzlaşırsın da bunlarla uzlaşamazsın. rahmetli penny patterson goril koko'ya işaret dilini daha rahat öğretmiştir.