Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
Lanet olsun sana ve kurduğun düzene…
5'li çeteler eliyle milletin parasına,
Uyuşturucu baronlarının eliyle gençlerimize ve geleceğimize,
Bozduğun ve kontrolün altına aldığın yargı eliyle dışarı saldığın katiller, çocuklarımızın ve kadınlarımızın canına ve ırzına bela oldu.
Yeni doğan bebeklerimizin canı, para için sağlık çetesine teslim edildi.
12 bebeğimiz senin sisteminin adamları tarafından 3 kuruş kazanmak için hayata gözünü yumdu…
Yüreğime çok ağır geliyor, acımı dile getirebilmek için kullanacağım cümle; en hafif tabiri ile: ‘’Allah belanı versin!’’
Ülke yangın yeri, can havlindeyiz; sen hala çıkmış ‘’hançer’’ diyorsun.
Seninle mücadele etmeyenin de Allah belasını versin.
Türkiye’ye ait her şeyle gurur duyar, devletimizle onur duyarız.
Fakat Saray’daki zat, kendini devlet sanmakta ve tek adamlık sanrılarıyla yaptığı yanlışları devlete yıkmaya devam etmektedir! Geçmişte olduğu gibi, bugün de yarın da yaptığı her yanlışın hesabını sormak hem yurttaşlık hem de CHP’lilik görevidir!
Erdoğan, yine gerçeklerle algıları yer değiştirmeye başlamış; New York’taki Türkevi’nden rahatsızlık duyduğumuzu söylemiş. Anlaşılan, her yaptığına göz yumanlar ona sonsuz kudret hissi vermiş ki karşı çıktığımız yolsuzluk ve rüşvet iddialarını görmemiş!
Erdoğan, şunu iyi bilmelisin ki Kemal Kılıçdaroğlu ismi sıradan bir isim olabilir, ancak yaptığın ve yapacağın her yanlışın hesabını soracak birisidir!
Devrik lider diyorsun, Bay Kemal diyorsun ama “yolsuzluk yaptı, hırsızlık yaptı, devletin malını eş dost akrabalarına peşkeş çekti” diyemiyorsun…
Sen, millet vicdanında yenilmiş bir adamsın...
Günahlarına devleti ortak etmekten ve muhalefet (!) içinde yandaş aramaktan vazgeç.
Ne CHP’de ne de bu halktan sana ortak çıkmaz!
Unutma ki CHP, son kaledir ve yine unutma ki ilk direniştir…
Nefesim her daim ensende olmaya devam edecek!
Merkepler Adam Olur, Sen Adam Olmazsın.
Güç, Fetö terör örgütündeyken her organizasyonlarına koşup yalakalık yapan Kepaze.
Doğan Grubunda çalışırken Ciner'e küfür eden, Ciner daha çok para verince oraya geçen, patronların Satılık elemanı.
İnsan Hakları Derneği Başkanı bir Hanım için;
"Gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"
diyen NAMERT Kadın Düşmanı.
Saray talimatıyla oynanmış anketler yayınlayan İş birlikçi.
"Eline sağlık" paylaşımından ötürü sadece ama sadece savcılığa çağrıldığın için,
"Ben anket yaptım" diyerek özür dileyen Korkak.
Muhalifmiş.
"Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılmaya koşan" besili bir koyundan farkın
yok.
Kalemin satılık.
Ruhun satılık.
Hatta küfür yuvası ağzın bile satılık.
Belinde tabancayla gazetecilerin grev çadırını basan,
Çalıştığın kurumda gazeteci kıyımı yapılırken "Ne yapabilirdim" diyen,
Yanında çalışan kadın gazeteciye beyzbol sopası gösteren,
Onurlu gazeteci düşmanı, paranın kölesi bir Çukursun.
Gezideki tutumunu da unutmadım!
Ve daha niceleri.
Şimdi gelelim, senin "Akp için çalışıyor - Dış devletlerin Ajanı" iftiralarına ve vicdansızca
söylediğin
"Ayağı asfalttan başka yere değmez" sözüne,
Be Gafil!
Ben, Bu partiyi senin gibi "elinde viski kadehleriyle partime yön veren" alçakların elinden aldım ve
Halkın Partisi yaptım.
Bina görevlileri ile oturdum.
Kağıt toplayıcıların arkadaşı oldum.
Evlere temizliğe giden kadınlara yoldaş oldum.
Çok fakir sofrasına oturdum.
Emekliyle, işçiyle, garibanla hemhal oldum.
Sarayın değil, yoksulun sofrasına oturdum.
Be Müptezel!
"Akp işbirlikçisi-Dış Devlet Ajanı" diyorsun.
Terör örgütü kurşunladı beni, kucağımda Asker Şehit verdim.
İki polis kardeşim yaralandı, ölümden döndük.
Acıları hala ağır geliyor yüreğime.
Be Paranın Emrindeki tetikçi!
Defalarca linçlere uğradım, ölümlerden döndüm.
"Yakın o evi" dediler, santim geri adım atmadım.
Adalet için 70 yaşımda 500 km yol yürüdüm.
Senin gibi kaç tane namerdin hakaretlerine uğradım.
Hayatım tehditlerle ve saldırılarla geçti.
Ne zaman korktum?
Ajan veya işbirlikçi bir adamın parası olur, mal varlığı olur.
Oğlunun Amerikalarda çiftliği, Gemicikleri, Vakıfları olur.
Cevap ver!
Namusum ve Mücadelemden başka
NEYİM VAR?
Ajan ve İşbirlikçi olduğumu ispatlamaz isen,
Namussuz ve Alçaksın!
Beni daha fazla konuşturma!
Bak Fatih!
Bu güneşin altından,
Parayla işi olmayan çok adam geçmedi.
Sen bu Ruhu ve Mücadeleyi anlayacak kapasitede değilsin.
Parayla işim olsa, seni satın alır,
Saraya karşı bağlardım.
Ama benim Parayla-Pulla işim yok.
Müesses Nizamın adamları ve
Sermayenin tetikçileri,
Çarkınız kırılacak-Düzeniniz bozulacak.
Hodri Meydan!
Bu Memleketi ve Partimi Sizlerden kurtarıncaya kadar BURDAYIM.
Siz bir, ben bir.
Rahmetli Levent Kırca'yı saygıyla ve özlemle anıyorum.
En başta Sevgili Gençlerimiz olmak üzere yukarıdaki yazımı okuyan bütün Kardeşlerimden
o lafları benden duydukları için özür diliyorum.
İnanın bunlarla baş etmenin başka bir yolunu bulamadım.
Affınıza sığınıyorum.
Dostlar,
Bu yapılanmalar bir günde oluşmadı.
Koca koca sermayeler ve
Milletimizi felakete sürüklemek,
Vatanımızı bölmek için kurulan koca bir düzen var ortada.
Müesses Nizam!
Bunlar da bu yapının parçacıkları.
Lütfen dikkat edin!
Bu yapılar ne yapıyor?
Sözde muhaliflermiş gibi hem Partimizi hem de muhalefet bloğunu bölmeye uğraşıyorlar.
İşimiz gerçekten kolay değil.
Sadece daha net anlaşılabilmek için bir örnek vereyim.
Yukarıda bahsettiğim zat şimdilerde çıkmış meydana,
"Şu ilçe Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olsun."
"Bu belediye başkanı, şu başkandan daha iyi" gibi cümleler kuruyor.
Partimizde ve muhalif seçmende kafa karışıklığı oluşturmak,
Saraya olan öfkeyi başka
alanlara dağıtmak için operasyon yapıyorlar.
Bunlar Psikolojik Harp Uzmanları.
Bunlar Suret-i Haktan görünen İblisler.
Hep birlikte Başaracağız.
Başarmak Zorundayız.
Tekrar herkesten özür diliyor,
Saygılarımı sunuyorum.
Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim!
Sayın Uğur Dündar'a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin "Bizim Uğur"u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan'ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
"Gün geçmiyor ki" cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; "İnadına mini etek, inadına dekolte" sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında "Tesettür Faciası" başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük "fedakarlıklar" yapan, andıçların Uğur Dündar'ı…
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine "şanlı şanlı" döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi'ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960'lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6'lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım.
Berkin Elvan'a da ağladık, Eren Bülbül'e de...
Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de...
Deniz Gezmiş'le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük.
Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…
Pislikler döküldü yürüdük...
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için "Yakın o evi" dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6'lı masa bileşenlerine "siyasi rüşvet aldınız" imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!