Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
"Ben İbn Acibe derim ki: Tecrübeyle sabittir ki kim, gece yatarken Kehf suresinin son ayetini okur ve gecenin herhangi bir saatinde kalkmaya niyet ederse Allahu Teala, onu kudretiyle o saatte uyandırır."
İbn Acibe, Bahrül Medid, Cilt 5
Yanlış hatırlamıyorsam imam nevevi fiten hadislerinden “giyinik çıplaklar olacak” hadisine denk gelince, bi insan hem giyinik hem çıplak olamaz bu aklıma yatmadı uydurmadır bu DEMEDİ!!!
Ne dedi? bunun senedi sahih ama içeriğini anlayamıyorum gelecekteki nesiller bunu bilir demişti.
Şimdi “transparan” elbiseler çıkınca, bu hadisin ne anlama geldiğini biz daha iyi anlıyoruz.
Arkadaşlar her hadisi/ayeti anlamamıza gerek yoktur. Bazıları geçmiş içindir bazıları gelecek içindir. Biz kendi bilgi verilerimizle yorumlarız. Yorumlayamadığımızı gelecek nesiller yorumlar deriz. Duruşumuz bu olsun.
"Akraban bile olsalar üç kişinin davetine ne gidilir ne de icabet edilir:
- Seni başkası aracılığıyla davet eden.
- Misafirlerini ayarladıktan sonra, geç vakit seni davet eden.
- Davet ederken “Gelebilirsen gel, gelemezsen de mazursun” diyen."
İmam şafi’nin hocası muhammed utbi anlatıyor:
Rasûlullâh’ın kabr-i şerîfleri yanında oturuyordum. derken bir bedevî gelerek:
selâm sana ey Allah’ın Resûlü, ben Allah’ın:
“Eğer onlar, kendilerine zulmetikleri zaman sana gelip de Allah’tan mağfiret dileseler ve Rasûl de onlar için mağfiret talebinde bulunsaydı, Allah’ı çok affedici ve merhametli bulurlardı.”
(Nisâ, 64) buyurduğunu işittim.
İşte günahlarımdan tevbe edip mağfiret dileyerek ve benim için Rabbime şefaatte bulunmanı isteyerek sana geldim.” dedi ve sonra şu şiiri okudu:
“Ey toprakta yatanların en hayırlısı, senin mübarek vücudun ile tüm ovalar ve dağlar şeref kazandı.
senin bulunduğun kabre benim canım feda olsun
ki o kabirdedir iffet, cömertlik ve kerem.
sen, sırat üzerinde ayakların kaydığı zaman şefaati ümit edilen bir şefaatçisin.
yanındaki iki arkadaşını da aslâ unutamam
kalem yazdığı müddetçe hepinizin üzerine benden selâm olsun.”
sonra bedevî oradan ayrıldı. o esnada bana bir uyku bastırdı. rüyamda Resulullah’ı gördüm. bana:
“Ey Utbî! bedeviye yetiş ve Allah’ın onu bağışladığını kendisine müjdele!” buyurdu.
Bu şiir, şu anda efendimiz’in hücre-i saâdetlerinin iki sütununda yazılı…
Acizlikten sayılan şeylerden biri de sırrı evlada ve eşe açıklamaktır. Mal da sır kapsamındadır. Onları mala muttali kılmak, eğer mal çok ise miras bırakanın ölümünü temenni etmelerine sebep olabilir; eğer az ise varlığından hoşnutsuzluk duyarlar. Çok ise çokluğuna göre istemeye kalkarlar ve böylece harcamalarla onu tüketirler.
İbnul Cevzi رحمه الله