Hangi ülkede olursa olsun demografisini alt üst edecek 10 milyondan fazla sığınmacıyı plansız programsız içeriye aldılar... Vatandaşlığı parayla satıp hem Türkiye ile uzak yakın ilgisi olmayan başka ülke vatandaşlarına ülkemizin geleceği için oy kullanma hakkı verdiler. Şimdi aynı kişilere Kanal İstanbul'u vadedip seçimlerden sonra Körfez Bölgesindeki Arap ülkelerine "Şükran Turuna" çıkmayı müjdeliyorlar.
Kendi liderinin apaçık şekilde "devletin kadrolarına ve askere sızacağız" dediği cemaatle yıllarca yan yana yürüyüp çıkar çatışmasına düşünce "Ne istediniz de vermedik" dediler. Adamlar darbe teşebbüsünde bulununca "Bu kadar büyümelerinde bizim de payımız var. Rabbimden af, milletimden özür diliyorum, kandırıldık" deyip yine helallik istediler.
Açılım döneminde, şimdi "entel dantel" dedikleri insanlardan oluşan bir akil insanlar heyeti kurdular. Bu insanların 2013 Doğu Anadolu raporundaki "Apo'nun serbest kalması" dahil inanılmaz isteklerine hiçbir şey demeyip, örgütün kendisiyle görüşmek için aracı yolladıklarını defalarca söylediler.
Sonra aynı örgütün propaganda videosundan parça alıp muhalefetin kampanya videosuna montajlayıp milyonlarca insana gerçekmiş gibi izlettiler.
Tarikatlardaki çocuk istismarlarını araştırmayla ilgili meclis önergesini oy birliğiyle reddettiler... Aynı tarikatların deprem bölgesindeki çocuklara musallat olmasının da önüne geçmeyip ailenin rızası varsa ne yapabiliriz dediler.
Milyonlarca insanın girdiği sınavlara küçüğünden büyüğüne kimsenin güveni kalmadığı gibi derece yapan insanları bile mülakatta elediler.
Eğitimi perişan ettiler... Bugün Türkiye'de 8. sınıfa giden öğrencilerin %25'i basit dört işlem yapamıyor, %65'i de orta düzeyde yapabiliyor. Tam bir çöküş yaşanıyor...
Liyakat ve uzmanlık sahibi on binlerce insan bu iktidar döneminde ülke dışına çıktı, geriye kalanlar da çıkmanın yollarını arıyor.
Kazanırlarsa kadın haklarının bir asır geriye gitmesinin garanti olduğu öyle bir ittifak kurdular ki AKP içlerindeki "en ılımlı" parti görünümünde.
İktidarları döneminde Youtube, Ekşisözlük, Wikipedia dahil kapanmayan sosyal medya sitesi kalmadı. Depremde Twitter'ı engellediler.
Devletin hiçbir resmi kurumunun açıkladığı en ufak veriye güven bırakmadılar. Ne TUİK'in açıkladığı enflasyona ne Sağlık Bakanlığının salgında açıkladığı ölüm verilerine güvenebiliyoruz ne de depremde kaç kişinin hayatını kaybettiği konusunda en ufak bir fikrimiz var.
Merkez Bankasının rezervlerini tarihin en düşük noktasına, hatta eksiye indirip Arap ülkelerinin attığı 3-5 milyar dolarla günü kurtardıklarını daha geçen gün kendi ağızlarıyla itiraf ettiler.
Ülkede basılı ve görsel medyayı tamamen tekelleri altına aldılar. O kadar ki muhalefet lideri bir kez bile devlet televizyonuna çıkamadığı gibi, sesini topluma duyurmak için sosyal medyada "dosya transfer bağlantısı" paylaşmak zorunda kaldı.
Toplumun hakaret etmedikleri hemen hiçbir kesimini bırakmadılar.
Deprem bölgesine müdahalede geciktiklerini kabul edip buna da helallik istediler. Sonra deprem yardımı adı altında 115 milyar TL toplayıp Sayıştay denetiminden de muaf tutup terlik, çay yardımı istediler.
Buraya kadar geldiyseniz, sizi tebrik ederim sevgili okuyucu... Gerçekten yorucu değil mi?!
Asıl yorucu olan, aklımıza daha da gelen yüzlerce olayı yazmak değil bu gerçeklerle yaşamak zorunda kalmak.
Karşımızda kitaplara sığmayacak günahlarını basit bir helallikle sıfırladığına inanıp sizde gördüğü en ufak hatanın üstüne kara bulut gibi çöken bir zihniyet var.
Bu seçim, eşit olmayanların yarışında ülkenin gidişatını tayin etme yarışı. Bu gidişatı Katarlıların, Suriyelilerin, Rusların, Arapların değil... Tarihin en yüksek katılımını gösterip bizim tayin etmemiz şart.
20 küsür yıldır elimize geçen ilk gerçek şansı bölünerek, küserek, sandığa gitmeyerek heba mı edeceğiz... Yoksa şahsi tercihlerimizden sonuna kadar fedakarlık ederek birleşme dirayetini gösterip, ülkenin geleceğini apaçık tehdit eden bu gidişata bir dur diyebilecek miyiz?!
Ben ortak akılda buluşup "Yeter Artık" diyebileceğimize yürekten inanıyorum. Buna mecburuz.