Fatih Altaylı’nın ekteki görüşüne katılıyorum.
Türkiye’de korsan kitapların bu kadar yaygın olması gerçekten canımı sıkıyor. Bazı insanlar gidip korsan basımlardan Dostoyevski'nin eserlerini okuyor, fotokopi kitaplardan kalkülüs öğreniyor; sonra da utanmadan “Sen de kültürlüsün, ben de. Sen mühendissin, ben de.” diyebiliyor.
Ben okuduğum kitapların orijinallerini aldım, emeğe ve bilgiye değer verdiğim için hakkı olan parayı ödedim. Buna rağmen, korsan ve fotokopi kitaplarla çalışanlarla aynı seviyede olduğumun iddia edilmesi ağrıma gidiyor. Yazarına, yayınevine ve üretim sürecine saygı duyup orijinalini alan biri olarak, emek hırsızlığını normalleştirenlerin çalıntı bilgi sayesinde kendilerini aynı kültürel konuma yerleştirmeye çalışmaları gerçekten rahatsız edici.
Ne yazık ki Türkiye’de pek çok insan, emeğe saygı duyup destek olmayı, korsan kullanarak bu emeği hiçe sayanlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Beni asıl rahatsız eden de tam olarak bu zihniyet farkı.
bir bu olay iki de cb seçim zamanı akyazıda köye asılan chpli iyipli yspli giremez pankartı
bura nasıl memleket aq keşke halilzâde gibi zonguldak devrek’li olsaydım