2026-27 eğitim-öğretim dönemi başladı. Meslektaşlarımıza, öğrencilerimize güzel ve başarılı bir dönem diliyoruz. Sendika olarak tüm arayışımız, daha önce olduğu gibi, daha iyiyi bulmak üzerine olacaktır.
İyi çalışma koşulları, iyi eğitim, iyi insan, iyi toplum!
Yaz sürecini iş bulma kaygısıyla geçiren binlerce öğretmen oldu. Binlerce öğretmene kölelik koşulları dayatıldı. Esnek çalışmaya uygunluk adı altında sınırı belirsiz mesailer, tanımı belirsiz işler görev olarak anlatıldı. Kimi yerlerde maaşlar ödenmedi. Kurumu devrederek kaçan patronlar oldu. Binlerce öğretmenin hakları gasbedildi.
On binlerce öğretmen yeni eğitim-öğretim dönemine işsiz giriyor.
Sendikamız, bu çıplak gerçekleri yaşayanların sendikasıdır!
O, bu üç aylık dilime büyük mücadeleler sığdırdı. Ablukaları aştı. Direnişi kırma hamlelerini açlık greviyle karşıladı. Türkiye'nin emekçileri, gençliği açlık grevindeyken dahi birbirinin koluna girerek ileriye doğru adımlar atan öğretmenler gördü. Direniş kırılamadı ve toplumsallaştı. Mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesi kazanıldı. Yüz binlerce öğretmenin talepleri çözüm masasına taşındı. Mücadele çeperi genişledi. Maaşı ödenmeyen yüzlerce öğretmen sendikasına ulaştı. Çok sayıda kurumdan müzakere yoluyla haklar alınırken çok sayıda kurumun önünde de eylemler örgütlendi. Eylemler sonucunda elde edilen haklar, sendikaya ve mücadeleye güveni artırdı.
Eğitim emekçileri sendikaya!
Bu eğitim-öğretim dönemi, kriz koşullarının eğitim emekçileri tarafından daha ağır hissedileceği bir dönem olacak. Ekonomik kriz, hoşnutsuzluklar ve uyuşmazlıklar yaratacak. Bunu sadece bir öngörü olarak ifade etmiyoruz. Üst üste binen, biriken sorunlar, değiştirilmeyen eğitim politikaları, kontrolsüz büyümenin sonuçları... Akış bu kötü koşulları besliyor.
Bu koşullardan ancak sendika ile çıkarız. Sendikaya üyelik seferberliği başlatalım. Meslektaşlarımızı sendikaya üye olmaya davet edelim. Dayanışma odağımızı büyütelim.
Sendikamız tek umut!
Umudun etrafında birleşelim. Herkese başarılar!
Kazanacağız!
#ÖğretmenSendikasınaÜyeOluyoruz
Mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin kazanımı bugün tescillendi.
Arkadaşlarımız, kamuya atanma ve geçiş sürecinin ilk aşamasında iki ile yerleşti: İstanbul ve Şanlıurfa.
Bu kazanım, öğretmenlerin birlikte verdiği mücadelenin sonucudur. Sendikamız, geçiş yönteminin sağlıklı ilerlemesi ve kazanımın çeşitli bahanelerle geri çekilmemesi için zaferi kısık sesle duyurdu.
Ama artık söylemenin zamanı:
Yüzlerce insan, yüzlerce aile, memleketin dört bir yanında aynı sözü birbirine söylüyor:
Yaşasın Öğretmen Sendikası!
#MücadeleEttikKazandık
@ogretmensendika İtalyan eğitimi veriyoruz diyerek reklam yapmakla eğitim kurumu yönetilmiyor. Emekçilerin hakkını gasp edenlerin reklam çalışmaları yapmalarına izin vermeyeceğiz. Çalışanların ücretleri bir an önce ödensin!
📢İTA Okulları’nda maaşlar yaklaşık iki senedir düzensiz yatıyor.
Sendika temsilcilerimizin İTA Okulları patronu Köksal Yavuz’la yaptığı görüşmede maaş ödemeleri için günler belirlenmiştir. Ancak Köksal Yavuz verdiği sözü tutmamış, arkadaşlarımızın alacakları yine gecikmiştir.
Konuya ilişkin İTA Okulları emekçilerinin basın açıklamasını yayımlıyoruz.
📍Milli Eğitim’in “çakma profesör” bakanı Yusuf Tekin’in (@tcmeb, @Yusuf__Tekin) gözünün içine baka baka ve bağıra bağıra mülakat mağdurlarını sorduk. Ama o kafayı kaldırıp da bizim yüzümüze bakamadı!
📍Mülakat mağduriyetinde apaçık bir kul hakkı var! Allah aşkına siz kul hakkına girmekten de mi korkmuyorsunuz ya?
📍Bin 600 tane hak kazanan öğretmenin, analarının ak sütü gibi helal olan atama haklarını teslim etmek çok mu zor?
#MülakatZulmunde383Gün
#MülakatMagdurları
#MülakatMagduruÖğretmenler
#AtanamayanÖğretmenler
@HurEgitimSen@EgitimBirSen@egitimsen@egitimis@turkegitimsen@tcbestepe
Kararlı duruş ve emek karşılıksız kalmıyor!
En başından beri mülakata karşı olduğumuzu ifade edip bu konuda mağduriyet yaşayan arkadaşlarımızın yanında mücadele verdik. Arkadaşlarımızın ve bizlerin mücadelesi karşılığını buluyor.
Mülakat mağduru 1611+50 öğretmenimiz kadrosuna kavuşurken; sınıflarda alın teri d��ken PİKTES öğretmenlerimizin de kadro müjdesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Mücadele eden tüm meslektaşlarımıza selam olsun.
#1611Artı50 #PIKTESeKadro #ÖğretmeneKadro
@ogretmensendika Kararlılıkla yanımızda duran, umudumuzu yeşerten ve adalet mücadelemizde bize yol arkadaşlığı yapan @egitimisorg ve Sayın Genel Başkan @kademozbay_’a minnettarız. İyi ki varsınız!
📢Kamuoyuna,
Mülakat mağduru öğretmenlerin atama talebi kazanıma dönüştü. Kazandık!
İki yıldır adalet arayışında olanlar, yaşadıkları hayal kırıklıklarını ağır bir zincir gibi taşıdılar. Tüm girişimleri yanıtsız kaldı. Verilen sözler tutulmadı. Memleketin dört bir yanından gelerek bürokrasiye seslenen, çözüm arayan bu genç öğretmen kitlesi; yeri geldi destek buldu, gündem oldu ama sonuca ulaşamadı.
❗️Sendikamız, kuruluş döneminde “Güvencesizliği Durduracağız!” sloganını öne çıkarmıştı.
Güvencesizliğin kitlesi de, alanı da geniş. Sadece özel öğretimi tariflemeyen bu atılganlığın çıkış noktası eğitim politikalarının güncel değerlendirmesi ve bugünün eğitim emekçilenin statüye, istihdam biçimine ya da işsizlik gerçekliğine göre farklı noktalara dağılması oldu. Bugün “her taşın altından” çıkan bir Sendika olmamızın şaşkınlığını yaşayanların kavraması gereken ilk şey şudur: Eğitim ve emek artık her hanenin sorunudur, Öğretmen Sendikası ise yeni eğitim emekçileri kuşağının sendikasıdır!
“Sizin bunlarla ne işiniz var? “ diye sordular. Taleplerde ve mücadelede kardeşleşmenin yolunun binbir emekle ve mütevazi şekilde örüldüğünün farkına varamadılar çünkü anonimleştik. Talebin arkasına geçtik ve özgün sorunu olan, farklı eğilimlerden, kültürlerden oluşan bu kitlenin içinde yer aldık. Mücadele içinde öncü pozisyonda olan arkadaşlarımızı sendikalı olmalarına rağmen (özel öğretimde çalışıyorlardı) aslolan kimlikleri ile hareket eden bir tarzla buluşturduk. 1 Haziran’a kadar çoğu eyleme diğer eğitim sendikaları kendi isimleri ile katılsalar dahi biz sendikal kimliği sendika binasında bırakarak katıldık. Bu yöntem üzerinden inşa edilen güven ilişkisi ve kitle bağı özel sektör öğretmenleri ile cisimleşen fiili mücadele anlayışına mülakat mağduru öğretmenleri de yaklaştırdı.
✊🏾Politik doğruculuk yok!
Günübirlik düşünme yok, dar-grupçuluk yok!
Elbette, yarattığımız bu anonimleşme doğal sınırlarına dayandı.
MHP'nin verdiği kanun teklifi de rafa kaldırılınca Sendikamız, mülakat mağduru öğretmenlere çağrıda bulundu: Sendika bayrağı altına!
Çağrıya karşılık veren öğretmenler kitle toplantılarına katıldı. Birimlere, koordinasyon ekiplerine ayrılan öğretmenler özel sektör öğretmenleri ile kaynaştı. Artık iki talep ve bir kitle vardı!
Verilen büyük mücadelenin zorluklarını uzun uzun anlatmayacağız.
Girişkenlik, birlikte düşünme ve eylemde direngen tavır genelleşti. Ankara’daki ablukayı kırmak için alınan yürekli kararlar kitle tarafından sahiplendi; çünkü tüm kararlar birlikte alındı.
Sendikaya, sendikanın insanlarına güven arttı. Talepler toplumsallaştı ve meşru çizgi kapsayıcı, özgüveni yüksek yaklaşımla korundu.
Öğretmenlerin, ailelerin verdiği saygın ve haklı mücadele toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenirken bürokraside kırılma yarattı. Mülakatta yaşanan adaletsizlik muhalefetin de üstlendiği bir konu haline gelirken sorunu iktidar ile muhalefetin siyasi rekabet konusu haline getirmek ve o çizgide tutmak isteyen manipülatif akıl da aşılmış oldu.
👉🏽Sendikanın Uzattığı Eli Tutun!
Mülakat mağduru öğretmenlerin elde ettiği kazanımdan sonra bürokrasiden talebi ve çözüm beklentisi olan diğer öğretmen kitlesi arasından sesler yükseldi.
Haklı istemler, kazanımı elde edenin yarattığı asıl değeri ve yürüdüğü yolu anlamadan “Peki biz?” sorusu üzerinden kurulduğu zaman zayıf kalır.
Yukarıda mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin organize edilme sürecinden bilinçli olarak bahsettik.
@MulakatPlatform
#MülakatıKazandıkSıraTabanMaaşta
⬇️
Bu zorlu süreçte elimizden tutan, sesimize ses olan Eğitim-İş Sendikası’na gönülden teşekkür ediyoruz. Başkanımız @kademozbay_ ve değerli yöneticilerin emeklerini ve dayanışmasını hiçbir zaman unutmayacağız.
@kademozbay_@egitimisorg
Mülakatla hakları gasp edilen 1.611 öğretmenimizin iki yılı aşkın süredir sürdürdüğü kararlı mücadeleyi yürekten kutluyorum. Baskıya, gözaltılara, engellemelere rağmen haklarından vazgeçmediler.
Mülakat mağduru öğretmenlerimizle birlikte bu mücadelenin örgütlenmesinde ve büyütülmesinde öncü bir sorumluluk üstlenen; meydanlardan eylemlere, hatta günler süren açlık grevine kadar öğretmenlerimizle omuz omuza mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndaki mücadele arkadaşlarımızı da yürekten selamlıyorum. Eğitim-İş olarak biz de bu iki yıl boyunca öğretmenlerimizin önünde değil, yanında durduk; nerede çağırdılarsa orada olduk, mücadelelerine omuz verdik. Çünkü biliyoruz ki dayanışma güçlendirir, mücadele büyütür.
Hak, haksızlıktan elbette yücedir; er ya da geç kazanacaktır.
Bugün atılan adım değerlidir; ancak ertemeleci bir çözüm doğru ve güvenilir değildir. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz doğrudan kadroya atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek; yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından MEB kadrolarına geçirilecektir. Umarız verilen bu söz tutulur ve kadroya geçiş en kısa sürede gerçekleşir. Sürecin takipçisi olacağız.
Oysa öğretmenlerimizin talebi bir proje kapsamında geçici istihdam değil, mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının teslim edilmesidir. İktidar, yarattığı mağduriyetin sorumluluğunu tam olarak üstlenip doğrudan kadro ataması yapmak yerine çözümü geçici bir statü üzerinden zamana yaymayı tercih etmiştir. Öğretmenlerimizin hakkı bir projeye, geçici statüye ya da ilerisi için verilen sözlere bırakılamaz. Kadro bir lütuf değil, mülakatla ellerinden alınmış haklarıdır. Kadroya geçiş hiçbir belirsizliğe bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.
Bu yöntem, y��llardır PİKTES kapsamında çalışan ve kadro bekleyen öğretmenlerimizle mülakat mağduru öğretmenlerimizi karşı karşıya getirmemelidir. Bir öğretmenin hakkı başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından da düşülmemelidir.
Mülakattaki adaletsizliğin, yetersiz atamaların ve yıllardır sürdürülen plansızlığın bedelini öğretmenlere ve bu ülkenin gençlerine ödetmekten vazgeçin.
1.611 öğretmenimize şimdilik hayırlı olsun. Bu kazanım, her şeyden önce hakkından vazgeçmeyen öğretmenlerimizin kararlılığının ve büyüyen dayanışmanın sonucudur. Mücadele edenlere, direnenlere, dayanışmayı büyütenlere selam olsun.
Mülakat mağduru öğretmenlerimiz kadrolu atama haklarını eksiksiz alıncaya, mülakat sistemi ortadan kalkıncaya ve bu ülkede “atanamayan” değil, atanmayan öğretmen sorunu sona erinceye kadar mücadelemiz sürecek.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin taban maaş ve güvenceli çalışma başta olmak üzere haklı talepleri için de Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’yla omuz omuza mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika
@MulakatPlatform
@egitimisorg
@kademozbay_ Hak arama mücadelemizde bizi yalnız bırakmayan Eğitim-İş Sendikası’na, Başkanımız @kademozbay_ ve kıymetli yöneticilerine gönülden teşekkür ediyoruz. Dayanışmanız, en zor zamanlarımızda bize güç verdi.
@kademozbay_@egitimisorg
Mülakatla hakları gasp edilen 1.611 öğretmenimizin iki yılı aşkın süredir sürdürdüğü kararlı mücadeleyi yürekten kutluyorum. Baskıya, gözaltılara, engellemelere rağmen haklarından vazgeçmediler.
Mülakat mağduru öğretmenlerimizle birlikte bu mücadelenin örgütlenmesinde ve büyütülmesinde öncü bir sorumluluk üstlenen; meydanlardan eylemlere, hatta günler süren açlık grevine kadar öğretmenlerimizle omuz omuza mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndaki mücadele arkadaşlarımızı da yürekten selamlıyorum. Eğitim-İş olarak biz de bu iki yıl boyunca öğretmenlerimizin önünde değil, yanında durduk; nerede çağırdılarsa orada olduk, mücadelelerine omuz verdik. Çünkü biliyoruz ki dayanışma güçlendirir, mücadele büyütür.
Hak, haksızlıktan elbette yücedir; er ya da geç kazanacaktır.
Bugün atılan adım değerlidir; ancak ertemeleci bir çözüm doğru ve güvenilir değildir. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz doğrudan kadroya atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek; yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından MEB kadrolarına geçirilecektir. Umarız verilen bu söz tutulur ve kadroya geçiş en kısa sürede gerçekleşir. Sürecin takipçisi olacağız.
Oysa öğretmenlerimizin talebi bir proje kapsamında geçici istihdam değil, mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının teslim edilmesidir. İktidar, yarattığı mağduriyetin sorumluluğunu tam olarak üstlenip doğrudan kadro ataması yapmak yerine çözümü geçici bir statü üzerinden zamana yaymayı tercih etmiştir. Öğretmenlerimizin hakkı bir projeye, geçici statüye ya da ilerisi için verilen sözlere bırakılamaz. Kadro bir lütuf değil, mülakatla ellerinden alınmış haklarıdır. Kadroya geçiş hiçbir belirsizliğe bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.
Bu yöntem, yıllardır PİKTES kapsamında çalışan ve kadro bekleyen öğretmenlerimizle mülakat mağduru öğretmenlerimizi karşı karşıya getirmemelidir. Bir öğretmenin hakkı başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından da düşülmemelidir.
Mülakattaki adaletsizliğin, yetersiz atamaların ve yıllardır sürdürülen plansızlığın bedelini öğretmenlere ve bu ülkenin gençlerine ödetmekten vazgeçin.
1.611 öğretmenimize şimdilik hayırlı olsun. Bu kazanım, her şeyden önce hakkından vazgeçmeyen öğretmenlerimizin kararlılığının ve büyüyen dayanışmanın sonucudur. Mücadele edenlere, direnenlere, dayanışmayı büyütenlere selam olsun.
Mülakat mağduru öğretmenlerimiz kadrolu atama haklarını eksiksiz alıncaya, mülakat sistemi ortadan kalkıncaya ve bu ülkede “atanamayan” değil, atanmayan öğretmen sorunu sona erinceye kadar mücadelemiz sürecek.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin taban maaş ve güvenceli çalışma başta olmak üzere haklı talepleri için de Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’yla omuz omuza mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika@MulakatPlatform@egitimisorg
Mülakat uygulaması sonucunda hak ettikleri hâlde atamaları yapılmayan ve uğradıkları haksızlığa karşı yaklaşık iki yıldır mücadele eden 1.611 öğretmenin kararlılığı; başta sendikamız Eğitim Sen olmak üzere birçok sivil toplum örgütünün yürüttüğü mücadele sonucunda, nihayet iktidarı geri adım atmak zorunda bırakmıştır.
Ankara’nın sokaklarından Bakanlık kapısına, öğretmenlerin anne ve babalarına dahi gaz sıkılmasından gözaltılara, ters kelepçeli gözaltılardan açlık grevine uzanan bu mücadele; bir lütuf, ayrıcalık ya da yeni bir istihdam olanağı talebi değil, KPSS’deki başarılarına rağmen mülakatla ellerinden alınan atanma hakkının mücadelesidir. Bugün bir çözümden söz edilebiliyorsa bu, öğretmenlerin ısrarlı, kararlı ve meşru m��cadelesinin sonucudur. Hakları için yan yana gelen, seslerini duyurmak için türlü baskılara rağmen geri çekilmeyen mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesini ve dayanışmasını selamlıyoruz.
Ancak açıklanan formül, bu hakkın doğrudan teslim edilmesi yerine öğretmenlerin önce PİKTES kapsamında “geçici süreli öğretici” olarak istihdam edilmesini, ardından MEB kadrolarına geçirilmesini öngörmektedir. Mülakatla yaratılmış bir hukuksuzluğun giderilmesi için yeni bir ara statüye, projeye ya da dolambaçlı bir idari formüle ihtiyaç yoktur. Bu öğretmenler PİKTES kapsamında istihdam edilmeyi değil, mülakat nedeniyle gasp edilen öğretmen olarak atanma haklarının iadesini talep etmektedir.
Yapılması gereken son derece açıktır: Bu öğretmenlerin atamaları, hiçbir geçici statüye ve yeni bir koşula bağlanmadan doğrudan yapılmalıdır. İki yıldır sürdürülen bir haksızlık, üç aylık yeni bir bekleme süresiyle daha da uzatılmamalı; öğretmenlerin hakkı eksiksiz, koşulsuz ve derhâl teslim edilmelidir.