IŞİD, 500 bin Yezidi'nin İslam'a dönmeyi reddetmesi nedeniyle soykırım yaptı, 10 binini öldürdü, 7 bin Yezidi kadını kaçırdı. IŞİD, İslam'a dönmeyi ve seks kölesi olmayı reddeden 19 Yezidi kızını diri diri yaktı, 50 Yezidi kadınının başını kesti.
Hiçbir Müslüman protesto etmedi!
🚨: A woman with late-stage Alzheimer's who hadn't spoken in 5 years, received psilocybin and started talking, recalling memories and making jokes, after just 19 hours
Hastanede D vitamininiz 30 ng/mL çıktığında size "normal, sorun yok" denilip eve yollanıyorsunuz.
30 seviyesi sadece kemiklerinizin un ufak olmasını engelleyen, sizi zar zor hayatta tutan alt sınırdır.
Biyolojik potansiyelinizin zirvesine çıkmak, sarsılmaz bir odaklanma ve maksimum hormon optimizasyonu istiyorsanız o değerin 60-100 ng/mL bandında olması gerekir.
Endüstrinin sizi "sürünmeyecek kadar sağlıklı" tutan standartlarına razı olmayı acilen bırakmalısınız.
Kardiyoloji; kalp ve damar hastalıklarını basit bir "tesisat tıkanıklığı" olarak tanımlar.
Bize, doymuş yağların ve kolesterolün damarların içinde birikerek boruları tıkadığı, bu tıkanıklığı açmak için kolesterol düşürücü ilaçlar yutmamız ve kalbi korumak adına tereyağını ve ++
🟣 GÜZEL SORU....
▶️Kolesterol ilacları KREATİNİN yükseltir mi?
➖️EVET.....
➖️Neden ?
📌Vucudumuzda ki Kolesterolun %30 'u gıdalardan gelirken ,
%70'ni karacigerde biz üretiriz.
💧Kolesterol ilaci olarak kullsnilan STATİNLER karacigerde bu kolesterolü ürettirmemek üzerine çalışır..AMA;
💧Ayni zamanda Koenzim Q10 uretiminide bozar. Bu Q10 bize mitokondride enerji uretimi için lazim...
💧Eğer Q10 olmazsa kaslarda enerji olmaz ve kas yıkımı olur, kaslar erir...
💧Kas erirkende elbette kana KREATİNİN salınır ve yükselir...
💧Iste bu sebeple Eğer STATİN (kolesterol ilacı kullanıyorsanız) günlük
⭐️ 100 mg Koenzim Q10 tak iye almanız iyi olur. Hem kas yıkımı oomaz, hem enerjiniz düşmez...
🩸AYRICA; Kas yıkımı demek Kemik erimesi / kemik dokunun zayiflamasi demektir.
🩸Kemiklerdeki osteoblastlar kaslardan gelrn sinyaller ile kemik yapımına/onarımına baslar...
Emekli bir hekim olarak şunu dürüstçe söyleyebilirim ki; ciddi bir kaza geçirmediğiniz sürece, ileri yaşlara kadar yaşamanın en iyi yolu doktorlardan ve hastanelerden uzak durmak, beslenmeyi, bitkisel tedavileri ve diğer doğal tıp yöntemlerini öğrenmektir. Eğer şanslıysanız ve ulaşabileceğiniz bir naturopatik (doğal tıp uygulayan) doktor varsa, ondan yararlanabilirsiniz.
Neredeyse tüm ilaçlar toksiktir ve yalnızca belirtileri tedavi etmek için tasarlanmıştır; kimseyi iyileştirmek için değil.
— Dr. Allan Greenberg, MD
YÜKSEK TANSİYON İÇİN İLAÇTAN DAHA MÜHİM 10 TAVSİYE
USA’ nın dünyaca ünlü Mayo Klinik’ in tansiyonu ilaç tedavisine gerek kalmadan kontrol altına alınmasını sağlayacak 10 hayat tarzı değişikliği tavsiyesi var.
⤵️
İşte tansiyonu ilaçsız kontrol etmenin 10 yolu (parantez içindeki sözler bana aittir):
1️⃣Fazla kilolarınızı verin, göbeğinizi eritin (Kafayı kiloya takmayın. Adam gibi beslenirseniz göbeğiniz olmaz).
2️⃣ Düzenli egzersiz yapın (Aşırıya kaçmayın, en iyisi kışın yürümek yazın yüzmek)
3️⃣ Sağlıklı beslenin (Hazır gıda yemeyin!)
4️⃣Tuzu azaltın (Azaltmayın, normal miktarda yemeye devam edin ama rafine değil kaya tuzu kullanın)
5️⃣Alkolü sınırlandırın (Hiç içmeyin!)
6️⃣Sigarayı bırakın (İçilen yerde bile durmayın!)
7️⃣Kafeini fazla kaçırmayın (Azı karar, çoğu zarar, ideal miktarı sağlığa yarar!)
8️⃣Stresi azaltın (Keşke kolayca mümkün olsa!)
9⃣ Evde tansiyonunuzu takip edin ve düzenli olarak doktorunuza gidin (Tansiyon takibi elbette önemli ama zırt pırt bakılması da doğru değil!)
🔟Aileniz ve arkadaşlarınızdan destek alın (Maddi değil manevi destek tabii ki!)
💥Hipertansiyon hayat tarzındaki yanlışların sonucudur ve bunları ortadan kaldırmadan ilaca başlanması abesle iştigaldir.
Tanrı neden kendisine tapmamızı istiyor?
Tapsak ne olur, tapmasak ne olur?
Koca evreni yaratmış bir varlıktan söz ediyoruz.
Kıytırık bir biyolojik tür ona tapsa ne olur tapmasa ne olur?
Bunu niye dert edinmiş ki?
La presión arterial alta no empieza con la sal ni con la edad...
Empieza con la inflamación, la resistencia a la insulina y los bajos niveles de óxido nítrico.
Aquí tienes 10 métodos con respaldo científico para bajar la presión arterial de forma natural (guarda esto): 🧵
1. Come más ajo
Mads Mikkelsen realizó cada movimiento en la danza final. Había sido bailarín profesional, pero no había utilizado esas habilidades en 30 años. Fue filmada después de que muriera la hija del director, lo que le dio al momento su poder crudo. El director más tarde llamó a la película una «hermosa catástrofe».
"Bu yaşıma kadar bana ezeli ve ebedi değerlerin olduğu öğretildi. Ama 52 yaşına geldim. Bunların hepsinin boş olduğunu gördüm.
Yaşamda anlamı bizler üretiyoruz. Doğanın, yaşamın kendisinde bir anlamı yoktur.
Bize üretilmiş anlamlar, değerler empoze edilir."
Prof. Hasan Aydın
İLBER ORTAYLI'dan Tarihimiz:
Osmanlı diye insan yoktur, Türk vardır,
Çerkez vardır, Kürt vardır, Gürcü vardır ama Osmanlı yoktur.
Osmanlı olunmaz osmanlı doğulur, onun için de "Osmanoğulları’ndan” olmanız gerekir. Bu da bir millet değil ailedir.
Kendi soyunu inkar edip de taht sahibinin soyunu benimsemek bir tek bizim ülkemizde görülüyor sanırım.
Kimliğini yitirip bir aile adının boyunduruğu altına girmeye heves edenlerin vecizesi.
Ancak kul köle olmayı bilenlerdir bunlar.
‘OSMANLIYIM’ DİYENLER BUNLARI DA BİLMEK ZORUNDA !
* 1920’de ; nüfus 12 milyon dolayındaydı,
* 11 milyon kişi köyde yaşıyordu.
* 40 bin köyün 38 bininde okul yoktu.
* Traktör yoktu;
* Hititlerden kalma Kağnı ve Kara saban kullanılırdı.
* 5 bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar da, insanlar da kırılıyordu.
Yaklaşık ;
* 2 milyon sıtmalı, 1 milyon frengili ve 3 milyon trahomlu insan vardı.
* Anadolu’da ; verem, tifüs, tifo salgını kol geziyordu;
* Doğan her iki bebekten biri (AS: bizdeki bilgilere göre her 5 bebekten 1’i) 1 yaşına gelmeden ölüyordu;
* Ortalama yaşam süresi 40 yıl kadardı.
* Memlekette
Doktor sayısı 337
Ebe sayısı 136
Eczacı sayısı 60 idi.
* Diplomalı Diş hekimi yoktu.
* Limanlar, madenler, demiryolları yabancılara aitti. * Toplam sermayenin yalnızca %15’i Türk sermayesi sayılabilirdi.
* Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan yalnızca dört fabrika vardı:
- Hereke ipek
- Feshane yün
- Bakırköy bez
- Beykoz deri
* “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras” listesinde
85 milyon Lira (600 ton altın) borcu da unutmayalım.
* Elektrik yalnızca İstanbul, İzmir ve Tarsus’ta vardı
* Otomobil sayısı 1500 kadardı…
* Kadın, insan değildi.
*Veremle boğuşan halk, ahırda yatarken, Osmanlıcıların yere göğe sığdıramadıkları Abdülhamid Han Hazretlerinin (yaş olarak tümü “çocuk” sayılacak) 16 karısı vardı: Nazikeda, Safinaz, Dilpesent, Peyveste,
Nazlıyar, Bidar, Mezide, Emsalinur…..
*Osmanlıcıların “dedemiz” dedikleri Abdülmecid’in de 22 karısı vardı. (Ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)
* Tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu.
* Arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak ya da çalınmış, gemilerle, trenlerle Avrupa müzelerine götürülmüştü.
* Takvim ve Zaman birliği de yoktu;
Kimisi güneş batarken ‘grubi saat’i esas alıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi güneşin tümüyle battığı ezani saat’i esas alıyordu; kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu.
“Saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.
*Kimisi ‘hicri takvim‘ kullanıyordu, kimisi ‘rumi takvim‘ kullanıyordu. Kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. Herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda, farklı saatlerde yaşıyordu!
* Dirhem, okka, çeki vardı.
*Arşın, kulaç, fersah vardı.
* Ne Ortaçağdan kalma ağırlık ölçüleri dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne de uzunluk ölçüleri…
*Erkeklerin yalnızca % 5’i, kadınların binde 5’i okuma – yazma biliyordu.
*Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi.
* Okul yaşı gelen her dört çocuktan zaten üçü okula gitmiyordu.
* Toplam,
- 4894 ilkokul,
- 72 ortaokul ve yalnızca
- 23 lise vardı.
* Ülkedeki liselerin tümünde salt 230 kız öğrenci kayıtlıydı. Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu.
* Tek üniversite vardı, Darülfünun, medreseden halliceydi.
* Ülke bilim’den çok uzaktı.
* 600 yıl boyunca Türkçe’nin ırzına geçilmiş, Osmanlıca denilmişti.
* Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca kelimeler, Levanten terimler dilimizi istila etmişti.
*Kelimelerin yalnızca %5 kadarı Türkçeydi.
* Arap alfabesiyle Türkçe yazmaya çalışıyorlardı.
* “Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik..” falan deniyor ya..
İbrahim Müteferrika’dan başlayarak 150 yılda basılan toplam kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz?
Yalnızca 417’ydi ki, zaten, ülkeye matbaayı getiren Abraham Müteteferrika da Macar kökenli bir devşirmeydi
“Eğer Tanrı'nın önce Âdem ile Havva'yı cennetten kovduğunu, sonra da onları tekrar cennete geri döndürmek için binlerce peygamber gönderdiğini düşünüyorsanız, siz bir aptalsınız.”
— Charles Darwin
Uzun zamandır bu kadar gerçek bir film izlememiştim Kolombiyalı Oscar'ın yaşadıkları gösteriyor ki bazı dertleri evrensel dili değişse de derdi aynı Oscar'ın anlamsız gibi görünen anlamlı mücadelesine tanıklık edin bence