"Allah'ım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lütfettiğin âfiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezâdan ve senin gazâbını üzerime çekecek her şeyden Sana sığınırım." (Müslim, Zikir, 96)
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Ezânı işittiğiniz zaman, onun dediğini tekrarlayın. Sonra bana salât getirin. Çünkü gerçekten kim bana bir defa salât getirirse, Allah onu on rahmet ile anar.
Sonra da benim için Allah’tan vesile isteyin. Çünkü vesile cennette bir makamdır ki, ancak Allah’ın kullarından bir kula layık görülmüştür, umarım ki o kul ben olayım.
Artık kim benim için Allah’tan vesile isterse, şefaatim ona helal olur.” (Müslim, Salât, 11 [384])
Konu ile ilgili olarak Buhârî’de yer alan rivâyet şöyledir: “Her kim ezânı işittiğinde ardından;
اللَّهُمَّ رَبَّ هذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامةِ والصَّلاةِ القَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدا الوَسِيلَةَ والفَضِيلَةَ
وابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمودًا الَّذِي وَعَدْتَه.
Ey bu tam davetin ve kılınmak üzere olan bu namazın Rabbi olan Allah’ım!
Muhammed’e vesileyi, fazileti ihsan et.
Bir de kendisine vadettiğin Makam-ı Mahmûd’u verip oraya ulaştır’ derse, kıyamet gününde benim şefaatim ona helal olur.” (Buhârî, Ezân, 8 [614])
Bazı kaynaklarda, duanın sonuna “sen va’dinden dönmezsin.” ifadesi eklenmiştir.
(Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 1/603-604 [1933])
Ezân bittiğinde onu duyanlar bu hadiste ifade edildiği şekilde dua ederler.
Ayrıca “Ezân ile kâmet arasında dua reddolunmaz.”
(Ebû Dâvûd, Salât, 35 [521]; Tirmizî, Salât, 44 [212]) hadisi gereği, vesile duasının ardından başka dualar da yapılabilir.
(Nevevî, el-Mecmû’, 3/118)
İmam Gazzâlî:
"Bir insan ki ailesiyle güven içinde, bedeni afiyette, o günlük nafakası da mevcut olduğu halde dünyalık işlerden dolayı gam ve hüzün duyuyorsa; bu onun ahmaklığı ve noksanlığı sebebiyledir.”
Rasûlüllâh (sallâllahu aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, vücudu sıhhat ve afiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.”
(Tirmizî, Zühd 34.)
Ebû Zer' (radıyallahu anh) şöyle anlatıyor: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana öğüt ver."
Allah Resûlü sallellahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sana, yüce Allah'tan sakınmanı (takvayı) tavsiye ederim.
Çünkü o her şeyin başıdır.
>>
Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artar ve sonunda tüm kalbini kaplar.
(Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83)
Ebû Hüreyre Abdurrahmân b. Sahr’dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Allah, sizin cüsselerinize ve şekillerinize değil, kalplerinize ve amellerinize bakar.
(M6542 Müslim, Birr, 33)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
"Kardeşinin uğradığı felâketi sevinçle karşılama! Allah onu rahmetiyle o felâketten kurtarır da seni derde uğratır." (Tirmizî, Kıyâmet 54)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Sizden biri yemek yediği zaman, 'Allah'ım, bu yemeği bizim için bereketli eyle ve bize bundan daha hayırlısını ikram eyle.' desin.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 21)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Bir kişinin yiyeceği iki kişiye, iki kişinin yiyeceği dört kişiye, dört kişinin yiyeceği ise sekiz kişiye yeter.” (Müslim, Eşribe 179)
Rasûlullah ﷺ şöyle duâ ederdi:
“Allahım! Beni bağışla, bana hidayet nasip eyle, bana rızık ver, beni âfiyette daim eyle ve bana merhamet et.” (Müslim, Zikir ve Duâ 35)