Cumhuriyet tarihinin en yoğun operasyon yapılan dönemi şu son 1,5 sene içinde oldu. Her 3-4 günde bir operasyonlar oldu. Bunlar başkan olduğunuz dönemde yaşandı. Biz avukatlar her anlamda mahvolduk.
Bugüne kadar yapmadınız da şimdi mi yapmak geldi aklınıza?
Seçim olunca HEPİNİZ piyasaya çıkıyorsunuz :)
Harikasın Eren Ali.
Senin sayende yol arkadaşlığının, zor zamanda omuz vermenin önemini; evin çocuklarını "Nasıl olsa bizden." diyerek yok sayanlar anlayacak, özümseyecek.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Sevgili gençler, zaman bir kurtarıcı bekleme zamanı değildir.
Sizin hür fikriniz, hür vicdanınız sizin için en doğru rehberdir. Bu ülkenin aydınlık yarınlarını kurmak hepimizin üzerine düşen bir vazifedir.
Sonunda hem kendi geleceğinizi kurtaracak hem de sizden sonrakilere gururla anlatacağınız bir özgürlük destanınız olacak.
İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız Av. Ali Çınar, müvekkilinin kolluk tarafından ifadeye çağrılması üzerine, müdafii sıfatıyla müvekkiline hukuki yardım sağlamak amacıyla bugün Gaziosmanpaşa Şehit Anıl Kaan Aybek Polis Merkezine gitmiştir.
Meslektaşımız tarafından verilen bilgilere göre; müvekkilinin ifadesinden önce bazı kolluk görevlilerinin gerginlik çıkarmaya çalıştığı, müvekkilinin ifadesinin ardından meslektaşımızın beyanda bulunduğu sırada kolluk görevlisinin sürekli olarak meslektaşımızın beyanına müdahale ettiği, meslektaşımızın “söylediklerinin aynen tutanağa geçirilmesini” talep etmesine rağmen “Yazmıyorum, karşında öğrencin ya da kâtibin yok” şeklinde sözlerle karşılık verildiği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Meslektaşımızın, varsa bir usulsüzlüğün hukuki denetiminin mahkemelerce yapılacağını belirtmesine rağmen, kolluk görevlisinin meslektaşımıza yönelik tavrını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Yine meslektaşımızın aktardığına göre; ifade işlemi sırasında oturuş biçimi gerekçe gösterilerek “Polis karşısında ayak ayak üstüne atamazsın”, “Avukatlar polis karşısında nasıl davranacağını öğrenecek, biz öğreteceğiz” şeklinde ifadeler kullanılmış; meslektaşımız kendisine bu şekilde talimat verilemeyeceğini ifade ettiğinde ise olay yerine gelen birden fazla yunus polisi tarafından fiziksel müdahaleye maruz bırakılarak zorla ifade odasından çıkarılmıştır.
Meslektaşımızın, İstanbul Barosu ile irtibat kuracağını belirtmesi üzerine kolluk görevlilerince “Git kimi çağırırsan çağır, kim takar baroyu” şeklinde sözler sarf edildiği; ayrıca meslektaşımıza yönelik “Avukatlar haddini bilecek”, “Polis karşısında hal ve hareketine dikkat edecek” biçiminde tehdit ve aşağılayıcı ifadeler kullanıldığı tarafımıza iletilmiştir.
Meslektaşımız, kimliğinin içeride kaldığını fark ederek yeniden ifade odasına yönelmesi üzerine ise, kolluk görevlisinin kapıyı itmek suretiyle meslektaşımızın omzuna vurduğu ve “Bundan sonra buraya her geldiğinde sana burada rahat yok” dediği; ayrıca meslektaşımızın beyanı tutanağa geçirilmiş olmasına rağmen kendisine tutanağın imzalatılmadığı bilgisi edinilmiştir.
Savunma makamını temsil eden avukatın görevini icra ettiği sırada aşağılanması, tehdit edilmesi, beyanının tutanağa geçirilmesinin engellenmesi ve fiziksel müdahaleye maruz bırakılması; yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir saldırı değil, doğrudan savunma hakkına ve hukuk devletine yönelmiş ağır bir ihlaldir. Avukatlık faaliyeti, kolluğun keyfi tutumuna göre sınırlandırılabilecek bir faaliyet değildir. Müdafiin ifade işlemlerine katılması, beyanda bulunması ve usule ilişkin itirazlarını tutanağa geçirtmesi kanundan kaynaklanan açık yetkileridir.
Avukata yönelik baskı ve şiddetin olağanlaştırılmasına, savunma makamının kolluk karşısında itibarsızlaştırılmasına ve avukatların mesleki faaliyetlerinin tehdit yoluyla engellenmesine hiçbir koşulda sessiz kalınmayacaktır.
Meslektaşımıza yönelik hukuka aykırı fiillerde bulunan kolluk görevlileri hakkında derhal etkin ve tarafsız idari ve cezai soruşturma yürütülmesini; olay anına ilişkin tüm kamera kayıtlarının gecikmeksizin muhafaza altına alınmasını ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin ivedilikle tesis edilmesini talep ediyoruz.
İstanbul Barosu olarak meslektaşımızın yanında olduğumuzu, sürecin takipçisi olacağımızı ve savunma makamına yönelen hiçbir saldırının cezasız bırakılmaması için gerekli tüm hukuki girişimlerin sürdürüleceğini kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL BAROSU
İBB dosyasında itiraflarıyla gündeme gelen Murat Kapki, mahkemeye başvurarak ifadesini geri çekti.
Kapki, ifadesinin baskı altında alındığını öne sürdü:
“Tahliye vaadine kandım. Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım.”
(Fırat Fıstık)
Bir DHMİ daire başkanının evinden çıkanlar:
• 26 kilo külçe altın • 1 milyon 320 bin dolar • 121 bin euro
Üzerine kayıtlı 12 gayrimenkul.
Sadece bir banka hesabında 5 yılda 276 milyon TL para hareketi.
Bir memur maaşıyla bu servet nasıl oluşur? Bu paranın kaynağı nedir?
Sanırım bu sorular cevap bulmuş olmalı ki DHMİ’nin eski daire başkanı tahliye edildi.