Kimi insanlar, kendi sonunu arar. Başladıkları yere geri dönmek için. Çünkü hepimiz başka başka yerlerden başlarız ve aynı yere varmak, yetmez kimilerimize.
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Proust bize acının kendi takvimi olduğunu gösterir. Ruh, kendini korumak için büyük felaketleri hemen hazmedemez; acıyı böler ve zamana yayar. Çünkü akıl felaketi hemen kavrasa da ruhun kendi “zamanı” vardır. Ruh, yıkılmamak için gerçeği uyuşturur.
Tolstoy diyor ki; "Belki de her seyi
kabullenip hayati akisina birakmak lazim. Zorlamak bazen çözüm
degildir. Ve zorla olan hiçbir sey güzel degildir."
Gerçeğin değersizleştiği, herkesin kendi “gerçeğine”sığındığı veya her şeye şüpheyle yaklaştığı bir ortam, kitleleri manipüle etmeyi daha da kolaylaştırır.
İnsanlar neden böyle.
Böyle mi ya da insan dediğin.
Rus romanlarındaki karakterlere dönüşüyorum sanki yavaş yavaş.
Bir akşam ; intihar etmek için Petersburg köprüsüne gitmeyi düşünürken, en iyi saati en ince ayrıntısına kadar planlarken buluyorum kendimi.
…….
Belli ki dağların, denizlerin ve göllerin üzerinden sıyrılıp gelmektedir seher Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat
Ahmet TELLİ
Işıklar yoldaşın olsun…