Bir baba düşünün…
Kızının adını, Galatasaray’ın efsane kaptanı Işıl Alben’den esinlenerek “Işıl” koyuyor.
Oğluna “Haci” adını koyarken, Galatasaray tarihinin en büyük efsanelerinden Gheorghe Hagi’nin hatırasını yaşatıyor.
Bu baba; Yunus Dinç.
Hayatının her yerine Galatasaray’ı koymuş bir baba.
Ama bugün bizden forma, maç bileti, transfer ya da şampiyonluk için destek istemiyor.
14 yaşında kaybettiği kızı Işıl Öykü için ADALET istiyor.
Işıl’ın hayatını kaybettiği olayın üzerinden uzun zaman geçti. Davanın sanığı hâlâ tutuksuz yargılanıyor. Aile ise kızlarının sesini duyurabilmek ve adaletin sağlanması için mücadele ediyor.
Yarın, 11 Eylül saat 11.00’de çok önemli bir duruşma var.
Galatasaraylılık yalnızca 90 dakika aynı takımı desteklemek değildir.
Bazen hiç tanımadığın bir Galatasaraylının acısını kendi acın bilmek, onun evladının sesi olmaktır.
Bugün Işıl’ın ailesi yalnız kalmamalı.
Milyonlarca Galatasaraylıdan ricamız:
Işıl’ın adını paylaşın.
Bu davayı duyurun.
Ailenin sesine ses olun.
Bir çocuğun adalet arayışı gündemin arasında kaybolmasın.
Bu kez sesimiz tribünden değil, Işıl için yükselsin.
IŞIL ÖYKÜ DİNÇ İÇİN ADALET!
Sanki lig son 4 sezondur oynanıyormuş gibi, bi bellemişler "son 4 sezondur Galatasaray sezonun ikinci yarılarında ev sahibi" diye, hepsi aynı makamdan cazgırlıkta, utanmazca!
E ondan önceki 5 sezona bakınca da Fener ev sahibi... Seri halde diye bakarsak Fenerbahçe üst üste daha fazla 2. yarılarda ev sahibi olmuş.
Son 10 sezonu çıkardım ben, info-grafikte👇
Sayılar eşit.
Her iki durumda da tek bir şampiyonlukları yok, ama cazgırlıkta Fenerliler kadar arsızı yok!
Bi gidin Allah aşkınıza! Çıkın topunuzu oynayın.
Bütün maçlar evinizde oynansa, "oyuncularımızın canı sıkıldı, fikstür şikesi var" diye ağlayacaksınız!
Azıcık mert olun. Kanser ettiniz ülke futbolunu ruh hastaları!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul hükümeti ile Ankara hükümeti arasındaki fark neyse Kayyum Kemal ile Özgür Özel arasındaki fark da odur. Birincisi yasal olabilir ama meşru olan ikincisidir.
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.
Saçma sapan golümüzü iptal ettiler, bu yapı ile Ali Koç 7 sene baş edememiş biz nasıl edelim? İlk maçta lehlerine penaltı, bu maç golümüzün iptali, aga bırakalım oynamayalım o zaman ligden mi çekilelim?
Abdulkerim. Seni ovmekten bir gun vazgecmedim. Abdulkerimianni olsaydi adin, Socrates su bu Athletic’den cevirilerini yapip guzel ikonik fotolarinla havali cocugu oynarlardi. Ama senin adin Abdulkerim. Simdi seni hepsi takdir edecek. Ama unutma: sen artik bir Galatasaray efsanesisin. Helal sana benim canim kardesim!
Hiçbir kadını erkek şiddetine kurban vermediğimiz, eşit, adil ve mutlu yarınlara..
eşitlik için çalışan, çabalayan, var olabilen, sesini çıkaran tüm kadınlarımızın #8MartDünyaEmekçiKadınlarGünü kutlu olsun .
hayata bazen iyi ataklar yaparız, sonuç alırız almayız bazen bloklarla karşılaşırız, bazen geçeriz bazen düşeriz. Kadınların birbirinin yanında olması ve birbirine saygı duyması, çabanın ve emeğin değerini bilmesi dayanışmanın en önemli noktalarından biridir. ruhunla miyavlamak ya da kükremek fark etmez bu yolda hep beraberiz 🫂🤍
kudurtarak yendim dediği takımda da düşmanı yok yanlış anlaşılmasın siyasi görüşü veya cinsel yönelimi yüzünden linç yediği her an arkasında duran kadınların oynadığı takımdan bahsediyo
Yağız Kaan Erdoğmuş’un dünyanın en iyi 50 satranç oyuncusu arasına girdiğini öğrendim. Üstelik ilk 50deki en genç sporcu. 14 yaşındaki sevgili yağızı kutluyorum, başarılarının devamını diliyorum.
Zafer Partisi iktidarında satranç sporcularına daha fazla destek vereceğiz. İlk 50de 1 değil, ilk 20de 19 Türk sporcu yetiştirmeyi hedefleyeceğiz.
@zaferpartisi