Merhaba,
Bu hesabı, meslektaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması sonrası dayanışmayı büyütmek ve süreçle ilgili gelişmeleri paylaşmak için açtık.
Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek.
Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi “Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!”
“Hayatın amacının “mutlu olmak” olduğuna inanamıyorum. Bence hayatın amacı yararlı olmak, sorumlu olmak, onurlu olmak, şefkatli olmaktır. Her şeyden önce, yaşadığına değmesidir: Hesaba katılmak, bir şeyleri savunmak, yaşamış olmakla bir fark yaratmış olmaktır.”
― Leo Rosten
Ez bawer dikim ku heta huner me li ser wekhevî, rêzgirtina hev û hevnaskirinê bide ramandin kêra wê heye. Di serpêhatiya nûjenbûna Kurdî ya ji gund ber bi bajêr ve, bêyî îdiaya axaftina bi navê girseyan, ez hewl didim rastiya xwe ya kesane û halên 'Mihemed'bûna xwe vebêjim. Ji ber ku xebata min a li ser vê sehnê, tenê gava salon tije dibin û bi hebûna we civakîbûnekê peyda dike, temam dibe.
Sanatın; bizleri eşitlik, karşılıklı saygı ve birbirini tanıma üzerine düşündürdüğü sürece bir işlevi olduğuna inanıyorum. Kürtçenin köyden kente uzanan modernleşme serüveninde, kalabalıklar adına konuşma iddiasına girmeden, kendi bireysel gerçekliğimi ve 'Mehmet' olma hallerimi anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bu sahnedeki faaliyetim ancak salonlar dolduğunda, sizlerin varlığıyla bir toplumsallık kazandığında tamamlanıyor.
Ez bawer kena ke, heta ke huner ma seyîye, hûrmetê yewbînan û şinasnayîşê yewbînan ser o fikirneno, yew gureyê ci esto. Pêroyê modernbîyayîşê Kurdkî de ke dewe ra reseno sûke, bê ke ez bikewi îdîaya qiseykerdişê namê zafan, ez cehd kena ke raştîya xo û halê 'Mihemed'bîyayîşê xo vaja. Çike na sehne de xebata mi, tena wexta ke salonî benê pirr, bi estbîyayîşê şıma yew komelkîye qezenc kena û temam bena.
I believe that art only has a function insofar as it makes us reflect on equality, mutual respect and understanding one another. In my exploration of the modernisation of the Kurdish language, I aim to convey my personal experiences as 'Mehmet', without purporting to represent the views of the majority. My activity on this stage is only complete when the halls are full and it gains a social dimension through your presence.
"Susamam, barışa sözüm var"
"Yanlış kurulmuş pek çok şeyi düzeltebilir insan"
Metin: Süreyya Karacabey
Kurgu: Sinem Bayraktar
Seslendirme: Jülide Kural
Manifest grubuna açılan soruşturma, sahne sanatlarına ve kadının özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.
Bu ülkede binlerce çocuk gelin varken, daha geçen gün Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşında bir ‘işçi’ kız çocuğu katledilmişken,
kadınların yaşam güvencesi olan 6284 sayılı yasa hakkında mücadeleye çoğunluk kulaklarını tıkamışken,
Narin’den Rojin’e yüzlerce cinayet karanlıkta kalmışken,
tek kelime etmeyenler;
Sahneye çıkan kadınların kıyafetleri hakkında milyonlarca paylaşım yapıyor! Rezalet! Utanç duyuyorum!
İşte tam da bu yüzden vah halimize!
Kadın şarkı söyler, dans eder, istediğini giyer, sahnede özgürce var olur. Bu özgürlüğü hedef alan her saldırı, toplumun tümüne yönelmiş bir tehdittir.
Manifest’i cezalandırırsanız ne olacak?
K pop gruplarını, dünyada yüzlerce örneği olan kız gruplarını takip etmeyecek mi evdeki çocuklarınız? Ahlak bekçiliği yaparak koruyamazsınız çocuklarınızı. Onlara güvenerek,
sevgiyle sarmalayarak, eğiterek, örnek olarak korursunuz.
Bu memlekette her dakika ‘namus’ cinayeti işleniyor. Sizin bu linçlerinizi asıl hak eden o namussuzlardır!
Siz önce suça süreklenmiş çocukları, çeteleri gündem edin! Bu güzel genç kadınları değil!
#KadınınBedeniKendiKararıdır #Manifest
#benimbedenimbenimkararım #6284
TURAN DURSUN.
Hakikati söylediği için öldürüldü.
Sivaslı bir imamın oğlu olarak dünyaya geldi.
Anadili Türkçe dışında çok iyi Kürtçe, Arapça ve Çerkezce biliyordu.
Kendisi de uzun süre vaizlik ve müftülük yaptı.
Sonunda "Kendim inanmadığım bir şeyi savunarak insanları kandıramam" diyerek ateist olduğunu açıkladı.
Buhuri'nin yazılarını Türkçeye çevirerek Aişe'nin Muhammed'le evlendiğinde 9 yaşında olduğundan ilk o haberdar etti bizi.
Şöyle diyordu Turan Dursun:
"Ey İslam bilgini geçinen cahiller, ben sizin hepinizden daha fazla İslam bilginiyim. Tüm kitapları, tüm ayetleri, tüm hadisleri sizden kat kat iyi bilirim. Sadece bugünkü değil, 1500 yıl önceki Arapça'yı da en iyi bilen insanlardanım. Gelin ve bana 'yanlışsın, hatalısın, gerçekleri çarpıtıyorsun' deyin. Biriniz çıksın ve bunu desin. İşte buradayım. Hepinize bin kere hodri meydan. Var mısınız çıkıp beni tuş etmeye? Hadi çıkın karşıma!"
Kimse karşısına çıkamadı Turan Dursun'un. Kitapları yok satarken bile, bugün din sömürüsü üzerinden kesesini dolduran ilahiyatçılardan, cemaat ve tarikat liderlerinden bir tanesi bile karşısına çıkmaya cesaret edemedi...
Sadece en iyi bildikleri şeyi yaptılar.
Kahpe bir kurşunla katlettiler aydınlık savaşçısı Turan Dursun'u.
Turan Dursun - 4 Eylül 1990
Saygı ve özlemle anıyoruz..
Alıntı
---
"Bir ışığım var ise, çevreme aydınlık vermeliyim."
Turan Dursun