@szctelevizyonu@serdarcebe#hepkaranlık
A.H.Tarhan'ın her yer karanlık diye başladığı makber şiiri pratikte karşılık bulmuş gibi adeta.
Konuşmak, yazmak, düşümek, hak aramak, beslenmek, barınmak gün geçtikçe daha da zorlaşmaya başladı.
Baskılar, tehditler, hukuksuzluklar iyice arttı.
Nereye kadar peki?
@szctelevizyonu@ekremacikel#sokağınsesi
Pratik yaşamda karşılığı olan gerçekliktir sokağın sesi.
Sokaklar, meydanlar aynı zamanda haklı isyanların mekanlarıdır.
Küçümseyen, sesini duymayan veya duymak istemeyen, görmeyenler büyük yanılgı içindedirler.
Barikatlar aciz kalır sokaklar akmaya başladığında...
@ekremacikel#sokağınsesi
Pratik yaşamda karşılığı olan gerçekliktir sokağın sesi.
Sokaklar, meydanlar aynı zamanda haklı isyanların mekanlarıdır.
Küçümseyen, sesini duymayan veya duymak istemeyen, görmeyenler büyük yanılgı içindedirler.
Barikatlar aciz kalır sokaklar akmaya başladığında.
GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE.
Yaşam pahalı, ekmek, su, kitap pahalı.
İşsizlik, hukuksuzluk, baskı, tehdit, dayak, ölüm, yasaklar ucuz.
Ancak inadına, inatla yazarak, okuyarak, dayanışma içinde olacağız.
Bu anlamda İzan yayınlarının geleneksel okur- yazar buluşuyoruz.
Görüşmek dileğiyle.
@szctelevizyonu@serdarcebe#yakapaça
Son zamanlarda günlük yaşamın deyimi oldu adeta yaka paça kavramı.
Doğruyu söyleyenlerin, hakkını arayanların yaka paça göz altına alınmaları, yerlerde sürüklenmeleri, şiddete maruz kalmaları rutin uygulamalara dönüştü adeta.
Olan güzelim ülkeye oluyor.
Çok yazık.
@szctelevizyonu@ekremacikel#gerçekbu
Gerçekler inatçıdır.
Önünde sonunda açığa çıkar, yalanı yerle bir eder.
Ne var ki yalanlara inanmaya hazır çoğunluk var her dönemde ve günümüzde.
Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz.
Diyen Diderot haksız değil maalesef...
@ekremacikel#gerçekbu
Gerçekler inatçıdır.
Önünde sonunda açığa çıkar, yalanı yerle bir eder.
Ne var ki yalanlara inanmaya hazır çoğunluk var her dönemde ve günümüzde.
Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz.
Diyen Diderot haksız değil maalesef.
TÜRKÇE KONUŞ!
Bir topluma, halka, bireye anadilinin konuşamazsın, yasaktır denile bilir mi?
Maalesef denildi.
Hem de ağır işkenceler, cezalar uygulanarak denildi.
Hala da deniliyor.
Kayıtlara 12 Eylül darbesi olarak geçen karanlık, zulüm dolu yılları yaşayanlar çok iyi bilir.
@szctelevizyonu@serdarcebe#cezalıyız
Hatta daha fazla cezayı hak ediyoruz.
Yasaklara, yalanlara, baskılara dur diyemedik.
Ezilenden, hukuktan, adaletten, demokrasiden, özgürlüklerden, emekten, emekçiden yana olamadığımız için cezalıyız.
Sorunları görmek, çözmek yerine birbirimizle uğraştık hep.
Cezalıyız.
@szctelevizyonu@ekremacikel#birdahaasla
Bir daha asla sözü yüreğin, vicdanın haykırışıdır.
Felaketlerin, acıların, katliamların tekrar yaşanmaması adına iyi insanların çığlığı, talebidir.
Lakin bu coğrafyada hiç karşılık bulmadı bugüne kadar.
Yaşadığımız son günlerde de bulmuyor.
Ancak umutlar hep canlı...
@ekremacikel#birdahaasla
Bir daha asla sözü yüreğin, vicdanın haykırışıdır.
Felaketlerin, acıların, katliamların tekrar yaşanmaması adına iyi insanların çığlığı, talebidir.
Lakin bu coğrafyada hiç karşılık bulmadı bugüne kadar.
Yaşadığımız son günlerde de bulmuyor.
Ancak umutlar hep canlı.
ZELAL YÜREKLERE.
Yakanlara, yıkanlara, baskılara inat okuyan, yazan, paylaşan ve hep dayanışma içinde olacağız.
Hafta sonu yani 20 Haziran cumartesi günü unutmayacak, unutturmayacağımız 2 Temmuz Madımak katliamı temasıyla geleneksel okur- yazar buluşmasında.
Görüşmek dileğiyle.
@szctelevizyonu@serdarcebe#neuğruna
Kendimi bildim bileli hep sordum ve tüm samimiyetimle bir kez daha soruyorum.
Bu kadar düşmanlık, baskı, tehdit, yasak, yolsuzluk, haksızlık ne uğruna?
Özgürce, korkmadan, demokrasiyle, barış içinde, dostça, kardeşçe yaşamanın kime zararı var?
Ne uğruna kabul edilmiyor?
@szctelevizyonu@ekremacikel#dertbaşka
Gerçekten de birilerinin derdi çok başka.
Tam bir üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek durumu.
Zira vatandaşın, ülkenin hatta dünyanın durumu ortada.
Ama birilerini zerre ilgilendirmiyor.
Varsa yoksa kendi hırsları, anlamsız egoları.
Lakin bedelini tüm ülke ödüyor.
Yazık..
@ekremacikel#dertbaşka
Gerçekten de birilerinin derdi çok başka.
Tam bir üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek durumu.
Zira vatandaşın, ülkenin hatta dünyanın durumu ortada.
Ama birilerini zerre ilgilendirmiyor.
Varsa yoksa kendi hırsları, anlamsız egoları.
Lakin bedelini tüm ülke ödüyor.
Yazık.
TARİHTE 15 HAZİRANLAR.
1970 yılında sendika ve örgütlenme hakları için mücadele eden işçilerin büyük direnişinin ilk günü.
15-16 Haziran olarak anılır.
Unutulmaması, direniş bilincinin yükseltilmesi gerekirdi.
Lakin başarılamadı.
111 yıllık Seyfo acısı.
Paramaz ve arkadaşları.
GÜVENİLEN DAĞLAR.
Hayal kırıklığı yaratan, güveni boşa çıkaran, dost sanılan insanların hiç de dost olmadığı anlaşılan insanlar için söylenen:
Güvendiğimiz dağlara kar yağdı.
Sözü anlamlıdır, isabetlidir, yerindedir, günceldir.
Her insan başkası için aynı durumda olabilir.
ÇEVİR KAZI.
Özellikle de siyasi liderlerin, sorumluluğu ve yetkisi olanların söylediği her söze dikkat etmesi gerekir.
Sonrada tepkiler karşısında:
Yanlış anlaşıldım.
Amacım kimseyi incitmek değildi.
Gibi U dönüşlerinin yararı yoktur.
Böyle durumlara
Çevir kazı yanmasın.
Denir.
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ.
Bugün 12 Haziran.
Gün icat etmekte sınır tanımayan ikiyüzlü dünya sözüm ona bugünü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etmiş.
Üstelik de kendi verilerine göre dünyada 160 milyon çocuk işçi olarak çalıştırılırken.
Kim çalıştırıyor bu savunmasız masumları?