Yargıtay’dan plajlar için emsal karar: Kıyılar, toplumun ortak kullanımına açıktır, özel işletmeler vatandaşa müdahale edemez
•İzmir Çeşme’deki Altınkum Plajı’nda halk plajı statüsündeki alana giden bir doktor, havlusunu sererek denize girmek istedi.
•Plajda faaliyet gösteren özel işletmenin çalışanı aileyi alandan çıkmaya zorladı.
•Doktorun jandarmaya şikayeti üzerine dava açıldı.
•Yerel mahkeme, kıyı hakkını engelleyen çalışan ile ona talimat veren işletme yöneticisini suçlu buldu.
•İşletme çalışanı “Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
•İşletme yetkilisi ise çalışanı yönlendirdiği için “azmettirme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
•Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin kararını onadı ve bu karar Türkiye için bağlayıcı emsal niteliği kazandı.
•Kararda Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu hatırlatıldı.
•Anayasa’ya göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve toplumun ortak kullanımına açıktır.
•Hiçbir tüzel veya gerçek kişi kamuya açık sahili tamamen kapatamaz, vatandaşın denize girmesini engelleyemez.
— Türkiye’de Tıp Camiasını Sarsan Karar —
“Test istemiyorum” dedi…
Hastasının kararına uyduğu için hekim 77 milyon ₺ tazminata mahkûm edildi!
🎙️ Üstelik hastanın talebi epikriz raporunda kayıtlı olmasına rağmen…
📌 Olayın Özeti (Kayıt Var, İddia Var)
35 yaşındaki gebe hasta, hekim tarafından önerilen ikili tarama ve üçlü tarama testlerini şu ifadeyle reddediyor:
“Hayır, istemiyorum. Allah’tan gelene diyecek bir şey yok.”
Bu ret yalnızca sözlü değil:
📄 Epikriz raporuna açıkça kaydediliyor.
Hasta, gebeliğin 14. ve 17. haftalarında aynı ret beyanını yeniliyor → tamamı kayıt altında.
⸻
⚠️ Doğumdan Sonra Ne Oluyor?
Doğumdan sonra bebek Down sendromlu dünyaya geliyor.
Aynı kişi bu kez:
🗣️ “Test yapılmadı” gerekçesiyle dava açıyor.
Yani:
❗ Testi açıkça reddeden hasta,
❗ Sonradan “test yapılmadı” iddiasıyla,
❗ 77 milyon ₺ tazminat talep ediyor.
⸻
⚖️ Bilirkişi Raporu Ne Diyor?
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda:
📌 “Hekime kusur yüklenemez.”
📌 “Tazminat şartları oluşmamıştır.”
📌 “Reddin epikrizde kayıtlı olduğu açıktır.”
Uzman görüşü net: Hekimin kusuru yok.
Ancak mahkeme;
❗ hastanın ret beyanını,
❗ iki ayrı haftada tekrarlanan reddi,
❗ “riskler anlatıldı” kaydını,
❗ bilirkişi raporlarını
dikkate almıyor.
⸻
💥 Mahkeme Kararı: 77.482.262 ₺ Tazminat!
Evet, yanlış okumadınız.
Hastanın kayıtlı reddine uygun davranan hekime:
💸 43,7 milyon ₺ maddi tazminat
💸 225 bin ₺ manevi tazminat
💸 3 milyon ₺ harç
💸 1,6 milyon ₺ yargılama gideri
💸 Faizlerle toplam: 77.482.262 ₺
⸻
🩺 HEKİMSEN: “Bu Haksızlık Kabul Edilemez!”
HEKİMSEN’in açıklaması:
🟥 “Hekim, hastanın kendi isteğine saygı gösterdiği için cezalandırılamaz.”
🟥 “Kayıtlı ret yok sayılmıştır.”
🟥 “Bu karar tıbbi kayıtları değersizleştirir.”
🟥 “Bu, sağlık sistemini zora sokacak bir emsal niteliğindedir.”
HEKİMSEN Hukuk Birimi:
📌 İstinaf başvurusu yapıldı.
📌 Süreç sonuna kadar takip edilecek.
⸻
📢 Kamuoyuna Çağrı
Bu karar yalnızca bir hekimin değil;
➡️ tüm sağlık çalışanlarının,
➡️ tüm gebe takiplerinin,
➡️ tüm tıbbi kayıt sisteminin,
➡️ hekim–hasta güven ilişkisinin
geleceğini ilgilendiriyor.
✊ “Hekim yalnız değildir.”
✊ “Hastanın kayıtlı kararına uymak suç değildir.”
✊ “İvedilikle hakkaniyet istiyoruz.”
Böyle pişkinlik görülmedi.
Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış'ın kardeşi Abdullah Alkış, üniversitenin bir kişilik açtığı personel ilanının kendisi için olduğunu Facebook hesabından paylaştı:
"Merak etmeyin bu sefer her şeyi düşündük. Bu üniversitenin gerçek sahibinin biz olduğunu bir kez daha göstereceğiz. Rektör abime kafa tutanların üniversitede barınamadığını zaten gösterdik.
Üniversitede klimalı odam hazır; kadro benim için hazırlandı, ilan sadece prosedür, çatlayın!''
🔻Fatih Altaylı’nın “Kürtlere eziyet yapılıyor mu?” sorusuna M. Tümamiral Cihat Yaycı:
“Kürtler 300 kişi gelip batıda iş yapabiliyor. Batıdan giden adam doğuda lokanta, bar, inşaat vs. açamaz.
Ortada eziyet varsa, batıdakine eziyet yapılıyor!”
Neden sabah işine gidip gelen, çocuklarını topluma faydalı yetiştirmeye çalışan, askere giden, vergisini veren, kırmızı ışıkta geçmeyen, sokağa izmarit bile atmayan namuslu vatandaşlar için değil de vergi kaçıranların, kriminallerin, teröristlerin rahat etmesine yönelik düzenlemeler yapılıyor.
Neden?
Atatürk'ün "Benim dinim yok" dediği filan yok. İngiliz gazeteci Grace Ellison'ın yalanı bu. Atatürk, kendi el yazısıyla, bu gazetecinin kendisinin söylemediği şeyleri yazdığına dair not tutmuş.
İngilizler yazınca hemen inanırsın değil mi? Seviyor musun İngilizleri? Üstadın Mustafa Sabri de severdi.
Ben bu cumhuriyeti niye kürtçülere islamcılara falan beğendirmek zorundayım amk..Ben bin yıl önce bu anadoluya girdiğimde sen zagros dağlarında ağan için koyun otlatıyodun, aradan bin yıl geçti ben cumhuriyeti ilan edecek seviyeye geldim sen hala zagros dağlarında ağanın koyunlarını otlatıyodun. 100 kilometre aşağıda doğsan hayatında göremeyeceğin medeniyeti, çağdaş hakları, Allah yüzüne baktı 100 km yukarda doğdun piyango vurdu kucağında buldun, yatıp kalkıp şükredeceğin yerde daha hâla yüzsüz yüzsüz “ya bu cumhuriyetin üst kimlik tanımı niye türklük cart curt”..sanane yarram sana mı soracaz amk..velev ki Atatürkün canı öyle istedi öyle koydu sanane amk sen kimsin?. ben fransızlara gidip de “ya bu ihtilalin adı niye fransız?”diye soruyor muyum..sorsam adam bana demeyecek mi “lan hıyar ağası ihtilali yapan benim, o ihtilali yapacak tarihsel ilerlemeyi kat eden benim, senin faydalanıp, çağdaş seviyeye çıktığın o fikirleri geliştiren benim, kanıyla canıyla ihtilali yapan benim sen kimsin de sana bu ihtilali beğendireceğim amk”. Senin bu cumhuriyete isyan etmekten başka ne katkın oldu ki bir de paye istiyorsun amk son bin yıldaki tüm gelişimini son 100 yılda yaşadın, onu da cumhuriyet sayesinde yaşadın..sen kimsin ben sana cumhuriyeti beğendireceğim amk asıl sen kendini cumhuriyete beğendirmek zorundasın.
Memleket ve millet işlerinde zararlı olmak vaziyetine düşenlere karşı zaman zaman sertleştiğimiz vakidir. Milleti hakiki kurtuluş yolunda yürümekten alıkoymaya çalışmak isteyenlere şiddetli ve amansız olmak eğilimindeyiz.
Atatürk
Bir tane Karadağ’lı bıçaklandı diye koskoca ülkeye vizesiz seyahati kaldırdılar
Bizde de Suriyeliler küçük kızlara tecavüz edince ödül olarak ülkeye biraz daha sığınmacı alıyoruz
Ve o yüzden de bu haldeyiz
Bir tatil günü çoluğunu çocuğunu alıp hava almaya çıkmışsın otopark problemi yaşamayım değnekçi ile muhatap olmayayım diye de metroya binmişsin. Bir grup malum tıraşlının içinde kalarak yaşayacağın minimum rahatsızlık bu.
TÜRK milletinin yaşam alanları tüketilmiş durumda.
🔥 Jahrein, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan bazı ünlüleri, geçmişte Sırrı Süreyya Önder’in vefatı sonrası başsağlığı dileklerinde bulundukları gerekçesiyle eleştirdi. Ayrıca “Abi haklısın ama bugün günü değil.” diyen bir takipçisine de yanıt verdi.
🗣️ "Hayır. Tam günü. Bu ardı pembeler Sırrı ağabey Sırrı ağabey diye zırlayıp Atatürk paylaşmayacaklar. Aptalları ağlayabilirler. En azından benim takipçimi ağlatamazlar. Herkes ne mal olduklarını öğrenecek. Cumhuriyet düşmanına aşk duyanlar, cumhuriyetin kurucu önderini anma hadsizliğinde bulunmayacaklar. Not on my watch amk."
adamlar 1 kişi bıçaklandı diye ayaklandı, Türk işletmelerini kundakladı. 5 milyon mülteci aldık içimize ne suçlar işlendi ama kimsenin evi yeri kundaklanmadı. Sorsan biz ırkçıyız.
Polisten "düşman" diye bahsedenler, siz başka bir ülkenin askeri misiniz?
Hep bahsettikleri, ne olduğu belirsiz barışı bu zihniyet mi getirecek?
Sırf Anayasa'nın 3. Maddesi'ni hatırlattılar diye Gençlik Kolları üyelerimizin ifadesi alınırken, terör örgütü elebaşı lehine sloganların atılmasını normal mi karşılayacağız?
Yaklaşık 30 yıldır avukatım ve 20 yıldır da hukuk hocasıyım. Türkiye'de avukatlık mesleğinin icrası yönünden bilmediğim, görmediğim, hiçbir şey, edinmediğim bir tecrübe yok.
Bütün görüp bildiklerimle ben kendi yolumda yürüdüysem ve yürüyorsam, yine tertemiz yürüyen pek çok başka meslektaşım gibi, bunu cehaletimden değil onurumu tercih etmem sebebiyle yapıyorum. Başka türlüsünü aklıma bile getirmeyeceğim için ısrarla ve inatla hukuka dayanarak yürüyorum.
Avukatlık yerine çantacılık yapan, hukukla değil irtibatla konuşan, müvekkil değil müşteri gören, hukuka bel bağlayan meslektaşına tepeden bakan, yanındaki genç hukukçulara hukuku ve avukatlık mesleğini değil hukuk sistemini dolanmayı öğreten, utanmaz avukatlar daima var oldu. Şimdi her zamankinden bile çok varlar. Açıktan para aldılar açıktan para verdiler, veriyorlar. Hiç olmamaları gereken yerlerde dolaştılar, dolaşıyorlar. Etki tacirliği yaptılar, yapıyorlar. Klikleştiler. Birbirlerini kolladılar, kolluyorlar. Temiz kalanı, hukuka yaslananı, kolay hedef zannettiler, zannediyorlar. Oysa dayanıklı olan biziz. Hakka, hakkaniyete, adalete odaklananlardır.
Gün olmasa, devran dönmese, umurumuzda bile olmaz bizim. Biz ısrarla, inatla, hukukun elini bırakmadan, kendi doğru bildiğimizi yaparız. Kendi yolunu böyle dosdoğru yürüyen tüm meslektaşlarıma selam olsun.
Bu tertemizlerin arasında elbette hakimlikten emekli ve savcılıktan emekli hukukçular da vardır. Onlara da selam olsun.
Her meyvenin çürüğü var. Onlar kendi kendilerine çürürken gittikçe daraltılan bir meyve kasasında onlara değmeden pırıl pırıl kalabilenlere, selam olsun.
Farkettiniz mi, sosyal medyada şuan tüm troll kürtçü hesaplar bu kadını hedef göstermeye çalışıyor? Neden, e katil kürt. Irkçılığı nasılda körüklüyorlar bak bak.
Evladını kaybetmiş bir annenin, mahkeme sonucunda; ‘’Ben sadece ilahi adalete güveniyorum’’ demesi bile bizim ders çıkarmamız icap eden bir husustur.
#MilletiTükettiniz#MattiaAhmetMinguzzi