"Sevdiğin insana dokunmak, biraz da kendine dokunmak gibidir. Ten onundur ama huzuru sana geçer. Söyleyemediğin her şey parmak uçlarında saklıdır. Bu yüzden bazı şeyleri konuşarak bozma. Anlayamadığın yerde sarıl. Yetmezse öp. Her şey yeniden anlam kazanana kadar."
Yasak ağacın meyvesini zaten yedin;
Şimdi ağacın tamamını ye!
Tek yol bu.
Ağaçtan hiçbir şey kalmasın
Geride tek bir yaprak bile bırakma. Ancak o zaman bilgiden kurtulabilirsin; asla ondan önce değil."
[ Osho, Seksten Süperbilince syf. 215. ]
"Birinden hiç tereddüt etmeden bir şey isteyebiliyorsanız, ona hayatınızın en güzel köşesinden yer verin, birkaç kere dişünüp ve yine ikilemde kaldığınız insanı da yavaşça hayatınızdan uzaklaştırın."
"Yıllarca arasa denk gelemeyeceği birini, çaba harcamadan bulduğu için sıradan zannediyor. Verdiğimiz değer, karşı tarafın sığlığında yok olup gidiyor. Değerimizi anlamayan insanlara harcadığımız emeğin özeti tam olarak bu."
"Birinden hiç tereddüt etmeden bir şey isteyebiliyorsanız, ona hayatınızın en güzel köşesinden yer verin, birkaç kere dişünüp ve yine ikilemde kaldığınız insanı da yavaşça hayatınızdan uzaklaştırın."
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
[ Turgut Uyar, Geyikli Gece ]
Piraye de öldü aşkından yine de dönmedi Nazım'a.
"Gülüşünde İstanbul'un âbuhavası
İstanbul'un lezzeti bakışında
A benim sultanım Efendim, izin versen ve cürret edebilse Nazım Hikmet kulun koklayıp öpmüş gibi olacak yanağını İstanbul'un."
Nazım Hikmet
17 şeyh,6 imam, Süphan dağının eteklerine,4 kutsal kitap ve 4 büyük peygamberin üzerine yemin eden ve sonuna;
"Eğer geliyorsan gel, gelmiyorsan da bu ettiğim yeminlerin hepsi senin, annenin ve babanın canına tak etsin ki bir daha gel dersem." diyen Şakiro'nun yeminini edeceğim.
"Güneşin evreni canlandırdığını söylüyorlar, güneş doğunca ona bir bakın bakalım, ölü mü değil mi? Her şey ölü, her yer cesetlerle dolu.
İnsanlar yapayalnız, çevrelerini sessizlik sarmış, alın size dünya!”
[Dostoyevski, Uysal Kız syf.76]
“Esas derdimiz; bir ömrü kendini tanımadan ve evrenin özünü aramadan geçirmek. Bak Diyojen'e boşuna mı fıçıda yaşadı? Gerçi "gölge etme, başka ihsan istemem" diyip lafı fena koydu da neyse. "