Norveç’te düzenlenen gözyaşartıcı Gazze etkinliği:
Gazze’de şehit edilen, katledilen
çocukların isimleri
teker teker
aralıksız
8 saat 45 dakika boyunca okundu.
İnsanın ruhuna dokunan sade ama sarsıcı bir anma, hatırlama, unutmama biçimi.
Muhteşem.
Sabah Namazı Vakti;
بِسْــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Allahﷻ Şöyle Buyuruyor;
Yine onlardan:
"Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve
Ahirette de bir güzellik ver ve
Bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır.
[Bakara-201
İk tahminler, İranlıların Ürdün'deki ABD üslerine 40'tan fazla balistik füze fırlatmış olabileceğini gösteriyor.
Eğer bu sayı doğruysa, İranlılar açıkçası çıldırmış durumda. Kayıpların veya hasarın boyutunu henüz bilmiyoruz, ancak yıkıcı olabilir.
Görünüşe göre amaç, özellikle pistlere ve üslerdeki ekipmanlara büyük hasar verebilecek, uçak kalkışlarını ve hava operasyonlarını aksatabilecek misket bombası başlıklarıyla donatılmış füzelerin kullanılması göz önüne alındığında, ABD'nin İran'a yönelik yakın bir saldırısını caydırmaktı.
YTB, Dışişleri Bakanlığı ve SESRIC iş birliğiyle bugün Ankara’da düzenlenen “1. Müslüman Diaspora Forumu”nda, Müslüman diasporalar bir araya geldi...
Forum kapsamındaki çalışma oturumlarının ilk gündem maddesi ise Gazze oldu...
Oturumlarda, Gazze bağlamında Müslüman diasporalar arasında ortak söylem ve yaklaşımın geliştirilmesi ile ortak eylem fırsatlarının güçlendirilmesi ele alındı...
Teşekkürler #YTB...
Eşi ve çocukları son yolculuklarına uğurlandı. Onlar mezara doğru yürürken, o geride kaldı ve Rabbine yalvararak, yüreğinden şu sözler yükseldi:
“Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım.”
Ah Gazze… Senin acın hiç bitmiyor.
“Kim körlük edip Rahman’ı zikretmekten yüz çevirirse, bir şeytanı ona sardırırız.
Artık o, ona candan yakın bir dost oluvermiştir. Şeytanlar onları kesinlikle doğru yoldan
uzaklaştırmaktadır. Ama berikiler kendilerini hâlâ doğru yolda sanırlar. Sonuçta bize geldikğinde şeytana hitaben, keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arasındaki gibi bir
uzaklık olsaydı! Meğer sen ne kötü bir arkadaşmışsın! der. Artık şu günde bu gibi serzenişlerin size faydası olmaz; çünkü siz haksızlık etmişsiniz. Şu anda ikiniz de azapta
müştereksiniz, denilir.”(Zuhruf,36-39)
Mal, mülk, evlat, makam… Hepsi birer imtihan. Hepsi geçici. Rabbimiz uyarıyor: “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın, kim bunu
yaparsa işte tamamen kaybedenler onlardır.(Münafikun,9)
Kaybetmek böyle başlar. Önce zikir azalır.
Sonra hassasiyet zayıflar. Ardından kalp ağırlaşır. Oysa mü’minin yolu bellidir. Ticaret yapar ama kalbi gaflette değildir. Çalışır ama dili zikirdedir. Kalabalıkların içinde ama kalbi Rabbiyle beraberdir. Tasavvuf geleneğinde “halvet der encümen” diye ifade edilen hakikat tam
da budur: Halkın içinde Hak ile olmak. Hem dünyadaki vazifesini yapar hem de gönlünü zikirle
diri tutar. Zikir hayatın dışına kaçmak değildir; hayatın merkezine Allah’ı koymaktır. Rızkını
helalinden kazanırken kalbini diri tutmaktır. İş yaparken Rabbini unutmamaktır.
Kur’ân-ı Kerim, zikirden uzak kalanların kalplerinin katılaşacağını; doymak bilmeyen bir nefsin esiri olacaklarını ve şeytanın böyle kimselere yoldaş olacağını haber verir:
“Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabbinden gelen bir aydınlık içinde olmaz mı? Kalpleri Allah’ı anmaya karşı katılaşmış olanların vay haline! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”(Zümer,22)
Kur’ân’ın müteaddit âyetlerinde bu felaketten kurtulmanın yolunun zikir olduğu beyan edilir:
“…Bilin ki kalpler gerçekten de ancak Allah’ı anarak huzura erişir.” (Ra’d,28)
İnsan, maddi
istek ve arzularını doyurarak değil; ancak Allah‘ı anarak gerçek huzura kavuşur.
Kalp zikirle mutmain olur.
Bu dünyadan zikri çoğaltarak geçmek…
Kalbi diri, dili zikirle ıslak, gönlü Rabbine bağlı bir kul olarak yaşayabilmek…
Çünkü kalp zikirle mutmain olur.
Ve mutmain olan kalp, sahibini ebedi huzura taşır.
#zikir
#huzurlukalp
#halvetderencümen
İşgalci İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentine baskın yaptı.
Bölgedeki Filistinlilerin yaşadığı zulmü görüntülemek isteyen TRT Haber ekibi ise defalarca engellendi...
“Falan konu milli güvenlik meselesidir” cümlesi ne kadar sık kullanılırsa içi o kadar boşalır.
Ancak bir konu gerçekten “milli güvenlik meselesi”yse onu mümkün olduğunca yüksek sesle haykırmak lazım.
Nüfus konusu işte böyle.
NÜFUS ARTIŞ ORANIMIZIN DÜŞMESİ BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR.
Ve kadınlarımızın çalışmaya teşvik edilmesi bu problemin temel sebebidir.
Çözüm: Annelik cazip hale getirilmeli ve en az 3 çocuk doğuran annelere “annelik maaşı” bağlanmalı. Çocuk sayısı arttıkça maaş da artırılmalı.
Hollanda'nın 11 kentinde uçurtmalar Gazzeli çocuklar için gökyüzüne yükseldi.
Çocukların da katıldığı etkinlikte, uçurtmaların üzerine "Özgür Filistin", "Gazze'yi kurtar" ifadeleri ile Filistin bayrakları ve renkleri çizildi.