Deniz Göktaş:
“Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır.
Ben çıkınca eleştirilerimi aynı dille anlatmaya devam edeceğim. “Utangaç diktatör” sözüyle ilgili suçlamadan beraatimi istiyorum."
Muhalifseniz daha suçunuz ispat edilmeden cezaevine atılıp masumiyetinizi kanıtlamaya zorlanıyorsunuz. Ama AK Partiliyseniz hırsızlığınız çıksa dahi tek bir gün cezaevi görmeden sadece kenara çekiliyorsunuz. Bu çürümüş ve kokuşmuş düzene de
"Adalet ve Kalkınma" diyorlar!
Anayasa Mahkemesi, Tayfun Kahraman'ın başvurusu üzerine verdiği hak ihlali kararının gerekçesini 5 ay 21 gündür yayımlamadı.
AYM'nin 31 Temmuz 2025'te verdiği ilk hak ihlali kararı da uygulanmadı.
Oysa Anayasa, "AYM kararları bağlayıcıdır" diyor.
Tayfun Kahraman şimdi hücresinde adelet, kızı Vera evde babasını bekliyor.
Babası tutuklandığında Vera, 2 yıl 8 aylıktı.
Tam 4 yıl 5 ay 1 gündür babasız uyuyor, uyanıyor, okula gidiyor, yemek yiyor.
Çocukluğu babasız geçiyor. Ağladığında, korktuğunda, mutlu olduğunda sarılabileceği babası yanında yok.
Evde babasıyla olan hiçbir anısını hatırlamıyor. Yalnızca babasını ayda bir açık görüşte cezaevi duvarları arasındaki halini biliyor.
Adaletsizliğin verdiği yükün ağırlığı küçük bir çocuğun omuzlarında...
Vera adalet istiyor.
“Gücün sınanmadığı yerde hukuk zayıflar. Sessizliğin, korkunun çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur. Zalimlere fırsat doğar.
Dolayısıyla onların bu pervasızlığına müsaade edecek, onlar karşısında susacak birisi değilim.”
📍 Silivri / Makam aracı davası
@CA_iletisim Tüm bunlar ortadayken, terör örgütü lideri için bahçeli villa inşa ediliyor ve orada yaşamasına izin veriliyor, fakat bu konuda Genel Başkan ağzını açamıyor.
Önce diplomasını iptal ettiniz, ardından tutukladınız.
Siyasete girdiği ilk günden bu güne ülkesinin ve milletinin menfaatini her şeyin önünde tutarak gece gündüz çalışan Ekrem İmamoğlu’nu ve arkadaşlarını haklarında tek bir somut delil olmadan 18 aydır siyasi tutsak olarak cezaevinde tutuyorsunuz. Milletin iradesini, milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ve haksız tutsak edilen arkadaşlarını serbest bırakın.
#EkremİmamoğluSiyasiTutsaktır
Özgür Özel çıksa; “ne villası kardeşim! Kerpiç, sıvasız evlerde oturan evlatlarımızı katleden terörist başına ne villası ne statüsü verilecek! Onun statüsü terörist yeri de hücredir” dese. “Kürt kökenli yurttaşlarımızı bir terörist temsil edemez” diye eklese, % 55’le iktidar olur…
Ama belki de onu demeyeceği için o koltuğa oturtuluyor, Kemal Kılıçdaroğlu gibi…
@eczozgurozel@kilicdarogluk
Adalet çökmüş!
Ekonomi çökmüş!
Faturası da milletin sırtına yüklenmiştir.
“Siyasi vurgun” peşinde koşanlar, “VURGUNUN” her türlüsünü bu millete yaşatmış; nihayetinde bu iktidar da dibe vurmuştur. Yönetme becerisi kalmamıştır.
Ekonomi ve Adalet yönetimlerinde krizin derinleşmesinin ancak iki nedeni vardır.
Birincisi, becerisizlik ve acemilik.
İkincisi, art niyetli menfaat istismarı.
Bu kara düzeni kuran da 86 milyonun içini karartan da bellidir. Bu rejim, denetleyici ve düzenleyici kurumların içini boşaltmış; milletin hakkını koruyacak liyakatli kamu görevlilerini dışlamıştır.
Liyakatten sadakate, deneyimden eş - dost - akraba sistemi kurulmuştur.
Her kurum, bir kişinin ağzına bakmak zorunda bırakılmıştır.
Kurtuluşun reçetesi; seçimdir, milletin iradesidir, siyaset vurguncularının evlerine gönderilmesidir.
Yarının bugünleri aratmaması için hemen ve derhal seçim!
Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Millet şahidimdir!
Allah, bu memleketi halkını sevmeyenlerden, insanları birbirine düşürenlerden, milleti kutuplaştıranlardan, taraf olmazsan bertaraf olursun diyenlerden, tarafını seç diyenlerden, korkutarak transfer yapanlardan, hapse atarak milli iradeyi gasp edenlerden, farklı düşüneni düşman görenlerden, muhaliflerini susturmaya çalışanlardan korusun.
Ekrem İmamoğlu'ndan Butlan Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Cumhuriyet demokrasi ve adalet mücadelesinin siyasi esiriyim ancak yaradana şükürler olsun ki milletin gözünde sokağa çıkamayan caddelerde meydanlarda dolaşmayan toplumun vicdanına hapsolmuş siyasi bir beden değil Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin"
Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı.
Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı.
Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı.