Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Düşününce hep şaşırdığım bir şey, 35 yaşında generaldi, 38 yaşında isyancıydı, 42 yaşında bir cumhuriyet kurdu. 57 yaşında öldü. Ebeveyn kaybı, savaş, göç, yokluk, hastalık… Travmalarla yoğrulmuş, taşınması güç bir ömür…
Atatürk’ün ‘insan’ yanını görmek, benim için Atatürkçülüğün başlangıç noktasıdır. Onu bir insanüstü kahraman değil, acıyı, kaybı ve sorumluluğu omuzlayıp yine de ileriye bakan bir insan olarak görünce, mirasını daha derinden hissederim 🌱
Yeni bir ebeveyn tarzı çıktı:
Biz ona hayır demiyoruz, her şeyi keşfetmesine izin veriyoruz.
Sevgili anne babalar, bu gerçek değil. Böyle bir sistem yok.
Çocuk arkadaşının oyuncağını
alıyor, sizden ses yok.
Yeni girdiği evi dağıtıyor, tepki yok.
İstediği olmadı diye ortalığı yıkıyor, yine sessizlik.
Hayvana vuruyor, gülerek "yapma oğlum" diyorsunuz.
Ama böyle bir hayat yok. Çocukluk sınırsız değilse, yetişkinlik de değil.
Şunu fark ettim: Gerçek insanların genelde çok arkadaşı olmuyor. Çünkü herkese uymuyorlar, her ortama girmiyorlar, her şeye katlanmıyorlar. İçleriyle çelişmemek için bazen susuyor, bazen geri çekiliyorlar. Bu da kalabalıkları azaltıyor. Derin düşünen, çok hisseden insanlar kolay bağ kurmuyor; kurdukları bağ da yüzeysel olmuyor zaten. O yüzden sayısı az ama anlamı büyük oluyor. Herkesle gülüp eğlenmek yerine, birkaç kişiyle gerçekten anlaşmayı tercih ediyorlar. Bu durum çoğu zaman yalnızlık gibi görünüyor ama aslında bir seçicilik. Sahici kalmak, bazen az insanla yürümeyi göze almak demek. Ve bu, zayıflık değil; karakter meselesi.
Utanılması gereken şeylerle gurur duyulan bir zamanda yaşıyoruz. Eskiden insanın yüzünü kızartan davranışlar şimdi alkış alıyor. Kırmak, ezmek, kandırmak neredeyse bir meziyet gibi anlatılıyor. Kimse “yanlış yaptım” demek istemiyor; herkes haklı, herkes güçlü. Gösteriş öne çıkıyor, vicdan arkada kalıyor. Ne kadar iyi olduğun değil, ne kadar görünür olduğun konuşuluyor. İnsanlar hatalarını düzeltmek yerine savunmayı seçiyor. Bu yüzden iyi kalmak zor, doğru durmak yıpratıcı. Ama hala bazı şeylerden utanabilen insanlar varsa, her şey bitmiş değildir. Çünkü utanma duygusu, insanı insan yapan son çizgidir.
İnandığım bir teori var. Bir yer, insan ve durum hayatınızda artık olmaması gerekiyorsa sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıyor. Tekrarlayan hayal kırıklığı rastlantı değildir. Sorun tek olay değil, yolun kendisidir. Bir iş yeri, sevdiğiniz bir kişi veya kariyerle ilgili olsun.+
Hiç Sordunuz mu,
Neden bir tane bile ev, bir tane bile saray yapmadı da, 48 tane fabrika yaptı diye ?
Sormadınız.
Siz onun Devrimciliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden kendine teklif edilen makam ve mevkileri kabul etmedi de, bütün rütbelerini söküp, Samsun'a çıkarak her şeye sıfırdan başladı diye ?
Sormadınız
Siz onun Cumhuriyetçiligini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden Paşalar gibi, Saraydan boğazı seyretmek yerine, yıllarca Cephe cephe gezdi, ömrünü savaş meydanlarında tüketti diye ?
Sormadınız.
Siz onun Milliyetçiliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç sordunuz mu,
Neden Beyoğlu diye diye, Konak diye diye değil de, Selanik diye diye yandığını, ağladığını ?
Sormadınız.
Siz onun Vatanseverliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Bir ömrün Vatan ve Özgürlük uğruna neden ve nasıl seve seve feda edildigini ?
Sormadınız.
Siz onun kıymetini nerden bileceksiniz ?
Düşmanların kılık değiştirdi, ağız değiştirdi, fikir değiştirdi, saf değiştirdi, yol değiştirdi, döndüler de döndüler paşam. Biz senden milim sapmadık. Onlar için her şeyin bir bedeli vardı. Gücün, paranın, fikrin hatta kendilerinin bile… Rahat uyu paşam! Biz seni hiç satmadık. “Öldü” diyorlar… Hiç merak buyurma paşam, döneklerin rüzgarıyla savrulmayacağız. Fikrin olacağız, ruhun olacağız, sen olacağız! Üç beş satılık cahil ne ki? Cihan dursa karşımızda, seni ilelebet yaşatacağız.
Bugün, yarın ve daima…
@solcugazete60 Bir öğretmen çalışmak için bir yöneticiye yalvarıyor.
Bu adaletsiz düzeni reddediyorum.
Yasama,yürütme ve yargıyı bir kişiye bağlayan, Geleceğini bir kişinin merhametine bırakan bu millete de yazıklar olsun.