ne olduğuma dair mutlak, dehşet verici bir kesinlik var.
will’e taziyelerimi sundum. hem de içtenlikle. çektiği acıdan zevk almıyorum ancak ateşin harlanması gerekir. eğer arkadaşının yokluğu onun ahlaki sınırlarını yakıp kül edecek kıvılcımı çakıyorsa, bu kayda değer demektir.
ben ise ona yalnızca hak ettiği şerhi alanını sundum.
akıl hastanesine bir ziyarette bulundum ayrıca bugün. will’in hücresindeki hava yoğun ve boğucu bir kederle yüklüydü. bana baktığında son perde de düşmüş oldu. gözlerinde artık telaşlı tahminler yok. onun yerine+
hatırlatan çarpıcı bir örnek.
bir şeyi parçalara ayırmak, son derece sabit bir el ve o şeyin anatomisine duyulan derin bir saygı gerektirir. kesitler, gizlemeye çalışılan mutlak gerçeği gün yüzüne çıkarır. beverly detaylar konusunda her zaman olağanüstü bir göze sahipti.+
bu akşam, narin bir hardallı krema sosu eşliğinde rognons flambés au cognac hazırladım. böbrek, vücuttaki yabancı maddeleri ve toksinleri süzmekle görevli, büyüleyici bir organdır. insanın, midesine ne indireceği konusunda her zaman son derece dikkatli olması gerektiğini+
⠀
⠀🕰⠀20 ekim cumartesi.
⠀🦌⠀XIII - savoureux, beni kimse tanımıyor.
bugün kendime güvenimin ne kadar kırılgan olabileceğini anladım. beverly ve diğerleri olanları anlamaya çalışıyor, jack ise benden cevaplar bekliyor. en çok alana benim için endişeleniyor. herkes bir şeylerin yolunda olmadığını görebiliyor ama hiçbiri benim zihnimdeki karmaşayı bütünüyle anlayamıyor. doktor lecter beni dinliyor. bütün bu olanların arasında onun söylediklerine tutunmak istiyorum. birinin bana gerçekte ne olduğunu açıklamasını düşüncelerimi bir düzene koymasını istiyorum. insan kendine karşı yabancıya dönüşebilir mi? ben dönüşüyorum.
abigail'i öldürdüğümü ima eden binlerce ses kulağımda ve anlaşılan akıl hastalığımın insanlara zarar vermeme neden olabileceği tespit edilmiş. baltimore eyaleti akıl hastanesine yatırılmam istendi, bense kaçtım. beni dört duvara kapatmak istemeleri abigail'e zarar vermiş olabileceğim düşüncesi kadar yakmıyor canımı. gidebileceğim tek yer doktor lecter'ın kliniği. beni anlıyor çünkü. anlıyor değil mi?
zihnimde dönüp duran düşüncelerin tamamlanması için minnesota'ya dönmem gerektiğini düşünüyorum. doktor lecter bunun kuruntu olduğundan emin ama ben gerçeği bilmek istiyorum. ve, öğreniyorum da. abigail'i ben öldürmedim. bunu doktor lecter yaptı. bundan eminim çünkü anlayabiliyorum. gözlerimin önündeki sis perdesi kalktı. bunca zamandır ısrarla reddettiğim gerçek sert bir tokat misali yüzüme çarpıyor ama bu gerçekten daha fazla kaçamam. kimsenin bana inanmayacağını biliyorum. abigail'in katili olduğumu düşünen gözler üstümdeyken bu imkansız ama biliyorum.
chesapeake matadoru doktor hannibal lecter. ve, bunu kanıtlayacağım. bir gün.
⠀
⠀
⠀🕰⠀18 ekim perşembe.
⠀🦌⠀XII - relevés, gerçek ile hayal arasındaki boşluk.
gideon'u vurmuşum. en azından bana söylenen bu çünkü kendimi en son hatırladığım yerin kesinlikle doktor lecter'ın evi olduğundan eminim. zaman kaymaları sıklaştığı için bu durum bana normal geliyor ama aklım yerinde değilken bir insana zarar vermiş olduğum düşüncesi beni korkutuyor. en sonunda kendimi yerine koyduğum o katillerden biri olmuşken bulmak istemiyorum.
chesapeake matadoru bana düşündüğümden daha yakın. etrafımda dolanıyor, aklımla oynuyor ve kiminle yakınlaşsam ona zarar vermeye çalışıyor. doktor lecter'a göre bu her zamanki paranoyalarımdan biri ama biliyorum ki o gerçek. belki fbi'dan olabilir, belki de tanıdığım biri olabilir. aklım çok karışık. düzgün düşünemiyorum. doktor lecter'ın bana söylediklerini tekrar tekrar düşünüyorum. bana nasıl baktığını, hangi soruları sorduğunu, ne zaman sustuğunu... onun hakkında bir şeyler anlamaya çalıştıkça zihnimdeki şüphe daha belirgin hale geliyor. onu suçlamak için yeterli bir nedenim yok. henüz yok.
olanları hatırlamaya çalıştıkça aralarındaki boşluklar gözüme çarpıyor. bazı anlar olması gerekenden daha bulanık ve bazı görüntüler ise gereğinden fazla canlı. bir şeyleri kaçırıyorum, bunun yalnızca hastalığım yüzünden olduğunu söylemek kolay olurdu.
matador etrafımdaysa abigail'i korumam şart ve anlaşılan bu meselenin çözümü minnesota'da. onu minnesota'ya götürmeliyim. eminim onun için ortaya çıkacak ve onu benden almak isteyecek. evet, onu korumak zorundayım. abigail'i korumak zorundayım.
⠀