Kediye “oğlum, kızım” demek herkes için aynı anlamı taşımaz. Kimi bunu eksik bir insan ilişkisinin yerine koyar. Başkası sadece şefkat dilini böyle kurar. Kelimeler ve duyguların birden fazla anlamları vardır. Kedilerin Babası Ebu Hüreyreye bu lakabı Peygamberimiz vermişti. Şerefli bir ünvan olarak görmüştü.
Dışarıdan bakıp herkesin kalbindeki niyeti travma, acizlik veya köle arayışı diye katı şekilde yorumlamak insan iç dünyasının derinliğini kaçırır.
İnsan da, hayvan da Hakkın emanetidir. Bir kedinin başını okşayan, bir köpeğe su veren kişi bazen sadece merhametini çoğaltıyordur. Herşeyi Hakkın merhameti kuşatmıştır.
Elbette insan, insanla bağ kurmaktan kaçıyorsa bununla yüzleşmelidir. Ama bir hayvanı sevmek, insanlardan kaçmak anlamına gelmek zorunda değildir. Kalbi geniş olan hem insana hem hayvana yer açar.
Ancak önemli bir konu daha var. Nefret bir vicdan hastalığıdır, sevgi değildir. Hayvanları sevenlerden nefret etmek ve yargılamak daha büyük manevi yaralara işaret eder... Nefretin tedavilerinden biri de sevgidir... Yani kalbin merhametini genişletmektir.