İnsan böyle sevemez diye düşünüyor ama çocuğuna bakıyorsun bambaşka bir his. Uyuyor fotoğraflarına bakıyorsun için ısınıyor yan odada uyuyan çocuğunu özlüyorsun. Müthiş bişi.
Daha önce defalarca yazdım yine yazıyorum; Alperen başta millitakımızda dünkü maçta yer alan Ercan, Şehmus ve diğer kulülerimize dağılmış diğer üst seviye oyuncuların tamamı Bandırma oyuncu fabrikasının ürünüdür. Ve bu basketbol camiası böyle bir fabrikanın göz göre göre yok olmasına ses çıkarmamıştır. O altyapıdan çıkan bu cevherlerin şimdi böyle başarılı olmasını sahiplenmeye de Bandırma hariç kimsenin hakkı yoktur. Sözde "spor" kulüplerimiz veya federasyonumuz şu oyuna biraz değer verselerdi, Bandırma gibi gerçek bir spor kulübünün kepenk kapatmaması için organize olup destek olurlardı. ☹️
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.
Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.
86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.
Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.
Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.
AZİZ MİLLETİM,
MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.
SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.
Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.
MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.
MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.
Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.
ABD'de Filistin davasına destek veren bir yazı yazdığı için 25 Mart’ta gözaltına alınan Türk vatandaşı, doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün kefaletle serbest bırakılma talebi de reddedildi.
Tayyip Erdoğan, söz konusu 19 Mart darbesi için icazet aldığı “ortağı” Trump olunca sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor.
Dün Trump’ın bir telefonuyla Rahip Brunson’u serbest bırakanlar bugün Rümeysa’nın özgürlüğünü talep edemiyor.
Bu suskunluk, teslimiyettir.
Artık, Gazze’de Trump’ın tehcir planına susup, Netanyahu ile kayıkçı kavgası edip popülizm satanların sahteliği yüzlerinden akmaktadır.
Bugün İstanbul İl Başkanlığımızın, Filistin’e destek yürüyüşünü engellemek için metroları kapatanların, yüzlerce polisle yürüyüşün önünü kesenlerin samimiyetsizliği ortadadır.
Filistin davası sıcak salonlarda hamaset yaparak savunulmaz, eylemle savunulur.
Rümeysa, zulme karşı kaleminin gücüyle direnmiştir. İstanbul örgütümüz yürüyüş yaparak ses yükseltmiştir.
Biz, Rümeysa kızımızı da savunacağız, Filistinlilerin Gazze’den tehcir planına da sonuna kadar karşı duracağız.
İktidarın riyakarlığını da millete anlatmaya devam edeceğiz.
Ya kardeşim daha en başından beri zaten alkol sigarayı boykot etmeniz gerekiyordu. Demedik mi genel boykot diye? Demedik mi nakit harca, zorunlu olmayan şeyleri alma, alkol sigara tüketme?
Bizden en beklemedikleri boykot, bu boykot arkadaşlar.
Yıllarca bizim sosyal hayatımıza müdahele etmek için fahiş fiyatla vergi bindirdiler, hedef gösterdiler, gece müzik yasakları getirdiler, şans oyunlarını yandaşlarına verdiler.
Artık söz bizim, çoğunluk bizim.
Bilgi vereyim: 2025 bütçe kanununa göre AKP’nin
🏟️Şans oyunlarından hedeflediği günlük vergi: 149 milyon 385 bin lira
🍺 Alkollü içeceklerden hedeflediği günlük vergi: 467 milyon 810 bin lira.
🚬 Tütün mamüllerinden hedeflediği günlük vergi: 1 milyar 248 milyon 395 bin lira.
Bu 3 kalemden tek bir günde elde edilen vergi geliri: 1 milyar 865 milyon lira.
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Ölene kadar bir daha “sleepy” kullanmamak için başlı başına şu sebep yeter de artar.
Sleepy’nin patronu boykot çağrısını paylaşan işçiyi tazminatsız işten atmış.
Duymayan kalmayıncaya dek duyurmak boynumuzun borcudur.
#Boykot
Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir.
Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır.
İBB muhalefete geçince Hamidiye suyu kamu kurumlarına yasakladılar. Hastane kantinlerini Beltur'un elinden aldılar.
ABB muhalefete geçince meclise Ankara Halk Ekmek'ten ekmek almayı bıraktılar.
Yıllarca görüşlerini beğenmedikleri sanatçılara TRT ambargosu uyguladılar.
Pırıl pırıl gençleri kendi eşine dostuna yer açmak için mülakatlarla elediler.
Konserleri, festivalleri üç beş tarikatçı öyle istiyor diye yasakladılar. Gençleri eğlencesinden, sektör çalışanlarını ekmeğinden ettiler.
Yıllardır kamu gücüyle milleti boykot ediyorlar.
Şimdi insanlar kendi iradeleriyle boykot yapıyor diye 'hain, milli ekonomiye darbe, işçiye zarar' lafları havada uçuşuyor. Soruşturmalar açılıyor, açıklama üzerine açıklama yapılıyor.
İkiyüzlülük ötesi bir durum.
Aybüke Pusat'a destek olan Rumi dizisinin senaristi Ali Aydın, bu tepkisinden sonra dizisi yayından kaldırılınca TRT'nin başında olan Mehmet Zahid Sobacı'ya hayatının dersini vermiş. Korku duvarları aşıldı artık herkes konuşacak.
Boykot kararı, iktidar kanadında büyük bir paniğe yol açtı.
Özellikle TRT oyuncularının katılımı işleri bir anda değiştirdi. Aybüke Pusat ile başlayan kırılma, sanat camiasındaki diğer kişileri de katan bir çözülmeyi beraberinde getirdi.
Önüne geçebilmek için Cem Küçük üzerinden bu kişilerin ifadeye çağrılacağı açıklandı.
Ancak bu duyuru sonrası boykot katılımları daha da katlandı. Hatta bir TRT senaristi de konuya dahil olarak herhangi bir oyuncumu boykota katıldı diye işten çıkarırsanız sizinle bir daha çalışmam açıklaması yaptı.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu (belli ki baskıyla) boykota tepki gösteren yorumlara kapalı bir tweet attı. Ancak en son isteyeceği şey oldu ve Özgür Özel kendisini direkt alıntılayarak tepki gösterdi.
Bakanlar, iktidar sözcüleri açıklama üstüne açıklama yapıyorlar.
Üniversite öğrencilerinin girişimiyle başlayan boykot kampanyası, Saraçhane’de toplanan yüz binlerden daha fazla tesir bırakmaya başladı iktidar üzerinde.