Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurmuştur:
"Cennet bahçelerinde gönlünce dolaşmak isteyen kişi Allah Teala'yı çokca zikretsin.
İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, 10/302.
Usûl açısından bu söylemde birkaç temel problem vardır. Mesele sadece bir ayeti okumak değil; ayetleri cem etmek (الجمع بين الأدلة), mutlakı mukayyede, mücmeli müfessere hamletmek ve nüzul sırasını dikkate almaktır.
1. Bakara 62'yi tek başına delil almak usûlen doğru değildir.
Allah Teâlâ buyuruyor:
"Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiîlerden Allah'a ve ahiret gününe iman edip salih amel işleyenler için Rableri katında ecir vardır..." (Bakara 2/62)
Bu çocuk bütün iddiasını neredeyse bu ayetin üzerine kuruyor. Fakat usûl bilmeyen birinin yapacağı şey de tam olarak budur: Bir ayeti alıp aynı konudaki diğer ayetleri görmezden gelmek.
Mesela:
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecektir." (Âl-i İmrân 3/85)
"Allah katında din İslam'dır." (Âl-i İmrân 3/19)
"Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; fakat Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzâb 33/40)
Bu ayetler geldikten sonra artık Hz. Muhammed'e ulaşan bir kişinin onu tasdik etmeden kurtulacağı söylenemez.
Usûl kaidesi:
إعمال الدليلين أولى من إهمال أحدهما
"İki delili birlikte işletmek, birini ihmal etmekten evladır."
Bu çocuğun yorumu Bakara 62'yi işletirken Âl-i İmrân 85'i fiilen devre dışı bırakmaktadır.
2. "İslam sadece üç ilkeden ibarettir" iddiası delilsizdir
Konuşmada İslam şu üç şeye indirgeniyor:
- Allah'a iman
- Ahirete iman
- Salih amel
Fakat Kur'an'ın kendisi buna razı değildir.
Çünkü Kur'an birçok yerde peygamberlere imanı da şart koşuyor:
"Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse..." (Nisâ 136)
Dolayısıyla Hz. Muhammed'i reddeden bir kimse, Kur'an'ın tarif ettiği imanı gerçekleştirmiş olmaz.
Bu çocuk önce İslam'ı kendi istediği şekilde tanımlıyor, sonra ayetleri o tanıma uydurmaya çalışıyor. Oysa usûlde yöntem böyle işlemez.
3. "Musa'ya Müslüman denildi, İsa'ya Müslüman denildi" öncülünden bugünkü Hristiyanlara geçilemez
Bu illet hatasıdır.
Evet:
- Musa aleyhisselam Müslümandı.
- İsa aleyhisselam Müslümandı.
- Havariler de Müslüman olarak nitelendi.
Ancak bundan:
"Bugünkü teslis inancını benimseyen Hristiyan da Müslümandır."
sonucu çıkmaz.
Çünkü Kur'an bizzat şöyle buyurur:
"Andolsun ki 'Allah üçün üçüncüsüdür' diyenler kâfir olmuştur." (Mâide 5/73)
Bugünkü ana Hristiyanlık inancının merkezinde teslis vardır.
Dolayısıyla Kur'an'ın Müslüman dediği havariler ile günümüz Hristiyanlığını özdeşleştirmek ahmaklıktır.
4. Bakara 62'nin muhatabı kimdir?
Müfessirlerin çoğunluğu iki açıklama yapmıştır:
Birinci görüş
Bu ayet Hz. Muhammed'den önce yaşamış Yahudi ve Hristiyanları anlatmaktadır.
Yani:
- Musa'ya,isa'ya tabi olanlar kendi zamanlarında kurtulmuştur .
Ancak Hz. Muhammed geldikten sonra ona iman etmek zorunlu hale gelmiştir.
Bu görüşü başta İbn Kesîr, Taberî ve Begavî olmak üzere birçok müfessir benimsemiştir.
İkinci görüş
Ayet bugün için de geçerlidir; fakat ayetteki "Allah'a iman" ve "salih amel" Kur'an'ın tarif ettiği iman ve ameldir.
Bu durumda da Hz. Muhammed'i inkâr eden kimse kapsam dışında kalır.
Her iki yorum da bu çocuğun vardığı sonuca çıkmamaktadır.
5. Usûl açısından en büyük problem: Ayetin genel ifadesi ve İslam kelimesine yeni bir anlam.
Halbuki usûlde bir kelimenin şer'î anlamı varsa o anlam önceliklidir.
الحقيقة الشرعية مقدمة على الحقيقة اللغوية
"Şer'î hakikat, lugavî hakikate tercih edilir."
Kur'an nazil olduktan sonra "İslam" yalnızca sözlük anlamındaki teslimiyet değil, Hz. Muhammed'in getirdiği dinin de ismidir.
Bu nedenle Âl-i İmrân 85'i görmezden gelirsen, İslam'ı"iyi insan olmak" seviyesine indirgersin.
Bakara 62 ayeti:
- Ya Hz. Muhammed'den önce kendi peygamberlerine tabi olan ehl-i kitabı anlatmaktadır,
- Yahut bugün için de geçerli olmakla beraber Kur'an'ın tarif ettiği tam imanı şart koşmaktadır.
Her iki durumda da:
"Hz. Muhammed'e iman etmeyen bir Hristiyan, sadece Allah'a inanıp iyilik yaptığı için kesin olarak kurtulur."
sonucu ayetten çıkmaz.
@pasa24372@basaksehirli_ Selamunaleykum kardesim size mesaj atamadim gecmis olsun Urfa'da kalacak yeriniz birseye ihtiyacınız varsa yazabilirsiniz . Halinizi cok iyi anlıyorum ayni imtihan sürecini biz de yaşadık. Rabbim gücünüzü artirsin bu süreci size kolay ve cabuk geçirsin afiyetle
Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
Ahzap 58.
Gözümüzün nuru;
Rasulullah dedi ki ﷺ;
إن الله تعالى يرفع بهذا الكتاب أقواماً ويضع به آخرين.
Şüphesiz Allah Teâlâ bu Kitap (Kur’ân) sayesinde bazı kavimleri/insanları yükseltir, bazılarını da onunla alçaltır.
رواه مسلم.
İftirayı yöntem, jurnalciliği meslek edinmiş; insanları hurafelerle aldatan kimseler şunu iyi bilin:
Allah'a yemin ederim zulmünüze uğramış mazlumlar size gece gündüz beddua ediyor.
Yine bilin ki; Hakikat er ya da geç ortaya çıkar.
Kabirleri yüceltip insanları Allah'tan başkasına bağlamaya çalışanlar, batılı hak diye pazarlayanlar ve dillerini müminlere karşı kullananlar; Allah'ın adaletinden kaçamayacaktır.
Rabbim, hakkı batıldan ayırsın. İnsanları aldatanların maskelerini düşürsün. İftiracıları kendi sözleriyle rezil etsin. Hak ehline kurdukları tuzakları kendi başlarına geçirsin. İnsanları sapıklığa çağıranları ibret kıssası haline getirsin.
Zor günler geçer, izleri kalır.
Fakat müminin yönü değişmez,o hep Allah'ın vechini umar.
Her gecenin bir sabahı vardır; mesele sabah gelinceye kadar istikameti muhafaza etmektir.
Nefsim, anam, babam, ailem ve bütün varlığım Allah'ın dini ve Rasûlü'nün sünneti uğruna feda olsun.
Sabretmem gerekiyor, tâ ki sabrım sabrıma tahammül edemeyene kadar. Sabretmem lazım, tâ ki Allah meselem icin bir kapı açana kadar. Ve sabretmem lazım, tâ ki sabrım, sabretmem gereken bir meseleye
sabrettiğimi bilene kadar."
~İmam Şâfii
"Sayılı günlerde Allah’ı zikredin (tekbir getirin" (Bakara 203)
"Hz. Peygamber (s.a.v.) Arafe günü sabah namazından başlayarak teşrik günlerinin son günü (bayramın 4. günü) ikindi namazına kadar tekbir getirirdi." (Beyhaki)
Zilhicce'nin İlk On Gününde Tekbir Ve Hadisler
İbn Ömer (r.anhüma) kaynaklı, Resûlullah'ın (s.a.v.) "Allah katında şu on günden (Zilhicce'nin ilk on gününden) daha azametli ve içinde yapılan salih amellerin O'na daha sevimli olduğu hiçbir gün yoktur. O halde bu günlerde tehlili, tekbiri ve tahmidi çokça yapınız."
İmam Buhârî'nin aktardığına göre İbn Ömer ve Ebû Hureyre (r.anhüma) bu on günde çarşı pazar yerlerine çıkarak tekbir getirirler, insanlar da onlara eşlik ederlerdi. Tâbiîn fukahasının da bu günlerde yüksek sesle tekbir getirmeyi, bunu çarşılarda, evlerde, yollarda ve mescitlerde yapmayı müstehap gördükleri ifade edilmektedir.
Bu günlerde bu zikirleri çoğaltalım. Videoyu açıp, evde arka planda çalması dilimizin de tekrar etmesine vesile olabilir.
Bizleri ve tüm esir kardeşlerimizi dualarınızda unutmayın. Rabbim bu günlerde yaptığımız tüm salih amelleri ve ettiğimiz duaları kabul eylesin.