Demokrasimizin en dip anındayız. Benim gibi şu anda Halk TV ekranında bu anları izleyen Kemal Kılıçdaroğlu bu hale getirilen genel merkeze girip "Ben Genel Başkan'ım, ben CHP Genel Başkanı'yım" diyecek öyle mi? Vallahi bravo!.
lazanya yapmak için kıymaya, soğana, domatese vs birçok malzemeye ihtiyacınız vardır. siz gidip dünyanın en lezzetli, en pahalı domatesini alır da sarımsağı, tuzu, sıvı yağı eksik tutarsanız elinizdeki domatesin de bir anlamı kalmaz. ve malzemeleri daha kalitesiz olsa da tamamlanmış olan aşçı gerçek bir lazanya ortaya çıkartırken siz “domatesimiz de çok kaliteli, neden biz yapamıyoruz?” derseniz gülünç duruma düşersiniz. aşçınızın lazanya yapabilmesi için kalitesiz de olsa tüm malzemelere ihtiyacı vardır.
Önce kazandığı seçimi iptal ettirdiler, tekrarlanan seçimde 800 bin fark yediler.
Kenti 25 yıl sonra kaybetmeyi hazmedemeyip yetkilerini kısıtladılar, yetkisinden bir sürü şeyi almaya kalktılar, projelerine kaynak aktarımı yapmadılar, gitti fon buldu, yatırım buldu yarım kalan metroları tıkır tıkır bitirdi, bitirmeye devam ediyor,
Tekrar seçilmesin diye kapkara propogandalar yaptılar, cebinde bokla gezen trolleri travmaylara saldılar, yürüyen merdivenleri bozdurdular, bütün bakanlarıyla sahaya inip toplumda hiçbir karşılığı olmayan atanmış adaylarına oy istediler, beş yılda yaptığı hizmetlerle bu sefer 12 puan fark attı,
Komik komik davalarla önünü kesmeye çalıştılar, Fatih Sultan Mehmet türbesinde ellerini arkasında tutmasından, kendisine söylenen ahmak lafını sahibine iade etmesine kadar saçma sapan sebeplerle 10’a yakın dava ve inceleme açtılar,
Fikirtepe çirkinliğini, Ataşehir’de Finans Merkezi garabetini yapmamışlar, askeri alanları yandaş mütehaitlere peşkeş çekmemişler, Kanal İstanbul gibi şehrin köküne dinamit çakacak projeyi getirmemişler, Gezi’den sonra mimarlar ve mühendisleri odasının yapı onay yetkisini kaldırıp kendi bakanlıklarına devretmemişler, imar affıyla milyonlarca evi uçuruma itmemişler gibi ‘deprem için ne yaptı ki’ dediler, seçilir seçilmez pandemiyi fırsat bilip tüm şehrin alt yapısını yeniledi, sıkış tıkış alanları kocaman meydanlara dönüştürdü, sayısız devasa kent orman yaptı, kente yepyeni toplanma alanları kazandırdı, binlerce konutu maliyetine dönüştürdü, Kanal İstanbul’u durdurdu, kendisinden öncekilerin ırzına geçtiği şehri can hıraş daha güvenli bir yer haline getirmeye çalıştı.
Devletin kanalında ‘beş yılda deprem için hiçbir şey yapılmadı’ anti propogandasını yaptırırken, -üstelik gerçek şehir planlamacıları, seçilmiş belediye başkanları parmaklılar ardındayken- aynı kanalda depremde onlarca insanın ölümünden sorumlu tutulan herifi Alişan’ın programına çıkarıp dondurma kestirttiler,
Kendileri seçim zamanları kömürle, makarnayla promosyon yardımı yapmamış gibi vatandaşın uygun fiyatla çocuğunu yazdırabildiği kreşleri, emeklinin karnını mis gibi ucuza doyurduğu kent lokantalarını aşağıladılar, kapatmaya çalıştılar.
Dillerinden Osmanlı’yı düşürmezken ecdad yadigarına layıkıyla sahip çıkarak kentin hazinelerini yeniden dirilten İBB Miras’ın kurucusu Mahir Polat’a hayatı zindan ettiler,
Ramazan ayında üniversitelerde toplu iftar açan, namaz kılan gençler üstünden siyasi rant devşirmeye çalışıp, kültürel hegemanyo zaferlerine dair naralar atarken, aynı okullardaki gençlerin demokratik protestolarına tahammül edemediler. Pedofili sapık konuşmacıyı, onu protesto eden aydınlık gençlerden korumaya çalıştılar,
Hulusi Akar’ın kızının diplomasına yapılan itiraza zaman aşımı deyip, O’nun 35 yıl önceki diplomasını sırf Cumhurbaşkanı adayı olamasın diye iptale kalkıştılar.
Sesini duyuramasın diye Twitter hesabını kapattırdılar,
Bu süreçte O sadece daha da büyüdü halkın gözünde, ne kadar liyakatlı kadrolar kurduğu, itirafçı dedikleri insanların da iftiracı olduğu kabak gibi ortaya çıktı,
Şimdi birden bire sanki iki sene önce montaj görüntülerle terörle işbirliği iftirası atmamışlar, doğu ve güneydoğuda bir sürü belediyeye kayyum atamamışlar, ilçe belediye başkanlarını çakma terör suçlamasıyla kodese tıkmamışlar gibi terör örgütünün kendisiyle masaya oturup arka planını kimsenin bilmediği bir ‘toplumsal barış’ sayfası açtıklarını söylüyorlar.
Bütün medya aparatlarına, satın alınmış trollere ve trol ruhlu çakma figürlere rağmen toplumun büyük çoğunluğu her şeyin farkında.
Hiçbir zaman bu dönemde yapılanları, yapılma amacını unutmayacağız, bütün tutuklular serbest bırakılana, siyasi arenadaki en büyük rakiplerine kapattıkları Cumhurbaşkanlığı adaylığı yolunu tekrar açıp gerçek toplumsal barış tesis edilene kadar da unutturmayacağız.
Hepimiz Ekrem İmamoğlu’yuz. Nokta.
Ben Ekrem İmamoğlu! Yıllarca cemaatlere ve tarikatlara akan belediye kaynaklarını gerçek sahibi halka geri verdim; binlerce öğrenciye yurt, yüz binlerce öğrenciye burs oldu. Milletim beni cumhurbaşkanı adayı yaptı. Bu yüzden tutukluyum!
Uyuşturucu ilkokula inmiş, reşit olmayan çocuklar mafyalaşmış, her yer haraç kesen, mala çöken, ırza kast eden insan dolu, polisiniz genç kızların mahremine bile saygı göstermeden hükumet korumakla meşgul.
Hatlar gitti, ailesine ulaşamayan arabaya atlayıp eve uçuyor. Depo dolduralim diye benzinliklere yığılınmış semt içi sokaklar dahil trafik kilit. Yıkım bile olmayan fragmanı böyle
olm ne güzel iş ya. 1 asırlık cumhuriyetin çeyreğini tek parti, tek adam olarak yönetiyorsun ve hiçbir şeyin sorumluluğunu almıyorsun. "şunu yaptılar, bunu ettiler" e sen? senlik bir şey yok tabii.
akp bugün samandağ halkının zeytinliklerini yağmaladı. ali ismail korkmaz silüeti çizilmesin diye beton korudu. meclis tutanaklarından aym’nin can atalay kararını sildirdi. akp iktidarının her günü halka karşı suçlarla bezenmiş bir sıkıyönetim idaresi şeklinde olacaktır.
İmamoğlu ile yaşlı teyze arasında geçen diyalog:
Yaşlı teyze: Senin verdiğin kartla alışveriş yapmak için markete geldim. Benim bugüne kadar hiç gelirim olmamıştı.
İmamoğlu: Kartında sorun yok değil mi? Paran yatıyor?
Yaşlı teyze: Sorun yok, yatmış. Şimdi alışveriş yapacağım.