Yavuz Sultan Selim'den önce ve sonra Osmanlı toprakları. (1512-1520).
Bu durumda Yavuz Sultan Selim, Kürtleri nereden alıp Anadolu'ya bırakmış?
Saçmalamayın demiyoruz ama salladığınızda biraz mantıklı olsun..
Yorumlara bakarsanız av turizmini meşrulaştırmak için “Yaşlılar verimli döl verebilen gençlerle rekabet ediyor. Bu yüzden yaşlılar vuruluyor.” argümanını sıkça göreceksiniz.
Ne büyük yardım ama. İnsan olmasa ne olurdu kim bilir doğada. İyi ki varız da müdahale ediyoruz böyle (!)
Aslında yaşlı bireyler
- Üremeye devam edebilirler.
- Başarılı genleri nesillere aktarabilirler.
- Genç bireylere örnek olurlar.
- Sürü içindeki sosyal düzeni korurlar.
- Yırtıcılara besin kaynağı olurlar.
…
“Zevk için avlanma” kılıfına giydirilmiş bir başka bahane işte.
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
Son günlerde yeni doğan bebeklerine “Sedat Peker” adını veren ailelerin sayısı 50’ye ulaştı.
Son olarak İstanbul’un Silivri ilçesinde dünyaya gelen bir bebeğe “Sedat Peker” ismi verildi.
Sedat Peker’in tüm ailelere çiçek ve 50 gram altın gönderdiği öğrenildi.
"DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna TİP lideri Erkan Baş'tan yanıt:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.
Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim: Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz"
135 çekirge mi ekosistemi bozacak? 🤔
"Ekosistemimizin dengesini bozacak ve doğal mirasımızı tehlikeye atacak her türlü eylemin karşısında durmaya, koruma ve kontrol faaliyetlerimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”
Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden yapılan değerlendirmede, parti tüzüğünde yer alan ‘Parti Meclisi üye sayısının 40’ın altına düşmesi’ kuralının mevcut şartlarda uygulanamayacağı savunuldu.
İstinaf Mahkemesi’nin verdiği tedbir kararı nedeniyle Parti Meclisi’nde bir kişi kalsa dahi Kılıçdaroğlu’nun görev yapmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı öne sürüldü. Tedbir kararı yürürlükte kaldığı sürece kurultay yapılamayacağı ifade edildi.
Ayrıca 57 üyeden oluşan Parti Meclisi’nde, dün itibarıyla 4 üyenin disipline sevk edilerek üyelik bağlarının kesin çıkarma kararıyla askıya alındığı belirtildi. Bu nedenle fiili üye sayısının 53’e düştüğü, Parti Meclisi’nin 40 kişinin altına inebilmesi için 24 üyenin istifa etmesi gerektiği kaydedildi.
Türk askeri doğuda oy kullanmaya gidince “Konuş, sen nerelisin?” diyerek üzerine yürüyorlar. Ama Hakkari’li olmasına rağmen gidip Muğla’ya yerleşen Yılmaz Erdoğan’a kimse “Sen Kürtsün, burada yaşayamazsın” dememiş. Ee hani kürt sorunu vardı? Bu ülkede ırkçılık Türklere yapılıyor.